Sû-i Zan İçtimaîyatı Zedeler

Evet, insan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan herkesi kendisinden üstün bilmelidir... Sû-i zan ise maddî ve manevî içtimaiyatı zedeler.

20 Temmuz 2019 Cumartesi 07:06
Bu haber 221 kez okundu
Sû-i Zan İçtimaîyatı Zedeler
banner39
 
Evet, insan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan herkesi kendisinden üstün bilmelidir... Sû-i zan ise maddî ve manevî içtimaiyatı zedeler.


[Dünden devam]

Ve keza, insanın elindeki ihtiyâr pek dardır. Havâssının en genişi hayal olduğu halde, o hayal akıl ve aklın semerelerini ihata edemez. Bunları, bu kadar büyük iken, nasıl daire-i ihtiyârına idhal edip, onlarla iftihar ediyorsun?

Ve keza, şuurî olmaksızın, senin lehine ve aleyhine çok fiiller cereyan etmektedir. O fiiller şuurî oldukları halde, şuurun taallûk etmediğinden sabit olur ki, o fiillerin fâili bir Sâni-i Zîşuur’dur. Ne sen fâilsin ve ne senin esbabın. Binaenaleyh, mâlikiyet dâvâsından vazgeç. Kendini mehasin ve kemâlâta masdar olduğunu zannetme. Ve kat’iyen bil ki, senden sana yalnız noksan ve kusur vardır. Çünkü sû-i ihtiyârınla, sana verilen kemâlâtı bile tağyir ediyorsun. Senin hanen hükmünde bulunan cesedin bile emanettir. Mehasinin hep mevhûbedir, seyyiatın meksûbedir. Binaenaleyh, “Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” [Mülk ve hamd O’na mahsustur. Günahlardan sakınmak ve ibadete güç yetirmek ancak O’nunla olur.] de.

Üçüncü hastalık “gurur”dur.

Evet, gurur ile, insan maddî ve manevî kemâlât ve mehasinden mahrum kalır. Eğer gurur sâikasıyla başkaların kemâlâtına tenezzül etmeyip, kendi kemâlâtını kâfi ve yüksek görürse, o insan nâkıstır. Böyle insanlar, malûmat ve keşfiyatlarını daha yüksek görmekle, eslâf-ı izamın irşadat ve keşfiyatlarından mahrum kalırlar. Ve evhama maruz kalarak, bütün bütün çizgiden çıkarlar. Halbuki eslâf-ı izamın kırk günde yaptıkları bir keşfiyatı bunlar kırk senede bulamazlar.

Dördüncü hastalık “sû-i zan”dır.

Evet, insan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Kendisinde bulunan sû-i ahlâkı, sû-i zan sâikasıyla başkalara teşmil etmesin ve başkaların bazı harekâtını, hikmetini bilmediğinden takbih etmesin. Binaenaleyh, eslâf-ı izamın hikmetini bilmediğimiz bazı hallerini beğenmemek sû-i zandır. Sû-i zan ise maddî ve manevî içtimaîyatı zedeler.

Mesnevî-i Nuriye, Katre, s. 79

Lûgatçe:

esbab: Sebepler, vasıtalar.

eslâf-ı izam: Evvelce geçmiş olan büyük zatlar.

havâs: duyular, duygular.

hüsn-ü zan: Birisi hakkında güzel fikir ve duygular besleme.

içtimaîyat: Toplum hayatı, sosyal bağlar.

ihata: Kuşatma, içine alma.

mâlikiyet: Mâliklik, mâlik ve sahip olma.

mehasin: Güzellikler, iyilikler.

meksûbe: Kazanılmış, kesbolunmuş.

mevhûbe: Verilmiş, ihsan edilmiş, bağışlanmış.

nâkıs: Noksan, eksik.

Sâni-i Zîşuur: Şuur sahibi ve her şeyi sanatlı yaratan Allah.

semere: Meyve, netice.

seyyiat: Seyyieler, fenalıklar, kötülükler.

sû-i ahlâk: Kötü ahlâk.

sû-i zan: Kötü zan, birisi hakkında kötü fikir ve duygular besleme.

tağyir: Başkalaştırma, değiştirme.

takbih: Çirkin görme, ayıplama, kınama.

teşmil: Yayma, genişletme, şümullendirme.



KAYNAK: YENİ ASYA
ADMİN  1

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner38

banner37

banner34