Kimler Kurban Yükümlüsüdür?

SORU: “Kurban kesmeye gücü yeten insanları bile caydıracak hükümler ileri sürüyorlar. Sünnettir, şart değildir gibi. Doğrusu nedir?”

07 Ağustos 2019 Çarşamba 10:25
Bu haber 142 kez okundu
Kimler Kurban Yükümlüsüdür?
banner39
 
SORU: “Kurban kesmeye gücü yeten insanları bile caydıracak hükümler ileri sürüyorlar. Sünnettir, şart değildir gibi. Doğrusu nedir?”


KURBAN KESENİN GÜNAHLARI BAĞIŞLANIR

Kirli ve silik sözlere itibar edilmemeli. Kurban’ın hükmünü kurban kesenler bilirler. Hiç kimse kurbanın hükmüne farz demiyor. Buradan kirli emellerine bir hisse çıkmaz.

Kurban Bayramı’nda kurban kesmek gücü olanlar için farz hükmünde bir emir değil; Hanefî Mezhebi’ne göre vacip, diğer mezheplere göre ise müekked sünnet hükmünde bir emirdir.

Kurban kesmenin farz bir emir olmayışı, Allah’ın şefkatinden ve merhametindendir. Vacip veya sünnet-i müekkede oluşu, muktedir olanları kurban kesmeye teşvik eder. Kurban kesen Allah’ın rızasına nail olur ve günahları bağışlanır.

Kurban gösteriş için kesilmez. Muktedir olanlar kurbanı Allah rızası için ibadet kastıyla keserler. Eğer gösteriş için olursa, ibadet değeri kalmaz. Âyet çok açıktır: “Kurbanlarınızın ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşacak değildir. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır.” 1

KINAMA REFLEKSİ İLE HAREKET ETMEMELİ

Kurban kesmeyeni kınamak elbette doğru değildir. Gücü kudreti olmadığı halde, kurban kesmedi demesinler diye kurban kesmek de olmaz. İbadetlerde sadece Allah’ın nazarını ve rızasını esas almalıyız. İhlâs budur! Halkın beğenisini kazanmak ve kınamasından kurtulmak için kurban kesmek sıhhatli bir davranış değildir.

Belki farkında değiliz, ama toplumun kınama refleksi kişi ile Rabb’i arasına çok çabuk girebiliyor! Ve yapılan ibadeti Allah için olmaktan çıkarıyor, halkın dedikodusuna malzeme olmamak gibi bir hedefe kilitliyor. Böyle bir amaca ve niyete takılıp kalınırsa, şirk veya gizli şirk tehlikesi bile söz konusu olabiliyor.

KİMLER MUKTEDİR SAYILIR?

Kurban ibadeti şeâirdendir, yani İslâmiyet’in bir beldede yaşandığının alâmetlerindendir. Diğer yandan, muktedir olanlar için kurban, Bediüzzaman Hazretleri’nin “vaciptir, terk edilmez, muhkemâttır, hiçbir cihetle tebeddül etmez, değiştirilmez” 2 dediği sünnet-i müekkede sınıfına girer. Değiştirilmesi bid’attır. Muktedir olunduğu halde amel edilmediğinde, sevaptan ve feyzden mahrumiyet vardır.

Bundandır ki Hanefî Mezhebi kurbana güç yetirme ölçüsünü yüksek tutuyor ve bu ölçüye ulaşan birisinin kurban kesmesini vacip görüyor. Hanefî Mezhebi’ne göre bir kimsenin kurbana muktedir olmasının en az ölçüsü, aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından başka asgarî “nisap miktarı” mala (seksen beş gram altına yahut buna denk mala veya paraya) sahip olmasıdır.

Diğer mezhepler ise kurbana güç yetirme şartlarını biraz daha aşağıya çekmişler ve tabir caizse tabana yaymışlar; hükmen de, bu şartlara ulaşan birisi için sünnet-i müekkede olarak görmüşlerdir. Meselâ Malikî Mezhebi, bayram süresince kurban parasını temin eden bir kişiyi, sene içinde bu paraya muhtaç olmayacak durumda olursa kurban kesmeye muktedir saymış; muhtaç olacaksa muktedir saymamıştır. Şafiî Mezhebi ise sene içinde durumu ne olursa olsun, bayram süresince zarurî ihtiyaçlarından başka “kurban parasını temin edebilen kişiyi” kurbana muktedir görmüştür. Hanbelî Mezhebi de, ödeme imkânına sahip herkesi, borçlanarak da olsa kurban alabiliyorsa, kurbana muktedir saymıştır. 3

Yani anlaşılan o ki, eğer borçlu bir kişinin borçlarının karşılığı var ve periyodik aralıklarla ödeme imkânına sahip ise ve bayram süresince kurban parasını da temin etmişse, nisap miktarı mala sahip olmasa bile, bu kişi Şafiî ve Malikîlere göre kurban kesmeye muktedir demektir. Eğer bu kişinin borçlanarak –ama faizli kredilere girmemek şartıyla- kurban alabilme imkânı varsa, bu durumda da Hanbelîlere göre kurban kesmeye muktedir demektir. Fakat unutmayalım: Kurban için faizli krediye girmek caiz değildir.

Eğer bir kişi mezheplerin “dördünün de” şartlarını taşımıyorsa, kurban yükümlüsü değildir.

Dipnotlar:

1- Hac Sûresi: 37.

2- Lem’alar, s. 58.

3- A. Cezirî, İslâm Fıkhı, c. 3, s. 1043.


KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner38

banner37

banner34