Öne Çıkanlar tokal medikal hastanesinde doktora şiddet YAGDA UN KAVURMAK KANSER RİSKİ İstanbul Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi Gaziantep Merkez Nöbetçi Eczane Listesi 04.09.2012 2013 Ebru gündeş Bayramda Nerede

Bu haber kez okundu.

Terakkimizin Birinci Kapısı Nedir?

 
Tenbih:



Medeniyetten istifam, sizi düşündürecek. Evet, böyle istibdat ve sefahete ve zilletle memzuç medeniyete bedeviyeti tercih ediyorum. Bu medeniyet, eşhası fakir ve sefih ve ahlâksız eder. Fakat hakikî medeniyet, nev-i insanın terakkî ve tekemmülüne ve mahiyet-i nev’iyesinin kuvveden fiile çıkmasına hizmet ettiğinden, bu nokta-i nazardan medeniyeti istemek, insaniyeti istemektir.

Hem de mana-i Meşrûtiyete iptilâ ve muhabbetimin sebebi şudur ki: Asya’nın ve âlem-i İslâm’ın istikbalde terakkîsinin birinci kapısı Meşrûtiyet-i meşrûa ve Şeriat dairesindeki hürriyettir. Ve tâli’ ve taht ve baht-ı İslâm’ın anahtarı da Meşrûtiyetteki şûrâdır. Zira şimdiye kadar üç yüz yetmiş milyon İslâm, ecânibin istibdad-ı manevîsi altında eziliyordu. Şimdi hâkimiyet-i İslâmiye, âlemde, bahusus bundan sonra Asya’da hükümferma olduğu hâlde, her bir ferd-i Müslüman hâkimiyetin bir cüz-î hakikîsine malik olur. Ve hürriyet, üç yüz yetmiş milyon İslâm’ı esaretten halâs etmeye bir çare-i yegânedir. Farz-ı muhal olarak, burada yirmi milyon nüfus, tesis-i hürriyette çok zarardide olsalar da, feda olsunlar. Yirmiyi verir, üç yüzü alırız.

Yazık, eyvahlar olsun! Bizdeki unsurlar, ırklar hava gibi muhtelittir, su gibi memzuç olmamışlar. İnşaallah elektrik-i hakaik-ı İslâmiyet’le imtizaç ederek, ziya-i maarif-i İslâmiye hararetiyle kuvvet tevlid ederek bir mizac-ı mutedile-i adalet vücuda gelecektir.

Yaşasın Meşrûtiyet-i meşrûa! Sağ olsun hakikat-i Şeriat terbiyesinden tam ders alan neyyir-i hürriyet!

İstibdadın garibüzzamanı,

Meşrûtiyetin Bediüzzamanı,

Şimdikinin de bid’atüzzamanı

Said Nursî

Eski Said Dönemi Eserleri, D. H. Örfî, s. 138

*

Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı meşveret-i şer’iyedir. “Onların aralarındaki işleri istişare iledir.” (Şûrâ Sûresi: 38.) âyet-i kerîmesi, şûrâyı esas olarak emrediyor.

Evet, nasıl ki nev-i beşerdeki telâhuk-u efkâr ünvanı altında asırlar ve zamanların tarih vasıtasıyla birbiriyle meşvereti, bütün beşeriyetin terakkiyatı ve fünunun esası olduğu gibi en büyük kıt’a olan Asya’nın en geri kalmasının bir sebebi o şûrâ-i hakikiyeyi yapmamasıdır.

Asya kıt’asının ve istikbalinin keşşafı ve miftahı şûrâdır. Yani nasıl fertler birbiriyle meşveret eder; taifeler, kıt’alar dahi o şûrâyı yapmaları lâzımdır ki üç yüz, belki dört yüz milyon İslâm’ın ayaklarına konulmuş çeşit çeşit istibdatların kayıtlarını, zincirlerini açacak, dağıtacak, meşveret-i şer’iye ile şehamet ve şefkat-i imaniyeden tevellüd eden hürriyet-i şer’iyedir ki o hürriyet-i şer’iye, âdab-ı şer’iye ile süslenip Garb medeniyet-i sefihânesindeki seyyiatı atmaktır.

Eski Said Dönemi Eserleri, H. Şamiye, s. 257.

LÛ­GAT­ÇE:

bedeviyet: Medeniyetin zıttı; toplumsal hayatın gelişmediği yalnız başına ve göçebe hayat.

elektrik-i hakaik-ı İslâmiyet: İslâm hakikatlerinin elektriği.

istibdat: Keyfî idare, baskı, despotluk.

memzuç: Karışık, iç içe geçmiş.

mizac-ı mutedile-i adalet: Adaletin aşırılıklardan uzak itidalli karakteri.

neyyir-i hürriyet: Serbestlik, hürriyet güneşi.

sefahet: Dinen yasak olan zevk ve eğlenceler.

şûrâ: İstişare, danışma, fikir alış verişi.

tâlih ve taht ve baht-ı İslâm: İslâmın tâlih, ikbal ve hâkimiyeti; Müslümanların kısmeti, tâlihi.

tekemmül: Mükemmelleşme, olgunlaşma, kemâle erme.

terakkî: İlerleme, gelişme, yükselme.

zillet: Alçaklık.

ziya-i maarif-i İslâmiye: İslâmın bilgi ışığı.



KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34