Şahsî Makamlara Değil; Vazifeye, Hizmete Bakmalısınız

Şahsî Makamlara Değil; Vazifeye, Hizmete Bakmalısınız

09 Ekim 2019 Çarşamba 11:39
Bu haber 97 kez okundu
Şahsî Makamlara Değil; Vazifeye, Hizmete Bakmalısınız
banner39
 
[EHEMMİYETLİDİR]

[Risale-i Nur Talebelerinden bir kısım kardeşlerimin, benim haddimin çok fevkinde hüsn-ü zanlarını ve ifratlarını ta’dil etmek için ihtar edilen bir muhaveredir.]

Bundan kırk elli sene evvel büyük kardeşim Molla Abdullah (rahmetullahi aleyh) ile bir muhaveremi hikâye ediyorum:

O merhum kardeşim, evliya-i azîmeden olan Hazret-i Ziyâ­eddin’in (ks) has müridi idi.

Ehl-i tarikatçe mürşidinin hakkında müfritâne muhabbet ve hüsn-ü zan etse makbul gördükleri için o merhum kardeşim dedi ki:

“Hazret-i Ziyaeddin bütün ulûmu biliyor. Kâinatta, kutb-u a’zam gibi her şeye ıttılâı var.” Beni, onunla rabt etmek için çok harika makamlarını beyan etti.

Ben de o kardeşime dedim ki:

“Sen mübalâğa ediyorsun. Ben onu görsem, çok meselelerde ilzam edebilirim. Hem sen benim kadar onu hakikî sevmiyorsun; çünkü kâinattaki ulûmları bilir bir kutb-u a’zam suretinde tahayyül ettiğin bir Ziyaeddin’i seversin; yani o ünvan ile bağlısın, muhabbet edersin. Eğer perde-i gayb açılsa, hakikati görünse, senin muhabbetin ya zail olur veyahut dörtten birisine iner. Fakat ben o zat-ı mübareği senin gibi pek ciddî severim, takdir ederim. Çünkü Sünnet-i Seniyye dairesinde, hakikat mesleğinde, ehl-i imana hâlis ve tesirli ve ehemmiyetli bir rehberdir. Şahsî makamı ne olursa olsun, bu hizmeti için ruhumu ona feda ederim. Perde açılsa ve hakikî makamı görünse, değil geri çekilmek, vazgeçmek, muhabbette noksan olmak; bilâkis daha ziyade hürmet ve takdir ile bağlanacağım. Demek ben hakikî bir Ziyadeddin’i, sen de hayalî bir Ziyaeddin’i seversin.” (HÂŞİYE)

Benim o kardeşim insaflı ve müdakkik bir âlim olduğu için benim nokta-i nazarımı kabul edip takdir etti.

Ey Risale-i Nur’un kıymettar talebeleri ve benden daha bahtiyar ve fedakâr kardeşlerim!

Şahsiyetim itibarıyla sizin ziyade hüsn-ü zannınız belki size zarar vermez, fakat sizin gibi hakikatbin zatlar, vazifeye, hizmete bakıp, o noktada bakmalısınız. Perde açılsa, benim baştan aşağıya kadar kusurat ile âlûde mahiyetim görünse, bana acıyacaksınız. Sizi kardeşliğimden kaçırmamak, pişman etmemek için şahsiyetime karşı haddimin pek fevkinde tasavvur ettiğiniz makamlara irtibatınızı bağlamayınız.

Ben, size nisbeten kardeşim; mürşidlik haddim değil, üstad da değilim; belki ders arkadaşıyım. Ben, sizin kusuratıma karşı şefkatkârâne duâ ve himmetlerinize muhtacım. Benden himmet beklemeniz değil, bana himmet etmenize istihkakım var.

Cenab-ı Hakk’ın ihsan ve keremiyle sizlerle gayet kudsî ve gayet ehemmiyetli ve gayet kıymettar ve her ehl-i imana menfaatli bir hizmette taksimü’l-mesai kaidesiyle iştirak etmişiz. Tesanüdümüzden hâsıl olan bir şahs-ı manevînin fevkalâde ehemmiyet ve kıymeti ve üstadlığı ve irşadı bize kâfîdir.

Hem madem bu zamanda her şeyin fevkinde hizmet-i imaniye en ehemmiyetli bir vazifedir hem kemmiyet ise keyfiyete nisbeten ehemmiyeti azdır hem muvakkat ve mütehavvil siyaset âlemleri ebedî, dâimî, sabit hidemât-ı imaniyeye nisbeten ehemmiyetsizdir, mikyas olamaz; medar da olamaz.

Risale-i Nur’un talimatı dairesinde ve bizlere bahşettiği hizmet noktasında feyizli makamlara kanaat etmeliyiz. Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritâne âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadâkat ve sebat ve müfritâne irtibat ve ihlâs lâzımdır; onda terakki etmeliyiz.

El-Bâkî Hüve’l-Bâkî

Kardeşiniz Said Nursî

HÂŞİYE: Çünkü sen, muhabbetini ona pek pahalı satıyorsun. Verdiğin fiyatın yüz defa ziyade bir mukabil düşünüyorsun. Halbuki onun hakikî makamının fiyatına en büyük muhabbet de ucuzdur.

Kastamonu Lâhikası, Mektup No: 50, s. 92-93

LÛ­GAT­ÇE:

hidemât-ı imaniye: İman hizmetleri.

hüsn-ü zan: Bir kimse hakkında iyi ve güzel kanaat besleme, iyi fikir besleme.

ıttılâ: Haberi olma, bilgisi bulunma.

ifrat: Aşırılık, pek ileri gitme, haddini aşma.

kutb-u a’zam: En büyük kutub, dinî bir meslek veya grubun başı, birçok Müslümanın kendisine bağlandıkları büyük evliyadan, zamanın en büyük mürşidi.

muvakkat: Geçici.

müfritane: Müfrit bir şekilde, aşırı derecede, aşırı olarak.


KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner38

banner37

banner34