Öne Çıkanlar Türk EğitimSen tarsus Nöbetçi Eczane Listesi 30.08.2012 HAYATI HARRANİ SELAHADDİN EYYUBİ Fatih Yenigün kaza tacloban

Bu haber kez okundu.

Adalet, Adavetle Kaybolur

Hak namına, hakikat hesabına olan tesâdüm-ü efkâr ise, maksatta ve esasta ittifak ile beraber, vesailde ihtilâf eder. Hakikatin her köşesini izhar edip, hakka ve hakikate hizmet eder. Fakat tarafgirâne ve garazkârâne, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverâne bir tarzdaki tesâdüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor. Çünkü maksatta ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının küre-i arzda dahi nokta-i telâkisi bulunmaz. Hak namına olmadığı için nihayetsiz müfritâne gider, kàbil-i iltiyam olmayan inşikaklara sebebiyet verir. Hâl-i âlem buna şahittir.

Elhâsıl: “El-hubbu lillah. Ve’l-buğzu fillah. Ve’l-hükmü lilllah.” [Allah için sevmek. Allah için buğzetmek. Allah için hüküm vermek.] olan desâtir-i âliye, düstur-u harekât olmazsa nifak ve şikak meydan alır.

Evet, “El-buğzu fillah. Ve’l-hükmü lilllah.” demezse, o düsturları nazara almazsa, adalet etmek isterken zulmeder.

Cây-ı ibret bir hâdise:

Bir vakit, İmam-ı Ali Radıyallahü Anh bir kâfiri yere atmış. Kılıcını çekip keseceği zaman, o kâfir ona tükürmüş. O, kâfiri bırakmış, kesmemiş. O kâfir ona demiş ki: “Neden beni kesmedin?”

Dedi: “Seni Allah için kesecektim. Fakat bana tükürdün; hiddete geldim. Nefsimin hissesi karıştığı için ihlâsım zedelendi. Onun için seni kesmedim.”

O kâfir ona dedi: “Beni çabuk kesmen için seni hiddete getirmekti. Madem dininiz bu derece sâfî ve halistir; o din haktır” dedi.

Hem medar-ı dikkat bir vakıa:

Bir zaman bir hâkim, bir hırsızın elini kestiği vakit, eser-i hiddet gösterdiği için, ona dikkat eden âdil amiri onu o vazifeden azletmiş. Çünkü Şeriat namına, kanun-u İlâhî hesabına kesse idi, nefsi ona acıyacak idi. Ve kalbi hiddet etmeyip, fakat merhamet de etmeyecek bir tarzda kesecekti. Demek, nefsine o hükümden bir hisse çıkardığı için, adaletle iş görmemiştir.

(...)

Altıncı Vecih

Hayat-ı maneviye ve sıhhat-i ubudiyet, adavet ve inat ile sarsılır. Çünkü vasıta-i halâs ve vesile-i necat olan ihlâs zayi olur. Zira, tarafgir bir muannid, kendi a’mâl-i hayriyesinde hasmına tefevvuk ister. Halisen livechillâh amele pek de muvaffak olamaz. Hem hüküm ve muamelâtında tarafgirini tercih eder, adalet edemez. İşte ef’al ve a’mâl-i hayriyenin esasları olan ihlâs ve adalet, husumet ve adavetle kaybolur.

Mektubat, s. 316-318

LÛ­GAT­ÇE:

adavet: Düşmanlık, kin.

ef’al ve a’mâl-i hayriye: Hayırlı işler ve fiiller, hayırlı ameller.

bârika-i hakikat: Hakikat şimşeği, parlaklığı.

desâtir-i âliye: Yüksek prensipler.

halisen livechillâh: Halis, sadece Allah için.

hodfüruşluk: Kendini beğenmek, kendini satmak.

inşikak: Bölünme, ikiye ayrılma.

kàbil-i iltiyam: Yaranın hastalığın iyileşebilmesi, şifa bulur olması.

küre-i arz: Dünya, yer küre.

muannid: İnatçı, ayak direyen.

nifak: İki yüzlülük, münafıklık, bozgunculuk.

nokta-i telâki: Buluşma, kavuşma noktası.

sıhhat-i ubudiyet: Kulluktaki sıhhat, doğruluk, sağlamlık.

şikak: Uyuşmazlık, anlaşmazlık.

tefevvuk: Üstün olma, üstünlük.

tesâdüm-ü efkâr: Fikirlerin çarpışması.

vasıta-i halâs: Kurtuluş aracı.

vesail: Vesileler, sebepler.

vesile-i necat: Kurtuluş vesilesi, aracı.

KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34