İnsan, Kur’ân’ın Terbiyesiyle Yüceliyor

Kur’ân’ın mu’cizâne terbiyesine bak ki, nasıl edna bir kederle ve küçük bir gamla başı dönüp sersemleşen ve küçük bir mikroba mağlûp olan bu küçük insan, terbiye-i Kur’ân ile ne kadar teâlî ediyor.

09 Ocak 2019 Çarşamba 02:51
Bu haber 302 kez okundu
İnsan, Kur’ân’ın Terbiyesiyle Yüceliyor
banner22
 
Kur’ân’ın mu’cizâne terbiyesine bak ki, nasıl edna bir kederle ve küçük bir gamla başı dönüp sersemleşen ve küçük bir mikroba mağlûp olan bu küçük insan, terbiye-i Kur’ân ile ne kadar teâlî ediyor.

(Dünden devam)

Hem felsefe-i sakîmenin şakirdleriyle Kur’ân-ı Hakîm’in tilmizlerinin hamiyetkârlık ve fedakârlıklarını bununla muvazene edebilirsiniz; şöyle ki:

Felsefenin şakirdi, kendi nefsi için kardeşinden kaçar, onun aleyhinde dâvâ açar. Kur’ân’ın şakirdi ise, semavat ve arzdaki umum sâlih ibâdı kendine kardeş telâkki ederek, gayet samimî bir surette onlara duâ eder. Ve saadetleriyle mes’ud oluyor. Ve ruhunda şedid bir alâkayı onlara karşı hisseder ki duâsında “Allah’ım! Mü’min erkek ve kadınları bağışla.” der. Hem en büyük şey olan Arş ve Şems’i musahhar birer memur ve kendi gibi bir abd, bir mahlûk telâkki eder.

Hem iki şakirdin ulviyet ve inbisat-ı ruhlarını bundan kıyas et ki:

Kur’ân, kendi şakirdlerinin ruhuna öyle bir inbisat ve ulviyet verir ki, doksan dokuz taneli tesbihe bedel, doksan dokuz esma-i İlâhiyenin cilvelerini gösteren doksan dokuz âlemlerin zerratını, birer tesbih taneleri olarak şakirdlerinin ellerine verir, “Evradlarınızı bununla okuyunuz” der. İşte, Kur’ân’ın tilmizlerinden Şah-ı Geylânî, Rufaî, Şazelî (ra) gibi şakirdleri, virdlerini okudukları vakit dinle, bak! Ellerinde silsile-i zerratı, katarât adetlerini, mahlûkatın aded-i enfasını tutmuşlar, onunla evradlarını okuyorlar, Cenâb-ı Hakk’ı zikir ve tesbih ediyorlar.

İşte Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın mu’cizâne terbiyesine bak ki, nasıl edna bir kederle ve küçük bir gamla başı dönüp sersemleşen ve küçük bir mikroba mağlûp olan bu küçük insan, terbiye-i Kur’ân ile ne kadar teâlî ediyor. Ve ne derece letaifi inbisat eder ki, koca dünya mevcudatını virdine tesbih olmakta kısa görüyor. Ve Cenneti zikir ve virdine gaye olmakta az gördüğü halde, kendi nefsini Cenâb-ı Hakk’ın edna bir mahlûkunun üstünde büyük tutmuyor. Nihayet izzet içinde nihayet tevazuu cem ediyor. Felsefe şakirdlerinin buna nisbeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyas edebilirsin.

İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yekçeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatleri, iki cihana bakan, gayb-âşinâ parlak iki gözüyle iki âleme nazar eden, beşer için iki saadete iki eliyle işaret eden hüda-i Kur’ânî der ki...

(Devamı yarın]

Lem’alar, On Yedinci Lem’a, Beşinci Nota, s. 213

Lûgatçe:

abd: Kul.

aded-i enfâs: Nefeslerin sayısı.

Arş: Allah’ın kudret ve saltanatının tecellî ettiği, tahtının bulunduğu en yüksek gök katı.

cem etmek: Toplamak, bir araya getirmek.

edna: En küçük, en az, cüz’î.

evrad: Virdler, okunması âdet haline getirilen duâlar.

felsefe-i sakîme: Yanlış yoldaki felsefe, sakat felsefe.

felsefe-i sakîme-i Avrupaiye: Avrupa’nın yanlış, bozuk ve sakat felsefesi.

gayb-âşinâ: Gaybı bilen, görünmeyen âlemi gören.

hüda-i Kur’ânî: Kur’ân’ın gösterdiği doğru yol.

ibâd: Kullar.

inbisat-ı ruh: Ruh genişlemesi, ruh ferahlığı.

katarât: Katreler, damlalar.

letaif: Lâtîfeler, manevî duygular.

musahhar: Boyun eğen, emir altına giren.

silsile-i zerrat: Atomlar zinciri.

şakird: Talebe, öğrenci.

şedid: Şiddetli.

Şems: Güneş.

teâlî etmek: Yükselmek, yücelmek.

terbiye-i Kur’ân: Kur’ân’ın tarif ettiği ve verdiği terbiye.

tilmiz: Talebe.

vird: Duâ.

yekçeşm: Tek gözlü.



KAYNAK: YENİ ASYA

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner38

banner37

banner34