Evvelâ, Biz Müttefik Olalım

Evvelâ, Biz Müttefik Olalım

15 Nisan 2019 Pazartesi 02:37
Bu haber 96 kez okundu
Evvelâ, Biz Müttefik Olalım
banner39
 
[“Ziya-i Hakikat” başlıklı makaleden “İttihad-ı Muhammedî” cemiyetiyle ilgili suallere cevaplar (Volkan, 25 Mart 1325 / 7 Nisan 1909)]



İhtar ediyorum ki; İttihad-ı Muhammedî dediğimiz cemiyet bazı zevattan ibaret bir cemiyet değildir ki, o efradın tefrikiyle veya sû-i istimaliyle leke gelsin. Zira şemsin küçük bir misaline ma’kes olan bir cam parçası kırılsa veyahut göz yummakla nehar leyle tahvil edilse, bütün aynalarda mütecelli olan ziya-i şems mürtefi olmadığı gibi, buradaki resmî cemiyet teferrük etse ve hasbe’z-zaman tebeddüle uğrasa, yine şems-i hakikat-i ittihad-ı Muhammedînin tecelliyatına sekte getiremez. Zira ittihad-ı Muhammedî hakikaten her mü’mini muhittir. Lâkin bazı zevat-ı ma’dude, nısf-ı küre-i arzda kurulmuş o cesim fabrika-i İslâmiyet’in çarklarını temizlemek ve harekâtını tesri etmek için başkalarını dâvet ve istimdadla hademe gibi hizmet ettirecektir ki, bunların en birincisi ulema ve meşayih ve talebe ve hutebadırlar.

Sual: Şimdiye kadar bu fikre neden teşebbüs olunmadı?

Elcevap: Zaten istibdat herkesin şevkini kırıp, atalete sevk ediyordu. Şimdi ise, madem ki Meşrûtiyette efkâr-ı amme hâkimdir; o efkârın eczası da her ferdin fikr-i mahsusudur. Her fert de hareket etmek lâzımdır; tâ cereyan-ı umumî muhtel olmasın. Binaenaleyh, yalnız saadet-i vatan ve selâmet-i hükûmet olan makasıt, farz-ı kifaye gibi telâkki olunduğundan herkes “Neme lâzım, başkası düşünsün” gibi cevab-ı miskinâneye ve başkasına havale ve itimat etmek gibi tevekkül-i âcizâneye müsait bir zemin oluyor.

Amma hubb-u din ve i’lâ-yı kelimetullah herkese farz-ı ayn olduğundan, herkes kendini mükellef bildiğinden, “Onlar bir görüş sahibiyse, biz de bir görüş sahibiyiz.” na’ra-i merdanesiyle teşmir-i sâk ederek, zincir-i ataleti kırmak ve perde-i sefaleti yırtmakla meydan-ı terakkîye atılacaktır. Şimdiye kadar ihtilâf-ı efkârımızdan istibdat istifade etti. Kezalik, ihtilâf-ı İslâm’dan Avrupa da istifade ederek istibdad-ı manevîleri altında bizi ezdi. Şimdi, evvelâ biz müttefik olalım; tâ ki dest-i vifakı bizdeki gayr-i müslimlere de uzatabilelim. Ve Avrupa’nın istibdad-ı maneviyesi de Meşrûtiyet-i maneviyeye inkılâb edebilsin.

Eski Said Dönemi Eserleri, Makalat, s. 66-67


LÛ­GAT­ÇE:

dest-i vifak: Muvafakat eli; barışıklık eli.

efkâr-ı amme: Kamuoyu.

hubb-u din: Din sevgisi.

i’lâ-yı kelimetullah: Allah’ın ismini yüceltmek, yaymak.

istibdad-ı manevî: Manevî baskı.
İttihad-ı Muhammedî: II. Meşrûtiyet yıllarında (5 Nisan 1909) İstanbul’da kurulan ve ismindeki “Muhammed” lâfzına leke gelmemesi adına Bediüzzaman’ın mânâsını bütün mü’minlere teşmil etmek gayretleriyle üye olduğu cemiyet.

leyl: Gece.

ma’kes: Ayna, yansıtıcı.

Meşrutiyet-i maneviye: Fikrî, hissî Meşrûtiyet, demokratiklik.

muhtel: Bozuk, bozulmuş.

mürtefi: Yok olan, ref olunmuş, kaldırılmış.

müttefik: İttifak etmiş, el ele vermiş.

nehar: Gündüz.

nısf-ı küre-i arz: Yeryüzünün yarısı.

teferrük: Dağılma, ayrılma.

tefrik: Ayrılma.

tesri: Hızlandırma.

teşmir-i sâk: Kolları sıvama, bir işe girişme.

zevat-ı ma’dude: Sayılı kimseler.

ziya-i şems: Güneş ışığı.



KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1
Anahtar Kelimeler: BediüzzamanMüttefik

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner38

banner37

banner34