Öne Çıkanlar 2017 yörük türkmen şöleninde kimler konser verecek genel kurmay başkanı gizli Buzul Çağından kalma 12 bin yıllık Dipsiz Göl geyikler

Bu haber kez okundu.

Vesveselerden Nasıl Kurtulunur?

 
İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

İnsan kalben ve fikren hakaik-ı İlâhiyeye bakıp düşündüğü zaman, bilhassa namaz ve ibadet esnasında, gerek şeytan tarafından, gerek nefsi tarafından pek fena, pis ve çirkin vesveseler, hatıralar, sinekler gibi, kalbe, akla hücum ederler. Bu gibi hevaî, vehmî ve çirkin şeylerin def’iyle uğraşan adam, o vesveselere mağlûp olur. Ancak onları mağlûp edip kaçırmak çaresi, müdafaayı terk edip onlarla uğraşmamaktır. Evet, arılarla uğraşıldıkça, onlar hücumlarını arttırırlar. Onlara karışılmadığı takdirde, insanı terk eder, giderler. Hem de o gibi vesveselerin ne hakaik-ı İlâhiyeye ve ne de senin kalbine bir mazarratı yoktur. Evet, pis bir menzilin deliklerinden semanın güneş ve yıldızlarına, Cennetin gül ve çiçeklerine bakılırsa, o deliklerdeki pislik ne bakana ve ne de bakılana bulaşmaz ve fena bir tesir etmez. HÂŞİYE

İ’lem Eyyühe’s-Said!

Nedir bu gurur ve nedir bu gaflet? Nedir bu haşmet, nedir bu istiğna, nedir bu azamet? Elindeki ihtiyâr, bir kıl kadardır; ve iktidarın bir zerre kadardır. Ve hayatın söndü, ancak bir şu’le kaldı. Ömrün geçti, şuurun söndü, bir lem’a kaldı. Şöhretin gitti, ancak bir an kaldı. Zamanın geçti, kabirden başka mekânın var mı? Bîçare aczine ve fakrına bir had var mı? Emellerin nihayetsizdir, ecelin yakındır. Evet, böyle acz ve fakrınla, iktidar ve ihtiyârdan hâlî bir insanın ne olacak hali? Hazâin-i rahmet sahibi Hâlık-ı Rahmani’r-Rahîm’e, böyle bir acz ile itimad etmek lâzımdır. O’dur herkese nokta-i istinad, O’dur her zayıfa cihet-i istimdad.

HÂŞİYE: O çirkin sözler senin kalbinin sözleri değil. Çünkü senin kalbin ondan müteessir ve müteessiftir. Belki kalbe yakın olan lümme-i şeytânîden geliyor. Meselâ, sen namazda Kâbe karşısında huzur-u İlâhiyede âyât-ı tefekkürde olduğun bir halde, şu tedai-yi efkâr, seni tutup en uzak malâyaniyat-ı rezileye sevk eder. Meselâ, âyinen içindeki yılanın timsali ısırmaz, ateşin misali yakmaz ve necasetin görünmesi âyineyi telvis etmez.

Mesnevî-i Nuriye, Hubab, s. 109

LÛ­GAT­ÇE:

âyât: Âyetler; Allah’ın varlık ve birliğini gösteren deliller.

cihet-i istimdad: Yardım gelecek yön; yardıma koşan cihet.

def’: Mâni olma, kovma, ortadan kaldırma.

hakaik-ı İlâhiye: Allah’a ait olan gerçekler.

Hâlık-ı Rahmani’r-Rahîm: Sonsuz merhamet, lütuf ve ikram sahibi ve her şeyin yaratıcısı olan Allah.

hazâin-i rahmet: Rahmet hazineleri, Allah’ın şefkat ve merhamet hazineleri.

hevaî: Hevesle ilgili.

istiğna: İhtiyaçsızlık, gerek duymazlık.

lem’a: Parıltı.

lümme-i şeytânî: Şeytanın vesvesesi, şeytanın verdiği kuruntu.

malâyaniyat-ı rezile: Kötü şeyler, çirkin şeyler, fena huylardan kaynaklanan faydasız işler.

mazarrat: Zararlar, ziyanlar, zarar vermeler.

müteessif: Teessüf eden, eseflenen, kederlenen, mahzun, kederli.

necaset: Pislik, murdarlık.

nokta-i istinad: Dayanak noktası.

şu’le: Alev, ateş.

tedai-yi efkâr: Bir fikrin başka bir fikri çağrıştırması, fikir çağrışımı.

telvis: Bulaştırma, kirletme, pisletme.

vehmî: Vehimle ilgili, aslında var olmadığı halde varmış gibi görülen herhangi bir şeye ait.



KAYNAK: YENİ ASYA


ADMİN 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34