Dinimiz Bir, Kıblemiz Bir, Devletimiz Bir

Dinimiz Bir, Kıblemiz Bir, Devletimiz Bir

23 Nisan 2019 Salı 02:55
Bu haber 143 kez okundu
Dinimiz Bir, Kıblemiz Bir, Devletimiz Bir
banner39
 
Malûmdur ki adavet ve muhabbet, nur ve zulmet gibi zıttırlar.



İkisi, mana-i hakikîsinde olarak beraber cem olamazlar. Eğer muhabbet, kendi esbabının rüçhaniyetine göre bir kalpte hakikî bulunsa, o vakit adavet mecazî olur, acımak suretine inkılâb eder. Evet, mü’min, kardeşini sever ve sevmeli. Fakat fenalığı için yalnız acır. Tahakkümle değil, belki lütufla ıslahına çalışır. Onun için, nass-ı hadis ile, “Üç günden fazla mü’min mü’mine küsüp kat’-ı mükâleme etmeyecek.”

Eğer esbab-ı adavet galebe çalıp, adavet, hakikatiyle bir kalpte bulunsa, o vakit muhabbet mecazî olur, tasannu ve temelluk suretine girer.

Ey insafsız adam! Şimdi bak ki, mü’min kardeşine kin ve adavet ne kadar zulümdür. Çünkü nasıl ki sen adi, küçük taşları Kâbe’den daha ehemmiyetli ve Cebel-i Uhud’dan daha büyük desen, çirkin bir akılsızlık edersin; aynen öyle de, Kâbe hürmetinde olan iman ve Cebel-i Uhud azametinde olan İslâmiyet gibi çok evsaf-ı İslâmiye muhabbeti ve ittifakı istediği halde, mü’mine karşı adavete sebebiyet veren ve adi taşlar hükmünde olan bazı kusuratı iman ve İslâmiyet’e tercih etmek, o derece insafsızlık ve akılsızlık ve pek büyük bir zulüm olduğunu, aklın varsa anlarsın.

Evet, tevhid-i imânî, elbette tevhid-i kulûbu ister. Ve vahdet-i itikad dahi, vahdet-i içtimaiyeyi iktiza eder. Evet, inkâr edemezsin ki sen bir adamla beraber bir taburda bulunmakla, o adama karşı dostâne bir rabıta anlarsın; ve bir kumandanın emri altında beraber bulunduğunuzdan, arkadaşâne bir alâka telâkki edersin; ve bir memlekette beraber bulunmakla, uhuvvetkârâne bir münasebet hissedersin. Halbuki imanın verdiği nur ve şuur ile ve sana gösterdiği ve bildirdiği Esma-i İlâhiye adedince vahdet alâkaları ve ittifak rabıtaları ve uhuvvet münasebetleri var.

Meselâ, her ikinizin Hâlık’ınız bir, Malik’iniz bir, Ma’bud’unuz bir, Râzık’ınız bir; bir, bir, bine kadar bir, bir. Hem Peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir; bir, bir, yüze kadar bir, bir. Sonra, köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir; ona kadar bir, bir. Bu kadar “bir, bir”ler vahdet ve tevhidi, vifak ve ittifakı, muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği ve kâinatı ve küreleri birbirine bağlayacak manevî zincirler bulundukları halde, şikak ve nifaka, kin ve adavete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mü’mine karşı hakikî adavet etmek ve kin bağlamak, ne kadar o rabıta-i vahdete bir hürmetsizlik ve o esbab-ı muhabbete karşı bir istihfaf ve o münasebat-ı uhuvvete karşı ne derece bir zulüm ve i’tisaf olduğunu, kalbin ölmemiş ise, aklın sönmemiş ise anlarsın.

Mektubat, Yirmi İkinci Mektub (Uhuvvet Risalesi), s. 310
LÛ­GAT­ÇE:

adavet: düşmanlık, husumet.

cem olmak: bir araya toplanmak.

esbab: sebepler, vasıtalar.

esbab-ı adavet: düşmanlık sebepleri.

esma-i İlâhiye: Allah’ın isimleri.

istihfaf: küçümseme, hafife alma.

i’tisaf: doğru yoldan ayrılma, sapıtma.

kat’-ı mükâleme etmek: konuşmayı kesmek, konuşmamak.

rabıta: bağ.

rabıta-i vahdet: birlik, beraberlik bağı.

rüçhaniyet: üstünlük.

şikak: uyuşmazlık, ayrılık.

tahakküm: zorbalık etme, baskı.

tasannu: yapmacık.

temelluk: dalkavukluk, yaltaklanma.

tevhid-i imanî: imanda birlik, inanç birliği.

tevhid-i kulûb: kalplerin birliği.

uhuvvet: kardeşlik.

vahdet: birlik.

vahdet-i içtimaiye: sosyal birlik, beraberlik.

vahdet-i itikad: inanç birliği.

vifak: aynı düşüncede olma, uyum.

zulmet: karanlık



KAYNAK: YENİ ASYA


ADMİN  1

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner38

banner37

banner34