Haşrin Gelmesi, Güzden Sonra Bahar Gibidir

Bu âlemde tasarruf eden Sâni’in öyle bir Kitab-ı Mübini vardır ki, ne küçük ve ne büyük, o kitapta yazılıp hıfzedilmemiş hiçbir şey yoktur.

10 Temmuz 2019 Çarşamba 07:08
Bu haber 169 kez okundu
Haşrin Gelmesi, Güzden Sonra Bahar Gibidir
banner39
 
Bu âlemde tasarruf eden Sâni’in öyle bir Kitab-ı Mübini vardır ki, ne küçük ve ne büyük, o kitapta yazılıp hıfzedilmemiş hiçbir şey yoktur.


O kitabın maddelerinden âlemde görünen yalnız nizam ve mizan maddelerine bak:


Evet, görüyoruz ki, herhangi muvazzaf bulunan bir şey, vazifesinden terhis edilmekle, daire-i vücuddan çıkarsa, Fâtır-ı Hakîm, onun çok suretlerini Levh-i Mahfuzlarda tesbit eder ve tarih-i hayatını tohumunda ve neticesinde nakşeder ve pek çok gaybî âyinelerde ibka eder. Meselâ, bir şecere meyvesiyle hamile olduğu gibi, tohumu da meyve ile hamiledir. Demek, ağacın bünyesinde semeresi mevcut olduğu gibi, tohumunda da semere mevcuttur. Ve keza, vücuddan çıkmış pek çok şeyler, insanın kuvve-i hafızasında mevcut kalır.

İşte bu misallerden, hıfz ve hafîziyet kanunu ne derece ihatalı olduğu anlaşıldı.

Evet, bu mevcudatın Sahibi, pek büyük bir ihtimamla, mülkünde cereyan eden her şeyi taht-ı hıfz ve muhafazasına almıştır; ve hâkimiyetinin muhafazası için sonsuz bir dikkati vardır ve rububiyetinde tam bir intizam ve saltanat vardır ki, edna bir hâdiseyi, âdi bir hizmeti yazar ve yazdırır. İşte bu derece ihatalı, ihtimamlı bir hıfz kanunu, elbette âlem-i ahirette yapılacak bir divan-ı muhasebata bakar. Şu muhafaza kanunu, bütün eşyada cârî olduğu gibi, mahlûkatın en eşrefi olan insana da şamildir. Çünkü insan Cenab-ı Hakk’ın rububiyetine ait şuunat ve ahvaline şahittir ve mahlûkatın cemaatleri içinde Allah’ın birliğine dellâldır ve mevcudatın tesbihatına müşahit ve hilâfet-i kübra ile tekrim ve teşrif edilmiştir. İnsan, bu keramete, bu şerefe nâil olduğu halde, kendisini başıboş ve gayr-i mes’ul zannetmesin. Onun da divan-ı muhasebatta pek karışık hesapları vardır; ondan kurtulduktan sonra müstahak olduğu yere gidecektir.

Evet, kudret-i ezeliyeye nisbetle, ölümden sonra haşrin gelmesi, güzden sonra baharın gelmesi gibidir. Evet, nebatat gibi, insanın da bir güzü, bir de baharı vardır. Evet, geçmiş zamanda vukua gelmiş olan mu’cizat-ı kudret, Sâni’in bütün imkânat-ı istikbaliyeye kàdir olduğuna kat’î şahit ve bürhanlardır.

Mesnevî-i Nuriye, Lâsiyyemalar, s. 58

LÛ­GAT­ÇE:

bürhan: Delil, ispat, hüccet.

daire-i vücud: Varlık dairesi.

dellâl: İlân eden, duyuran.

divan-ı muhasebat: Hesapların görüleceği divan, daire.

Fâtır-ı Hakîm: Her şeyi bir maksada uygun ve hikmetle benzersiz bir şekilde yaratan Allah.

hafîziyet: Cenab-ı Hakk’ın her mahlûkun başına gelecek vaziyetleri ve başından geçenleri muhafaza etme sıfatı.

haşir: Yeniden diriliş.

hıfz: saklama, koruma, muhafaza etme.

hilâfet-i kübra: En büyük halifelik.

ibka: Devamlı kılma.

ihatalı: Kuşatıcı.

imkânat-ı istikbaliye: Gelecekte olabilecek her şey.

Kitab-ı Mübin: Kaderde olan her şeyin gerçekleşmesinde esas tutulan kanunların bütünü; Allah’ın geçmiş ve gelecekten ziyade, şimdiki hâle bakan ilmi.

kudret-i ezeliye: Allah’ın sonsuz güç ve kudreti.

kuvve-i hafıza: Hafıza gücü, yeteneği; bellek gücü.

levh-i mahfuz: Allah’ın ezelî ilmiyle, eşyayı maddî-mânevî, geçmişi-geleceği her yönüyle kaydettiği levha.

mizan: Ölçü, denge.

mu’cizat-ı kudret: Kudret mu’cizeleri.

rububiyet: Cenab-ı Hakk’ın terbiye ediciliği.

Sâni’: Her şeyi sanatlı olarak yaratan Allah.

semere: Meyve.

şecere: Ağaç.

şuunat: Şuunlar, keyfiyetler, haller; işler.

taht-ı hıfz ve muhafaza: Muhafaza ve koruma altı.

tekrim edilmek: İkram olunmak, yüceltilmek.



KAYNAK: YENİ ASYA
ADMİN 1

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner38

banner37

banner34