Öne Çıkanlar hamas Polis Memuru Mithat Şahin İntihar Girişimini Engelledi yeşilçayın faydası Kayseride yaşayan mimar İsmail Ruhlukürkçü Kimdir İzmir Çevik Kuvvet Müdürlüğü

Bu haber kez okundu.

Gençlere kulak verelim

GENÇLİK KAVGA VE HAMASET DEĞİL, KALİTELİ EĞİTİM, İSTİHDAM, GÜVENLİ VE HUZURLU BİR HAYAT, ÖZGÜRLÜK, REFAH, ÂDİL VE ÖNGÖRÜLEBİLİR BİR GELECEK İSTİYOR.

Nesiller elden gitmiyor

ODTÜ Sosyoloji’den Kenan Çapık: “Nesiller elden gitmiyor. Yoksulluk, eğitim, ekonomi, demokrasi, medya, özgürlükler, çevrenin korunması, sosyal adalet, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, sürdürülebilir kalkınma vb kriterlerde karnemiz nasıl? Gençler buna bakıyor.”

Önlerine ümit konulmalı

KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır: “Sayısı 20 milyona varan gençlerin sosyal medyada verdikleri tepkiler gösteriyor ki, öfkeliler. Bu öfkenin önüne bir umut koyarsanız müthiş bir enerji üretirsiniz. Dindar nesil projesi çalışmıyor.”

***

Genclere kulak verelim

Gençler, demokrasi, medya, hürriyetler, tabiatın korunması, hayvan hakları, sosyal adalet, hukukun üstünlüğü vb. kavramları önemserken, umut dolu, hür, Âdil, şeffaf, öngörülebilir bir gelecek bekliyor.

KONDA Araştırma Şirketi Genel Müdürü Bekir Ağırdır’a göre metropolde doğmuş çocukların çok büyük bir kısmı gelecek endişesi taşıyor. Sosyal medyada bu kadar öfkeli olmalarının altında yatan sebep bu. Gelecek endişesi taşıyan bu nesildeki gençlerin yüzde 55’i her ne kadar kendi hayatları ile ilgili umutlu olsa da ülkenin geleceğine dair taşıdıkları umutlar giderek yok oluyor. Ulaşamadıkları imkanların farkında oldukları için daha öfkeli ve tepkisel olan bu genç neslin, radikalleşme eğilimlerinin de daha güçlü olduğu ortaya çıkıyor. Sayıları 20 milyonu bulan bu gençliğin önüne bir umut koymanın önemli olduğunu vurguluyor Ağırdır: “Eğer bu öfkeyi manipüle ederseniz, içlerinden 100 tane daha Ogün Samast çıkarırsınız. Ama bu öfkenin önüne bir umut koyarsanız müthiş bir enerji üretirsiniz. Eğer muhalefet partileri bu çocukların önüne bir umut inşa edemezlerse, iktidar lehine ya da devletten yana çalışabilir o potansiyel.”

Dindar nesil projesi çalışmıyor

Hepsi ‘özgürlükçü’ olarak tanımlanamayacağı gibi hepsi için ‘muhafazakar’ demenin de yanlış olduğunu ifade ediyor Ağırdır: “Dindar nesil yetiştirme projesi çalışmıyor. İktidar yanlış yapıyor ya da doğru yapıyordan öte bir durum var. Bu çocuklar temasla büyüyor. Başı açık veya kapalı, Alevî ya da Sünnî birbirlerini görerek büyüyorlar. Hepsi aynı okul sıralarında ve yaşama kaygısını aynı biçimde hissederek birlikte büyüyorlar. Ne kadar muhafazakâr değerleri varmış gibi görünse de tekçi değiller. Zihin dünyaları çoklu, iktidarın hesaba katamadığı o. Yani babası ile aynı muhafazakârlığı ve dindarlık algısını taşımıyor.” Bu tespitlerden yola çıkarak Ayasofya ile ilgili verilen kararla da çok ilgili olduklarını düşünmüyor Ağırdır.

İtiraz siyaseti kabul görmüyor

Ağırdır’a göre gençliğin asıl sorunu rol modellerinin olmaması. Her ne kadar yeni siyasi oluşumlar olsa da, bu yenilikler gençleri heyecanlandırmıyor. Var olanların ise gençlere yönelik attıkları adımların sürekli olması gerektiğine dikkat çekiyor Ağırdır. “Bu çocukların önüne veya Türkiye toplumunun önüne yeni bir iddia ve umut inşa etmeden, sadece itiraz siyaseti ve itiraz üzerinden siyaset yetmiyor. Gençlerden öte, Türkiye’nin özel durumu bir yandan da kimliklerine sıkışmış ve kutuplaşmış bir toplum. Eğer bunu bozmak istiyorsa muhalefet, yarına dair çokluğu kapsayan bir ütopya yaratmalı. Bu ütopyan yoksa gençlerin gönlüne de değmiyorsun”.

***

Varsayımlara değil, verilere bakıyorlar

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji bölümünden Kenan Çapık Karar Gazetesi’nde “Genç kuşaklar İslâm’ı terk etmeyecekler de ne yapacaklar!” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Çapık, yazısında Yusuf Kaplan’ın Yeni Şafak’ta “Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesi tehlikede!” başlıklı yazısına eleştiri getirdi.

