Hizmetin Mükâfatı Hizmet İçinde Derc Edilmiş

Ey sa’y ve ameldeki lezzet ve saadeti bilmeyen tembel insan! Bil ki, Cenab-ı Hak, kemal-i kereminden, hizmetin mükâfatını hizmet içinde derc etmiştir.

14 Ekim 2019 Pazartesi 07:12
Bu haber 129 kez okundu
Hizmetin Mükâfatı Hizmet İçinde Derc Edilmiş
banner22
 
Ey sa’y ve ameldeki lezzet ve saadeti bilmeyen tembel insan! Bil ki, Cenab-ı Hak, kemal-i kereminden, hizmetin mükâfatını hizmet içinde derc etmiştir.



SEKİZİNCİ NOTA

Ey sa’y ve ameldeki lezzet ve saadeti bilmeyen tembel insan! Bil ki, Cenab-ı Hak, kemal-i kereminden, hizmetin mükâfatını hizmet içinde derc etmiştir. Amelin ücretini nefs-i amel içinde koymuştur. İşte bu sır içindir ki, mevcudat, hatta bir nokta-i nazarda câmidât dahi, evâmir-i tekviniye tabir edilen hususî vazifelerinde, kemal-i şevk ile ve bir çeşit lezzet ile evâmir-i Rabbaniyeyi imtisal ederler. Arıdan, sinekten, tavuktan tut, tâ şems ve kamere kadar her şey kemal-i lezzetle vazifesine çalışıyorlar. Demek hizmetlerinde bir lezzet var ki, akılları olmadığından akıbeti ve neticeleri düşünmeden, mükemmel vazifelerini îfâ ediyorlar.

Eğer desen: “Zîhayatta lezzet kabildir. Cemâdâtta nasıl şevk ve lezzet olabilir?”

Elcevap: Cemâdât kendi hesaplarına değil, onlarda tecelli eden esma-i İlâhiye hesabına bir şeref, bir makam, bir kemal, bir güzellik, bir intizam isterler, arıyorlar. O vazife-i fıtriyelerinin imtisalinde, Nurü’l-Envar’ın isimlerine birer ma’kes, birer âyine hükmüne geçtiğinden tenevvür eder, terakki eder.

Meselâ, nasıl bir katre su, bir zerrecik cam parçası, zatında ziyasız, ehemmiyetsiz iken, sâfî kalbiyle güneşe yüzünü çevirse, o vakit o ehemmiyetsiz, ziyasız katre ve cam parçası, güneşin bir nevi arşı olup senin yüzüne de tebessüm eder. İşte bu misal gibi, zerrat ve mevcudat, cemal-i mutlak ve kemal-i mutlak sahibi olan Zat-ı Zülcelâl’in isimlerine vazifeperverlik cihetinde âyine olmalarıyla, o katre ve zerrecik şişe gibi gayet aşağı bir dereceden gayet yüksek bir derece-i zuhura ve tenevvüre çıkıyorlar. Madem vazife cihetinde gayet nurânî ve yüksek bir makam alıyorlar; lezzet mümkün ve kabil ise, yani hayat-ı ammeden hissedar iseler, “Gayet lezzetle o vazifeleri görüyorlar” denilebilir.

Vazifede lezzet bulunduğuna en zâhir bir delil: Sen kendi âzâ ve duygularının hizmetlerine bak. Her biri, beka-i şahsî, beka-i nev’î için ettikleri hizmetlerinde ayrı ayrı lezzetleri var. Nefs-i hizmet, onlara bir telezzüz hükmüne geçiyor. Hatta hizmeti terk etmek o uzvun bir nevi azabıdır.

Mesnevî-i Nuriye, Zühre, s. 177-178
LÛ­GAT­ÇE:

câmidât: cansızlar.

cemâdât: cansız varlıklar.

derc etmek: koymak.

evâmir-i Rabbaniye: Allah’ın terbiye ve idare kanunları.

evâmir-i tekviniye: yaratılışla ilgili emirler, işler.

imtisal: emre tamamen uyma, gerekeni yapma, alınan emre boyun eğme.

kamer: ay.

kemal-i lezzet: lezzetin mükemmelliği, tam ve mükemmel lezzet.

ma’kes: ayna.

nefs-i amel: amelin kendisi, amelin tâ kendisi.

Nurü’l-Envar: tüm aydınlık ve ışıkların kaynağı, nurların nuru olan Allah.

sa’y: iş, çalışma, çabalama.

şems: güneş.

tenevvür: nurlanma, parlama, aydınlanma.

terakkî: ilerleme.

vazife-i fıtriye: fıtrî vazife, yaratılıştan gelen vazife.

zîhayat: hayat sahibi.

ziya: ışık.


KAYNAK: YENİ ASYA


ADMİN 1
Anahtar Kelimeler: HizmetMükafatRisale I Nur

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner38

banner37

banner34