Öne Çıkanlar tokal medikal hastanesinde doktora şiddet YAGDA UN KAVURMAK KANSER RİSKİ İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi Gaziantep Merkez Nöbetçi Eczane Listesi 04.09.2012 2013 Ebru gündeş Bayramda Nerede

Bu haber kez okundu.

Risale-i Nur’da Kuantum Enerjisi - 1

Münazarat ta; “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel rüya (Haşiye: Mevt bir nevmdir) görür. Güzel rüya gören hayatından lezzet alır.”1

Buradaki “rüya görür” tabiri ile ne kastediliyor. Kuantum çekim yasasındaki, “güzel düşünceler sahibinin hayatına güzel olayları çeker” ve 8. sözdeki “Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl bilirse onunla öyle muamele ederim” Kudsi hadisi bununla bağlantılı olabilir mi? Ayrıca “rüya” kelimesinin önüne konulan haşiyede “mevt bir nevmdir” ibaresinin konuyla nasıl bir bağlantısı vardır?”

Kuantum âlemi ilim dünyasını şaşırtmaya, ateist felsefeyi yıkmaya, tevhid inancını ispat etmeye devam ediyor.

Kuantum âleminde hiçbir şey bildiğimiz kurallarla işlemiyor. Burada sebep sonuç ilişkisi yoktur. Burada her şey birbirinin aynıdır. Burada çokluk değil, teklik vardır. Burada olup biten şeyleri fizik dünyada incelediğimizde mantığımız izah edemeyecek kadar acze düşer. Fizik âlemde kesret, kuantum âleminde vahdet vardır. Bu vahdet, Allah’ın birliğinin de bilimsel bir ispatıdır.

Kuantum alanında tek bir karakter ve tek bir cins gösteren maddenin minicik parçacıkları, bu kesret âleminde nasıl oluyor da envai türlü maddeye dönüşebiliyor, sabit kalabiliyor? Ve bu nasıl sürekli bir var etmenin ilk adımı olabiliyor? Bilim dünyası bunu tek kelimeyle izah etmekten acizdir ve şaşkındır.

Bu günlerde yeni bir kuantum çekim yasasından bahsediliyor ki, şudur: Kâinatı oluşturan yasalardan biri çekim yasasıdır. Maddenin perde ötesini oluşturan kuantum âleminde, benzer enerjiler birbirini çeker. Düşüncelerimiz, kuantum zemininde manyetik alanlar oluşturur. Kişinin enerji frekansı, kuantum alanındaki benzer frekansla eşleşir ve uygun durumu kendine çeker.

Kendimizi bir radyo vericisi sayarsak, düşük frekansla yayın yaptığımızda sesimiz pek fazla yere ulaşmaz. Fakat yüksek frekansla yayın yaptığımızda çok geniş bir alandan dinleniriz. Müspet bir gerçekliğimiz olur. Düşüncelerimizi kuvvetli inancımızla bütünleştirdiğimizde ve dua haline getirdiğimizde, düşüncelerimiz gerçekleşir.

Bu yaklaşım, Bediüzzaman’ın şu sözünü doğruluyor:

“İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hadisatın tazyikatından kurtulabilir.”2

Fakat kuantum çekim yasası teorisi, kuantum dünyası ile kâinatın enerjisi bütün bu pozitif değişimleri yapıyormuş gibi bir iddiaya düştüğü anda, şirke düşer. Bu teoriyi tevhid inancından uzak, şirke yakın bir duruşla ele almak şükre zıt olur. Ki şükür ve şükran, çekim yasasının önemli bir temelidir. Dolayısıyla bu teoriyi şirkten kurtarmak ve tevhit inancıyla bütünleştirmek gerekir. Bunu da İslam’ın öz dinamikleriyle Risale-i Nur’lar yapıyor.

Yani insanın kuvvetli düşünceleri ve imanı, kuantum zemininde kendine manyetik bir alan buluyorsa ve kuvvet ve pozitif enerji olarak insana geri dönüyorsa, bunu ancak Allah’ın inayetinin, lütfunun ve ilminin bir resmi sayar ve Allah’a şükürden aciz olduğumuzu düşünürüz.

İnsanın zihin olarak kuantum alanına kadar girip de şirke düşmesi bedbahtlıktan başka bir şey değildir.

Biz aslında duamızdan başka bir şey değiliz. Kur’ân bu gerçeği, “Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?”3 âyetiyle hatırlatır.

Demek dualarımız, isteklerimiz, iyi veya kötü niyetlerimiz, iyi veya kötü nazarlarımız, hüsn-ü zanlarımız, su-i zanlarımız, düşüncelerimiz, dileklerimiz, fiilî gerçek olma yolunda atılmış adımlarımızdır. Frekansımız ne kadar yüksek olursa, yani duadaki ihlâsımız, istekteki samimiyetimiz, ihtiyacımızın şiddeti, niyetimizin güzelliği, nazarımızın yapıcılığı ne kadar etkin olursa, o nispette işlerimize fiilî bir gerçeklik olarak tesir eder. Allah’ın izniyle dua ve dileklerimiz, istek ve niyetlerimiz gerçekleşir.

Saldığımız beyin enerjisiyle kuantum alanındaki benzer enerji buluşunca, niyet ve nazar plânında gerçekliğe adım atmış oluruz. Güzel görüp, güzel düşündüğümüzde ve güzel niyet ettiğimizde negatif enerjiye kapılarımızı kapamış oluruz. Hoşumuza gitmeyen bir iş başımıza gelse, yine şükürden ayrılmayız, gerektiğinde sabrımızı da gösteririz.

Bu da bizim bütün fiillerimizi güzelleştirir. O güzellik bize huzur verir.

Yarın inşallah devam edelim.

Dipnotlar:

1 -Münazarat, s. 36

2- Sözler, s. 350

3 -Furkan Suresi: 77

Fotoğraf: Erhan Akkaya

KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34