Öne Çıkanlar çocuklar ve elektronik cihaz kullanması Peygamberimiz ikindi Namazının Kaçırınca Ne oldu şeytandan Allah a sığınmanın hikmeti Kırkağaç Gelenbe Kaza Beytullah Ölmez nergis nergiz

Bu haber kez okundu.

Çin yükselen güç mü?


Küreselleşmenin yavaşlayacağı, devletin çıkarlarının öne çıktığı uluslar arası ilişkiler teorilerinden realizme uygun bir dünya beklentisi mevcut. 

Hükümetlerin gelecekteki güvenlik açıklarını kapatmak için bütün sektörlerde içe dönük stratejiler benimseyecekleri ihtimaller arasında. Bu sektörlerin başlıca sağlık, gıda, çevre güvenliklerinden oluşacağa benziyor. 

Korona gibi uluslar arası bir salgının daha fazla uluslar arası işbirliğine yol açacağını iddia edenler de var. Bazı ülkelerin tıbbî malzeme yardımları buna delil gösteriliyor. Ancak gerçekleşen işbirliği ve yardımlaşmanın yeterli olmadığını ileri sürenler de bulunuyor.

Kısaca, salgın sonrasında küresel güç yapısının değişeceği ve çok kutuplu dünya sistemi tahminleri yapılıyor.

Çin’in uluslar arası sistemde yükselen güç olduğu vurgulanıyor. Elbette Çin tartışmasız güç değil. Bununla birlikte İngiliz Gazeteci Martin Javques’in 2009 ve 2014’te yayınlanan “When China Rules The World: The End of The Western World And The Birth of a New Global Order (Çin Dünyayı Yönettiğinde: Batı Dünyasının Sonu ve Yeni Bir Küresel Düzenin Doğuşu) adlı kitabı bu alanda önemli bir tartışma başlatmıştı. 

Salgınla birlikte, ABD’de ve küresel anlamda Çin’in yeni 21. yüzyıl dünya düzeninin oluşturulmasındaki rolü hakkında yeniden münazaralara girişildi. Çin’in hal-i hazırda küresel güç olma yolunda ilerlediği zaten biliniyordu. Korona’nın bu süreci hızlandırdığı belirtiliyor.

Pekin’in hem dostlarıyla hem de diğer ülkelerle ticaret anlaşmaları ve müdahale etmeme politikası uygulayarak ulusal çıkarlarını yerine getirmek için dünya çapında yumuşak gücünü arttırmada büyük çabalar harcadı. Kuşak-Yol Projesi bunun en büyük örneği.

ABD’nin, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ne finansmanını ve desteğini geri çekeceğini açıklaması güven kaybına sebep olabilir. Diğer taraftan Çin, ürettiği maske ve tıbbi solunum cihazlarını dünyanın farklı bölgelerine gönderiyor. Böylece Çin, potansiyel dünya gücü olarak, bazı devlet ve uluslar arası aktörlerin güvenini kazanabilir. 

Salgının en çok zarar verdiği ABD, şu anda kendi iç sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. Salgın karşısında Trump yönetiminin başlangıçta yetersiz kalması, ülke içerisinde muhaliflerin seslerini yükseltmesine yol açtı. ABD’nin bu durumunun uluslar arası sistemdeki konumuna da olumsuz yansıyacağı değerlendiriliyor. Tek kutuplu sistemin tek gücü ABD’nin mevcut haliyle uluslar arası toplumu yönlendirmede uzak kaldığı da yorumlanıyor.

Salgının yol açtığı sorunlar, bizlere, küresel sistemde en güçlünün bile kırılma veya zayıf bir noktasının olduğunu gösteriyor.

Günümüzde Çin’in çoğunlukla ekonomik yollar üzerinden dünya gücü haline geldiği kaydediliyor. Çin çok uluslu şirketleri ve e-ticaret alanında faaliyet gösteren ünlü Alibaba Group’un kurucusu Jack Ma gibi iş adamları ile dünya ticaret sahalarına yayılıyor.

Korona’dan olumsuz etkilenen Çin, salgının dünyaya yayılmasıyla maske ve medikal ürün ihracatıyla ekonomisini toparlıyor. Yani Çin, salgını fırsata çevirirken, küresel bir güç olma yolunda ilerlediği yadsınamaz.

KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34