Öne Çıkanlar güneş sistemi dışındaki gezegenler adana Türkistanlılar Sarıçam Pilav Şöleni ABDde Küçük Su Şişeleri Satılması Neden Yasaklandı cahide furuncu adana

Bu haber kez okundu.

Hâlık’ını Razı Ettiysen, O Kâfidir

 

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Enaniyetten neş’et eden şirk-i hafî katılaştığı zaman esbab şirkine inkılâb eder. Bu da devam ederse küfre tahavvül eder. Bu dahi devam ederse, ta’tîle, yani hâlıksızlığa incirar eder–el-iyazübillâh!

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

İnsanın hilkatinden maksat, mahfî hazine-i İlâhiyeyi keşif ile göstermek ve Kadîr-i Ezelî’ye bir bürhan, bir delil, bir ma’kes-i nurânî olmakla Cemal-i Ezelî’nin tecellisi için şeffaf bir mir’at, bir âyine olmaktır. Hakikaten, semavat, arz ve cibalin hamlinden âciz kaldıkları emaneti, insan hamlettiği cihetle cilâlanmış, cilvelenmiş bir şekle girmiştir. Çünkü o emanetin mazmunlarından biri de, insanın sıfât-ı İlâhiyeyi fehmetmek için bir vâhid-i kıyasî vazifesini görmektir. İnsanın hilkatinden maksat bu gibi şeyler olduğu halde, kısm-ı ekserîsi perde olurlar, set olurlar. Vazifesi, fetih ve açmak iken kapatıyor, bağlıyor; ziya ve ışığı neşir iken, söndürüyor. Allah’ı tevhid etmek yerine, şirk yapıyor. Ve keza, nur-u imanla Allah’a bakıp, mülkü ona teslim etmekle –itikaden– mükellef iken, ene rasadıyla halka bakarak, Allah’ın mülkünü onlara taksim ediyor. Hakikaten “İnsan, şüphesiz ki, çok zalim ve çok cahildir.”*

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Ey nefis! Eğer takva ve amel-i salih ile Hâlık’ını razı ettiysen, halkın rızasını tahsile lüzum yoktur; o kâfidir. Eğer halk da Allah’ın hesabına rıza ve muhabbet gösterirlerse, iyidir. Şayet onlarınki dünya hesabına olursa, kıymeti yoktur. Çünkü onlar da senin gibi âciz kullardır. Maahâzâ, ikinci şıkkı takip etmekte şirk-i hafî olduğu gibi, tahsili de mümkün değildir. Evet, bir maslahat için sultana müracaat eden adam, sultanı irza etmişse, o iş görülür; etmemiş ise halkın iltimasıyla çok zahmet olur. Mamafih, yine sultanın izni lâzımdır. İzni de rızasına mütevakkıftır.

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Vâcibü’l-Vücud, zatında, mahiyetinde mümkine benzemediği gibi, ef’alinde de benzemiyor. Çünkü Vâcibü’l-Vücud’un kudretine nisbeten yakın uzak, az çok, küçük büyük, ferd nevi, cüz küll aralarında fark yoktur. Ve keza, Onun fiilinde bizzat mübaşeret yoktur. Fakat mümkinin kudreti bu derece değildir. Bunun için, nefis Vâcibü’l-Vücud’un ef’alini fiillerine benzetemiyor; hakikatini fehmetmekte akıl mütehayyir kalıyor, fiili fâilsiz zannediyor.

Dipnot:

* İbrahim Suresi: 34. ayette, “İnsan ise şüphesiz ki, çok zalim ve çok nankördür” şeklinde; Ahzab Suresi: 72. ayette ise farklı ifadelerle yukarıdaki manada, yani “Gerçekten insan çok zalim, çok cahildir” olarak geçer.

Mesnevî-i Nuriye, Zerre, s. 203

LÛ­GAT­ÇE:

bürhan: delil.

cibal: dağlar.

ef’al: fiiller, işler.

enaniyet: benlik, gurur, kibir.

esbab: sebepler, vasıtalar.

fehmetmek: anlamak.

Hâlık: yaratıcı, Allah.

haml: yükleme, yüklenme.

hilkat: yaratılma, yaratılış.

incirar: bir neticeye doğru çekilerek sona erme.

irza: razı etme, gönlünü yapma, hoşnut etme.

mahfî: gizli, saklı.

ma’kes-i nurânî: aydınlatıcı, parlak ayna, yansıtıcı.

mamafih: bununla beraber.

mazmun: içinde bulunan, içerik; anlam, kavram.

mir’at: âyine, ayna.

mübaşeret: bir işe başlama, girişme, temas.

mümkin: imkân dahilinde olan, mümkün varlıklar; yaratılmışlar.

şirk-i hafî: gizli şirk, gizli küfür.

ta’tîl: Allah’ın sıfatlarını inkâr eden felsefî akım.

Vâcibü’l-Vücud: varlığı zarurî ve zâtî olan; varlığı başkasının varlığına bağlı değil, kendinden olup ezelî ve ebedî olan Allah.

vâhid-i kıyasî: ölçü birimi.


KAYNAK: YENİ ASYA


ADMİN  1







Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34