Sünnet-i Seniyye hayatın merkezinde

Fert, aile ve toplum, hatta insanlık huzur ve mutlululuğun peşindedir. Ne var ki, bunu kimisi mal-mülkte, zenginlikte, kimisi oyun, eğlencede, kimisi gezmekte, kimisi çalışmakta, kimisi duygu ve lâtifelerini alkol, uyuşturucu ve benzerleriyle bulacağını sanır.

09 Kasım 2019 Cumartesi 07:04
Bu haber 83 kez okundu
Sünnet-i Seniyye hayatın merkezinde
banner22
 
Fert, aile ve toplum, hatta insanlık huzur ve mutlululuğun peşindedir. Ne var ki, bunu kimisi mal-mülkte, zenginlikte, kimisi oyun, eğlencede, kimisi gezmekte, kimisi çalışmakta, kimisi duygu ve lâtifelerini alkol, uyuşturucu ve benzerleriyle bulacağını sanır.



Halbuki, gerçek huzur ve mutluluk “doğru İslâmiyet ve İslâmiyete lâyık doğruluktadır.”

Bunun da temeli Allah sevgisine dayanır. Müslüman, Ehl-i Kitap, başka dinde veya ateist de olsa herkesi, herşeyi, yüce Rabbimizin Habîb, Rahîm, Vedûd gibi sonsuz isim ve sıfatları hesabına sevmekten geçer. Bu sevgi, tabiî ki, dinine değil; insanlığınadır. İman ve İslâm hakikatlerinin ve doğru İslâmiyeti tebliğ edip, göstermenin yolu da bu sevgiden geçer. “Allah’ı tanımaktan gelen sevgi, en büyük maya ve iksir olur.

Allah’ı sevmek de, O’nun sevdiğine tâbi olmaktır. Yani Sünnet-i Seniyye’yi yaşamaktır.

İslâmiyet sevgidir, merhamettir, acımaktır, doğruluktur, dürüstlüktür, yardımlaşmaktır, iyiliktir… Bunlar bütün insanlara ve bütün varlıklara karşı yapılmalıdır.

Bugün de, “imanı, sevgiyi” ve Esma-i Hüsna’yı hayatın merkezine,

“İman-ı billah, marifetullah, muhabbetullah”ı imanın merkezine,

“Rasulullahı (asm) ve Sünnet-i Seniyyeyi” yolculuğumuzun merkezine koyar;

“Asr-ı Saadet”i hayat modeli yaparsak gerçek huzur ve mutluluğa ulaşabiliriz.

Bunalan beşer, bunu bekliyor.

“Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-ı îmaniyenin kemalatını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler; belki küré-i arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyete dehalet edecekler. 1

Besmele’de her zaman tekrarladığımız Rahim (acıyan, seven, yardım eden) ve Rahman Esmasının tezahür ettirerek doğru İslâmiyeti ve İslâmiyete lâyık doğruluğu yaşayarak bütün insanlığa, bütün varlıklara şefkatla kucak açmamız gerekir.

Çağımızın en büyük müceddidi ve müçtehidi Bediüzzaman Said Nursî’nin olağanüstü-nerede ise imkânsız-te’lif ettiği Risale-i Nur, İslâmiyete lâyık doğruluk ve doğru İslâmiyeti anlamanın, özümsemenin, benimsemenin ve yaşamanın Kur’ânî ve Nebevî formüllerini veren dünya çapında bir şaheserdir.

NOT: Mübarek Mevlid Kandilinizi tebrik eder; başta Yeni Asya okuyucuları olmak üzere, milletimiz ve bütün İslâm âlemi için hayırlara vesile olmasını Rahman-ı Rahim-i Feyyaz-ı Mutlak olan Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.
Dipnot:

1- Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat, s. 80.



KAYNAK: YENİ ASYA


ADMİN 1
Anahtar Kelimeler: Aile MerkeziSünneti Seniyye

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner38

banner37

banner34