Çapık, yazıdaki “Müslüman olmadan önce gerçekleştirdiğimiz ilk yolculukta, pagan ve barbar Batılılardan farklı bir şey yapmadık” cümlesine dikkat çekerek, “Herhalde bu cümlenin ardında Müslüman olmayan toplumlarda adaletten, değerden, ahlaktan, hukuktan, refahtan söz edilemeyeceği ön kabulü yatıyor. Fakat gençler bu varsayımlara değil, toplumsal, siyasal ve ekonomik verilere bakıyor. Çoğunluğu tam da bu unsurlar için Batı ülkelerinde yaşamak istiyor. Kaplan bir yerde “Bu iş, hamasetle, sloganla filan olacak bir iş değildir” diyor. Fakat genç nesiller tam da yukarıdaki kavramlar demetini, üslubu ve verdiği mesajı hamaset ve slogandan ibaret görüyor. Türkiye’de ‘İslami hareketler’ -yalnızca genç nesillerle de değil-, her yaştan, mezhepten, meşrepten, inanç ve ideolojiden memleketimin insanıyla iletişime geçebilmek istiyorlarsa artık başka bir dil kullanmalılar” dedi.

Kimi kime karşı koruyoruz?

“Gençlerin gündeminde, “yeniden tarihin akışını değiştirecek bir aktör olmak” adına dünya ile kavga etmek değil, tersine dünya ile entegre olmak, her ülkede Türkiye pasaportunun itibarıyla dolaşabilmek var” diyen Çapık, “Türkiye’nin refah, huzur, güven ve özgürlükler ülkesi haline gelmesidir hayali. İddianızda ısrarlıysanız, gençlere neden bunun kavga etmeden mümkün olamayacağını anlatın. “İslâm’la ilişkisi sıfırlanan, aidiyet bilinci yok olan kuşaklar, bu toprakları koruyamazlar.” Kaplan’ın jenerasyonunun göremediği bir diğer nokta, gençlerin artık dış mihraklar, lobiler, Türkiye’yi bölmek ve yıkmak için kapalı kapılar ardında gizli toplantılar yapan büyük güçler edebiyatından da sıkıldığı gerçeğidir. Kimi kime karşı koruyoruz? Gençler ‘şu kavgacı moddan bir çıkın, bir etrafınıza bakın, iletişime geçin, konuşun, etkileşin’ diyor” ifadelerini kullandı.

Nesiller elden gitmiyor

Çapık, farklı bir dil geliştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi: “Gençler “tarih yapan aktör Osmanlı’yla”, yüzükle, tesbihle ilgilenmiyor. Teknolojinin sunduğu engin imkânlarla ilgileniyor, kaliteli eğitim, istihdam, güvenli ve huzurlu bir hayat, hürriyet, ekonomik refah ve öngörülebilir bir gelecek istiyor. Duruş, yürüyüş, mefkûre bunlardan hangisiyle ilgilidir? Gençlere bunu anlatın!” Nesiller elden gitmiyor. Bilâkis, nasıl ki bizler ve bizden önceki nesiller, içinde yaşadığımız çağın şartlarınca şekillenmiş, ancak o çağın dili ve düşünce dünyası içinden konuşabilmişsek, gelecek nesillerimiz de yok olmayacak, fakat evet, farklı olacak. Hayatı yadsıyan iddia ve çabalara rağmen hayat kendisini dayatmaya devam edecek. Bu, vahyin doğduğu mekân ve zamandan bugüne böyledir. Tam da bu yüzden, İslâm’ın bağlamla ilişkisine dair henüz hâlâ filizlenme aşamasındaki tartışmaların olanca yoğunluğuyla sürmesi gerekiyor ki genç nesillerimiz ortaya çıkacak külliyattan daha âdil, daha estetik, daha güçlü bir Türkiye çıkarabilsin.”

Gençler, Âdil bir gelecek istiyor

Çapık, “yürüyüş, diriliş, muştu” gibi söylemlerle hamaset yapmayı bırakmak gerektiğini belirterek, “Hepimizin bildiği anladığı cümlelerle konuşalım. İnsanlar işsizlikten, kayırmacılıktan, sokaklarımızı, ekranlarımızı, en tepeden en ücraya her yanımızı saran şiddet dilinden ve kabadayı kültüründen, nezaketsizlikten, mezhebe, meşrebe, inanca, ideolojiye, dünya görüşüne dayalı ayrımcılıktan, taciz haberlerinden, kadın cinayetlerinden bıktı usandı. Gençler özgür, adil, şeffaf, öngörülebilir bir gelecek istiyor, doğanın ve hayvanların hakkını arıyor(…) Somut analizlere, istatistiklere bakalım. Bir tıkla tüm dünyayı okuyabileceğimiz bir çağdayız. Türkiye’nin yoksulluk, sağlık, eğitim, ekonomi, demokrasi, medya, özgürlükler, doğanın korunması, hayvan hakları, sosyal adalet, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, sürdürülebilir kalkınma vb. kriterlerde karnesi nasıldır? Eğer bu veriler veya bu verilerin ‘empoze edildiği’ ‘şer merkezleri’ muhafazakâr zihnin umurunda değilse, bilsinler ki bunlara sağır kalacak bir ‘İslam’ da o kaybolmasından korkulan genç nesillerin umurunda olmayacak” dedi.

İstanbul - Yeni Asya

Admin 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34