Üç Günlük Dünyada Hakkıyla Vazife Yapabilmek

Üç günlük dünya... Dün, bugün ve yarın. Musalla taşına konulduğunda “nasıl bilirdiniz?”, sorusuna verilecek cevap nedir? Alışıldığı için mi “İyi biliriz” mi? Yoksa dünyalık işlerimizi kontrol ederken çek listesi oluşturup her bir maddeyi kontrol edip tamamladıktan sonra mı “İyi biliriz?”

13 Ocak 2018 Cumartesi 12:15
Bu haber 199 kez okundu
Üç Günlük Dünyada Hakkıyla Vazife Yapabilmek
banner1
 
Üç günlük dünya... Dün, bugün ve yarın. Musalla taşına konulduğunda “nasıl bilirdiniz?”, sorusuna verilecek cevap nedir? Alışıldığı için mi “İyi biliriz” mi? Yoksa dünyalık işlerimizi kontrol ederken çek listesi oluşturup her bir maddeyi kontrol edip tamamladıktan sonra mı “İyi biliriz?”

Peygamberimiz Veda Hutbesi’nde kendisini soruyor. Hem de üç defa sorusunu tekrar ediyor. On binlerce kişiden vazifesini yaptığı ile ilgili beyanı duyuyor. Sonra da üç defa “Allah’ım şahit ol” diyerek sözlerini bitiriyor. Cemaatin, topluluğun ve sosyal hayattaki insanların şahitliği önemli.

Sosyal hayat şahs-ı maneviyi oluşturuyor. Kâinatın şahs-ı manevisini ve İslâmiyetin hükmî şahsiyetini ve karakterini meydana getiriyor. Bu kimlik içinde bir konumumuz var. Pozisyonumuz gereği üzerimizdeki vazifeyi yapabildik mi? Görevimizi hakkıyla yerine getirebildik mi?

Sorulduğumuzda bizim için ne diyecekler? Mahkeme-i Kübra’da hesabımızı kolaylaştıracak bir kontrol listesine ihtiyacımız var. “İ’la-yı Kelimetullah” (Allah’ın adını yüceltmek) görevinde fonksiyonlarımızı yönlendirecek bir kontrol listesi bize yardımcı olur. İşte o zaman büyük mahkemedeki halimizle geç olmadan bu dünyada yüzleşebiliriz.

Bediüzzaman Said Nursî, İhlâs Risalesi de denilen “Yirminci Lem’a”da Müslümanları ittihada yönelten bir bölüm sunmuş gibi gözüküyor. İttihadın temel prensipleri gibi gözüken bu lemanın ‘Birinci Nokta’sının ikinci sebebinde ihlâsı kazanmanın ve vazifeyi hakkıyla yerine getirmiş olmanın şartların dört bölüm altında otuz altı maddede “dokuz emir” şeklinde ifade ediyor. İhlâsımızı kaçırmadan, çalışmaların sonucunu berbat etmeden ve hesaba çekilmeden kendimizi bu tablo ile yüzleştirebiliriz:

A) Müsbet hareket:

1. Kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek.

2. Başka mesleklerin adâveti onun fikrine müdahale etmesin.

3. Başka mesleklerin adâveti onun ilmine müdahale etmesin.

4. Başkalarının tenkisi, onun fikrine müdahale etmesin;

5. Başkalarının tenkisi, onun ilmine müdahale etmesin;

6. Başkalarıyla meşgul olmasın.

B. Daire-i İslâmiyet içinde ittifak:

7. Daire-i İslâmiyet içinde hangi meşrepte olursa olsun, medar-ı muhabbet çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünmek.

8. Daire-i İslâmiyet içinde hangi meşrepte olursa olsun, medar-ı muhabbet çok rabıta-i vahdette ittifak etmek.

9. Daire-i İslâmiyet içinde hangi meşrepte olursa olsun, uhuvvet olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünmek.

10. Daire-i İslâmiyet içinde hangi meşrepte olursa olsun, uhuvvet olacak çok rabıta-i vahdette ittifak etmek.

11. Daire-i İslâmiyet içinde hangi meşrepte olursa olsun, ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünmek.

12. Daire-i İslâmiyet içinde hangi meşrepte olursa olsun, ittifak olacak çok rabıta-i vahdette ittifak etmek.

C. İnsaf düsturunu rehber etmek:

13. Haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise: “Mesleğim haktır” diyebilmek.

14. “Mesleğim daha güzeldir.” diyebilmek.

15. Başkasının mesleğinin haksızlığını îma etmemek.

16. Başkasının mesleğinin çirkinliğini îma etmemek.

17. “Hak yalnız benim mesleğimdir” dememek.

18. “Güzel benim meşrebimdir” dememek.

19. Ehl-i hakla ittifak, tevfik-i İlâhînin bir sebebi olduğunu düşünmek.

20. Ehl-i hakla ittifak, diyanetteki izzetin bir medarı olduğunu düşünmek.

21. Ehl-i dalâlet –tesanüd sebebiyle– cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı manevînin dehasıyla hücumu zamanında; o şahs-ı manevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlûp düştüğünü anlamak.

22. Haksızlık –tesanüd sebebiyle– cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı manevînin dehasıyla hücumu zamanında; o şahs-ı manevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlûp düştüğünü anlamak.

23. Ehl-i hak tarafındaki ittifak ile bir şahs-ı manevî çıkarmak.

24. O müthiş şahs-ı manevî-i dalâlete karşı, hakkaniyeti muhafaza ettirmek.

D. Hattâ hadîs-i sahihle, âhir zamanda İsevîlerin hakiki dindarları ehl-i Kur’ân ile ittifak edip müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları:

25. Ehl-i diyanet, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa etmemek.

26. Ehl-i diyanet, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten nizâ etmemek.

27. Ehl-i diyanet, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifak etmek.

28. Ehl-i hakikat, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa etmemek.

29. Ehl-i hakikat, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten nizâ etmemek.

30. Ehl-i hakikat, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleri ile dahi müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifak etmek.

31. Hakkı, bâtılın savletinden kurtarmak için… (niyet)

32. Nefsini terk etmek.

33. Enaniyetini terk etmek.

34. Yanlış düşündüğün izzetini terk etmek.

35. Ehemmiyetsiz hissiyatını terk etmek.

36. Rekabetkârane hissiyatını terk etmek.1

Bu otuz altı maddeye “EVET” deyip hayatımızda düstur edinmekle ihlâsı kazanırız, vazifemizi hakkıyla îfa etmiş oluruz. İşte o zaman ümit edilir ki şahsımıza her iki dünyada olumlu şahitlik edilir. İşte o zaman gerçekten denilir ki “İYİ BİLİRİZ”.



www.yeniasya.com.tr/sadettin-onal/uc-gunluk-dunyada-hakkiyla-vazife-yapabilmek_450903



Admin  1



    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner37

banner24

banner34