Kur’ân-ı Kerîm Bütün İnsanlara Rahmettir

Kur’ân-ı Kerîm Bütün İnsanlara Rahmettir

16 Eylül 2019 Pazartesi 07:21
Bu haber 125 kez okundu
Kur’ân-ı Kerîm Bütün İnsanlara Rahmettir
banner39
 
Herkes kendi meşrebine göre Kur’ân’dan fehim ve iktibas ettiği, hafızasında kendisine has bir Kur’ân vardır ki onun ruhunu terbiye, kalbini tedavi eder.



İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Kur’ân-ı Kerîm okunurken, istimaında bulunduğun zaman, muhtelif şekillerde dinleyebilirsin.

1. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm nübüvvet kürsüsüne çıkıp nev-i beşere hitaben Kur’ân’ın âyetlerini tebliğ ederken, kıraatini kalben ve hayalen dinlemek için, kulağını o zamana gönder; o fem-i mübareğinden çıkar gibi dinlemiş olursun.

2. Veya Cebrail (as) Hazret-i Muhammed’e (asm) tebliğ ederken, her iki hazretin arasında yapılan tebliğ-tebellüğ vaziyetini dinler gibi ol.

3. Veya Kab-ı Kavseyn makamında, yetmiş bin perde arkasında Mütekellim-i Ezelî’nin Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma olan tekellümünü dinler gibi hayalî bir vaziyete gir.

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Senin şuur ve ilminin sana taallûku, ahval ve levazımat-ı ihtiyacatın nisbetindedir. Çünkü sebep ile müsebbeb, kuvvet ile amel arasında münasebet lâzımdır; fazla, noksan olmamalıdır.

Senin sana olan şuur ve ilminin nisbeti, Hâlık’ın sana olan nazar ve ilmine nisbetle bir kıl gibidir.

Binaenaleyh, pek cüz’î olan ilim ve şuurunla Şems-i Ezelî’nin ilim ve nazarına mukabele etmekle, gündüz ortasında, güneşin altında, güneşin ziyasıyla mübarezeye çıkan ateş böceği gibi olma.

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Cenab-ı Hakk’ın ef’ali birbirine münasip, âsârı birbirine müşabih, esması birbirine âyine ve ma’kes, sıfâtı birbirine mütedâhil, şuunatı memzuc ise de, her birisi için hususî bir tavır, bir hâl vardır ki, maksud-u bizzat o hususî tavırdır; sair tavırlar ise tebeîdirler. Binaenaleyh, meselâ, Hâlık’ın âsârından cemâdâta baktığın zaman, azamet ve kudreti kasdına hedef yap; başka isimlerin tecelliyatını tebean düşün. Hayvanata bakarken, merhamet kasdıyla bak; sair tecelliyata tebeî bir nazarla bak.

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Kur’ân-ı Kerîm bütün insanlara rahmettir. Çünkü her bir insanın, şu hakikî âlemden kendisine mahsus hayalî bir âlemi olduğu gibi, herkes kendi meşrebine göre Kur’ân’dan fehim ve iktibas ettiği, hafızasında kendisine has bir Kur’ân vardır ki, onun ruhunu terbiye, kalbini tedavi eder.

Ve keza, Kur’ân-ı Kerîm’in bir meziyeti şudur ki: Bütün ulema ve ehl-i meşreb gibi, herkes, hidayeti için, şifası için müteaddit sûrelerden ayrı ayrı âyetleri ahzedebilir. Çünkü bir âyetin sair âyât-ı Kur’âniye ile pek ince münasebetleri, ittisal cihetleri vardır, aralarında vahşet yoktur. Bu itibarla, müteaddit sûrelerden alınan âyetler, küçük bir Kur’ân hükmünde olur.

Mesnevî-i Nuriye, Zeylü’l-Habbe, s. 156-157

LÛ­GAT­ÇE:

ahzetmek: Almak.

âsâr: Eserler.

cemâdât: Cansız varlıklar.

ehl-i meşreb: Belirli bir meşreb, yol ve huy sahipleri.

fehmetmek: Anlamak, kavramak.

fem-i mübarek: Mübarek ağız.

Hâlık: Yaratıcı, Allah.

istimaı: Dinlemek.

ittisal: Bitişme, birleşme.

Kab-ı Kavseyn: İki yay mesafesi; Hz. Muhammed’in (asm) Mi’raca çıkışıyla vardığı son nokta; bütün yaratılanları arkasına alıp Yaratanla müşerref ve muhatap olduğu makam.

kıraat: Okumak.

levazımat-ı ihtiyacat: İhtiyaçların gerektirdikleri.

memzuc: Birbirine mezcolmuş, karışmış.

müsebbeb: Sonuç.

Mütekellim-i Ezelî: Ezelî kelâm sahibi olan Allah.

nübüvvet: Peygamberlik.

taallûk: Alâkalı, münasebetli olma.

tekellüm: Söyleme, konuşma.



KAYNAK: YENİ ASYA


ADMİN 1

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner38

banner37

banner34