Öne Çıkanlar O Ses Türkiye Yarışması Yeni Bölüm Hadise 01 Y 1110 yanardağ Hasan Dağı Tugay Mert Osmaniye Şelalede Boğulan 33 E 9430

Bu haber kez okundu.

Fânî dünyaya bedel, bâkî bir Cennet var

Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet boşu boşuna gitmez. Bir dâr-ı mükâfat, bir mahall-i saadet senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fânî dünyana bedel, bâkî bir Cennet seni bekler.

ONUNCU KELİME

”Ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” Yani O Vahid’dir, Ehad’dir, her şeye kàdirdir. Hiçbir şey O’na ağır gelmez. Bir baharı halk etmek, bir çiçek kadar O’na kolaydır. Cenneti halk etmek, bir bahar kadar O’na rahattır. Her günde, her senede, her asırda yeniden yeniye icad ettiği hadsiz masnuatı, nihayetsiz kudretine nihayetsiz lisanlarla şehadet ederler.

İşte şu kelime dahi şöyle müjde eder; der ki:

Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet boşu boşuna gitmez. Bir dâr-ı mükâfat, bir mahall-i saadet senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fânî dünyana bedel, bâkî bir Cennet seni bekler. İbadet ettiğin ve tanıdığın Hâlık-ı Zülcelâl’in vaadine iman ve itimad et. O’na, vaadinde hulf etmek muhaldir. Kudretinde hiçbir cihetle noksaniyet yoktur. İşlerine acz müdahale edemez. Senin küçük bahçeni halk ettiği gibi, Cenneti dahi senin için halk edebilir ve halk etmiş ve sana vaad etmiş. Ve vaad ettiği için, elbette seni onun içine alacak.

Madem bilmüşahede görüyoruz, her senede, yeryüzünde hayvanat ve nebatatın üç yüz binden ziyade envâlarını ve milletlerini kemâl-i intizam ve mizan ile, kemâl-i sür’at ve sühuletle haşredip neşreder; elbette böyle bir Kadîr-i Zülcelâl, vaadini yerine getirmeye muktedirdir.

Hem madem her senede, öyle bir Kadîr-i Mutlak, haşrin ve Cennetin numunelerini binler tarzda icad ediyor.

Hem madem bütün semavî fermanları ile saadet-i ebediyeyi vaad edip Cenneti müjde veriyor.

Hem madem bütün icraatı ve şuunatı hak ve hakikattir ve sıdk ve ciddiyetledir.

Hem madem âsârının şehadetiyle, bütün kemâlât O’nun nihayetsiz kemâline delâlet ve şehadet eder; ve hiçbir cihette naks ve kusur O’nda yoktur.

Hem madem hulfü’l-vaad ve hilâf ve kizb ve aldatmak, en çirkin bir haslet ve naks ve kusurdur.

Elbette ve elbette o Kadîr-i Zülcelâl, o Hakîm-i Zülkemâl, o Rahîm-i Zülcemâl, vaadini yerine getirecek, saadet-i ebediye kapısını açacak, Âdem babanızın vatan-ı aslîsi olan Cennete sizleri ey ehl-i iman, idhal edecektir.

Mektubat, Yirminci Mektub, s. 269-270

LÛ­GAT­ÇE:

âsâr: Eserler.

bilmüşahede: Bizzat görerek.

dâr-ı mükâfat: Mükâfat yurdu, ahiret; Cennet.

Ehad: Her bir şeyde birliği tecelli eden, görünen Allah.

envâ: Nev’ler, türler.

Hâlık-ı Zülcelâl: Sonsuz büyüklük, haşmet, izzet sahibi yaratıcı; Allah.

halk etmek: Yaratmak.

haşredip neşretmek: Yeniden diriltmek, açıp yaymak.

hulfü’l-vaad: Verdiği sözü yerine getirmeme.

hulf etmek: Verdiği sözü tutmamak.

idhal etmek: Dahil etmek, içine almak.

ihzar: Hazırlama.

kizb: Yalan.

masnuat: Sanatla yapılmış şeyler.

sıdk: Doğruluk.

ubudiyet: Kulluk.

Vahid: Bir, tek; eşi, benzeri, ortağı olmayan Allah.

KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34