Korkmayınız, Hürriyet Galebe Edecek

Korkmayınız, Hürriyet Galebe Edecek

19 Haziran 2019 Çarşamba 03:40
Bu haber 122 kez okundu
Korkmayınız, Hürriyet Galebe Edecek
banner39
 
Korkmayınız; medeniyet, fazilet, hürriyet, âlem-i insaniyette galebe çalmaya başladığından, bizzarure terazinin öteki yüzü şey’en feşey’en hafifleşecektir.


Sual: “Heyhat! Nasıl hürriyetimiz umum âlem-i İslâm’ın hürriyetinin mukaddimesi ve fecr-i sadıkı olur?”

Cevap: İki cihet ile:

Birincisi: Bizde olan istibdat, Asya’nın hürriyetine zulmanî bir set çekmişti. Ziya-i hürriyet o muzlim perdeden geçemezdi ki gözleri açsın, kemalâtı göstersin. İşte bu seddin tahribiyle, fikr-i hürriyet Çin’e kadar yayıldı ve yayılacaktır. Fakat Çin ifrat edip komünist oldu. Âlemdeki terazinin hürriyet gözü ağır geldiğinden, birdenbire terazinin öteki gözünde olan vahşet ve istibdadı kaldırdı, git gide kalkacak.

Eğer siz sahife-i efkârı okusanız, tarik-ı siyaseti görseniz, huteba-i umumî olan doğru konuşan ceraidi dinleseniz, anlayacaksınız ki Arabistan, Hindistan, Cava, Mısır, Kafkas, Afrika ve emsallerinde o derece fikr-i hürriyetin galeyanıyla âlem-i İslâm’ın efkârında öyle bir tahavvül-ü azîm ve inkılâb-ı acib ve terakkî-i fikrî ve teyakkuz-u tam intâc etmiştir ki pahasına yüz sene verseydik yine ucuzdu. Zira hürriyet milliyeti gösterdi; milliyet sadefinde olan İslâmiyet’in cevher-i nuranîsi tecelliye başladı. İslâmiyet’in ihtizazını ihbar etti ki her bir Müslim, cüz’-ü ferd gibi başıboş değildir; belki her biri mürekkebat-ı mütedâhile-i mütesaideden bir cüz’dür, sair eczalar ile cazibe-i umumiye-i İslâmiye noktasında birbirleriyle sıla-i rahimleri vardır.

Şu ihbar, bir kavî ümit verir ki nokta-i istinad ve nokta-i istimdad gayet kavî ve metindir. Şu ümit, yeisle öldürülen kuvve-i maneviyemizi ihya etti. Şu hayat, âlem-i İslâm’daki galeyan eden fikr-i hürriyetten istimdad ederek umum âlem-i İslâm üzerine çökmüş olan istibdad-ı manevî-i umumînin perdelerini parça parça edecektir. (HAŞİYE-1) “Ümitsizliği âdet edinmiş kimseye rağmen.” [Arabî ibarenin meali]

İkinci cihet: Şimdiye kadar ecnebîler bahane mahane tutarlardı, milletimizi eziyorlardı. Şimdi ise ellerinde uruk-u insaniyetkârânelerine veya damar-ı mutaassıbânelerine veya âsâb-ı dessasânelerine dokunduracak, ellerinde serrişte-i bahane olacak öyle nokta bulamazlar. Bulsalar da tutamazlar. Bahusus, medeniyet hubb-u insaniyeti tevlid eder.

Sual: (HAŞİYE-2) “Heyhat! Bize teselli veren şu ulvî emeli yeise inkılâb ettiren ve etrafımızda hayatımızı zehirlendirmek ve devletimizi parça parça etmek için ağızlarını açmış olan o müthiş yılanlara ne diyeceğiz?”

Cevap: Korkmayınız; medeniyet, fazilet, hürriyet, âlem-i insaniyette galebe çalmaya başladığından, bizzarure terazinin öteki yüzü şey’en feşey’en hafifleşecektir. Farz-ı muhal olarak, Allah etmesin, eğer bizi parça parça edip öldürseler; emin olunuz, biz yirmi olarak öleceğiz, üç yüz olarak dirileceğiz.

Başımızdan rezâil ve ihtilâfatın gubarını silkip, hakikî münevver ve müttehid olarak kervan-ı benîbeşere pişdarlık edeceğiz. Biz, en şedid, en kavî ve en bâkî hayatı intâc eden öyle bir ölümden korkmayız.

Biz ölsek de, İslâmiyet sağ kalır. O millet-i kudsiye sağ olsun. “Gelmesi muhakkak olan her şey, uzak da olsa yakındır.” [Arabî ibarenin meali (İbni Mace, Mukaddeme: 7/46.)]

HAŞİYE-1: Lillâhilhamd, kırk beş sene sonra parça parça etmeye başladı.

HÂŞİYE-2: Dehşetli ve hakikatli bir sual.

Eski Said Dönemi Eserleri, Münâzarât, s. 181
Lûgatçe:

âsâb-ı dessasâne: Hilekârlık ve aldatma damarı.

cerâid: Cerideler, gazeteler.

fecr-i sadık: Gerçek aydınlık, sabaha karşı doğu ufkunda yayılmaya başlayan beyaz aydınlık.

gubar: Toz.

hubb-u insaniyet: İnsanlık sevgisi.

ihtizaz: Titreme, harekete geçme.

istibdat: Keyfî, baskıcı yönetim; tahakküm; despotluk; diktatörlük.

kavî: Kuvvetli.

muzlim: Karanlık, siyah.

mürekkebat-ı mütedâhile-i mütesaide: Yükselip artan ve iç içe giren terkipler, birleşikler.

pişdarlık: Öncülük, önderlik.

şey’en feşey’en: Yavaş yavaş.

tahavvül-ü azîm: Büyük değişimler ve hâlden hale geçişler.

terakki-i fikrî: Fikrî gelişim, düşünce bakımından ilerleme ve yükselme.

teyakkuz-u tam: Tam bir uyanıklılık.

uruk-u insaniyetkârâne: İnsanlığa yakışır huylar, hâller.

yeis: Ümitsizlik.

ziya-i hürriyet: Hürriyet ışığı.



KAYNAK: YENİ ASYA


ADMİN 1

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner38

banner37

banner34