Gül Efendimiz(S.A.V), Lale Allah (c.c) Temsil Eder

Mazhar-ı ism-i Celâl olmasa hakkâ lâle Bulamazdı bu kadar rütbe-i vâlâ lâle...

22 Nisan 2013 Pazartesi 18:11
Bu haber 8467 kez okundu
Gül Efendimiz(S.A.V), Lale Allah (c.c) Temsil Eder
banner1


Mazhar-ı ism-i Celâl olmasa hakkâ lâle Bulamazdı bu kadar rütbe-i vâlâ lâle
İzzet Ali Paşa



Bizim kültürümüz sembolcü kültürdür. Atalarımız daha Orta Asya'dayken belirli eşyaları, cisimleri ve şekilleri belirli manalara sembol yapmışlardır. Mesela, "ok" Tanrı'ya bağlılığın, "yay" da bu bağlılığın cihana yayılmasının sembolüydü. Keza davulun, tuğun devlet babında değişik anlamları vardı.

İslam'ı kabulden sonra da devam eden bu sembolcü gelenek, Peygamber Efendimiz (sav)'e de bir sembol bulmakta gecikmemiş ve O'na (sav) GÜL sembolünü layık görmüştür. Kültürümüzde gül, Peygamberimiz (sav)'in, Peygamberimize (sav) duyulan muhabbetin sembolüdür. Peygamberimize (sav) bir an muhabbetini kaybeden imanını kaybedeceğinden, yani Peygamberimize (sav) muhabbet duymak ile iman çok yakından alakalı olduğundan, gül ayni zamanda iman hayatımızın da sembolü sayılır. Gül, Peygamberimizin (sav) sembolü olduğu içindir ki Fatih O'na (sav) olan muhabbetini belirtmek için gül koklar. Onun içindir ki edebiyatımızda sevgililer hep güle benzetilir. Onun içindir ki Necati Beg şöyle der:



Yılda bir kerre menâr-i sâhdan dîdâr gül, / Gösterir nite ki nûr-i Ahmed-i Muhtâr gül.

Gül, Peygamberimiz (sav)'in sembolü olunca, ad olarak da kullanılmıştır. Bu Gül (sav) sevgisi, "Gül, Gülbahar, Gülbeden, Gülistan, Gülhan, Gülşan, Gülcan, Gülten, Gülriz, Gülnur, Gülenaz, Gülay, Güler, Gülsever, Gülbey, Gülçin, Gülcihan vs." gibi, Peygamberimize (sav) muhabbetimizi ifade eden yüzlerce "gül"lü adı dilimize kazandırmıştır. Ve bu anlayış, Peygamberimiz (sav)'in sevgili zevcesi Hz. Aişe (ra)'nin adını, Peygamberimiz (sav)'in sembolüyle birleştirmiş AYŞEGÜL yapmıştır. Anadolu'nun bazı yörelerinde de Gül'e (sav) öncelik verirler, GÜLAYŞE, derler. (Onk. Dr. Halûk Nurbaki, Gönül Penceresinden Fahr-i Kâinat Efendimiz)

Lafzatullah, yani Allah lafzı ile lale ilgisine gelince:

Ebced hesabında bir durum var lâle ile Lafzatullahın değeri ikisi de 66 ya tekabül ediyor; bu nedenlede laleyi Cenab-ı Hakk'ın simgesi olarak sayanlar vardır. Bazı yörelerimizde "işi altmış altıya bağlamak" deyimi hala kullanılır.

Biz millet olarak "hilâl"i İslam'ın simgesi, "haç"a karşı bizim simgemiz olarak görmüşüzdür. Hilâl kelime olarak ebced hesabına göre 66 ediyor.

Yani hilâl, lâle ve Cenab-ı Hakk'ın en muazzam ismi olan Allah lafzı, aynı sayı (66) değerindedir.

Lâle, hilâl ve Allah (cc) lafızlarının ebced değerinin aynı olmasından dolayı, kültürümüzde lâleye apayrı bir değer verilip sevgi beslenilmiştir.



Bir devre adını veren bu tefekkür simgesi çiçek, o dönemde 1108 çeşit renkte üretilmiştir.

Lâle’nin Osmanlılar tarafından çok sevilmesi sadece çok güzel bir çiçek olmasından dolayı değildir. Arapça harflerle yazıldığında Lâle kelimesiyle Allah lafzında aynı harfler kullanılıyor olmasındandır. Bir de Arap harfleriyle yazılan Lâleyi tersten okursanız Hilâl kelimesi ortaya çıkıyor ki bu da biliyorsunuz Osmanlı bayrağının, ambleminin sembolüdür.

Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya güzel anlatmış:


“Eskiler lâleyi mukaddes sayarlardı. Gerçekten, izahı zor bir şuur, o zamanın yazılarında ‘lâle’ kelimesi ile ‘Allah’ kelimesini aynı harflerden meydana getirirdi. Üstelik ebcette lâle, Allah, hilâl aynı sayıyı verirdi. Biri güzelliğiyle yurdumu, biri ulviliğiyle dinimi, biri şerefiyle istikbâlimi anlatan, kelimelerdeki ebcet beraberliği sizi bilmem fakat -ben-, tesâdüf deyip geçemeyeceğim.”


Hıristiyanlıkta Ters Lâle:

Hıristiyanlıkta ters lâle Hz. Meryem’i temsil eder ve Ağlayan Gelin olarak anılır.Söylenceye göre, Hz. Meryem, Hz. İsa çarmıha gerilirken iki katre gözyaşı akıtmış ve gözyaşlarının toprağa düştüğü yerden bu çiçek bitivermiştir. Hazreti İsa’nın çarmıha gerilişi sırasında boynunu büktüğüne inanılan ve Hıristiyanlar tarafında kutsal sayılan ‘ters lale’, Müslümanlar tarafından da hüznün sembolü olarak mezarlıklara dikilir.



İslam Tasavvufunda Lâle:

İslam Tasavvufunda lâle Allah’ı; gül ise Hz. Muhammed’i remzeder. İslam tasavvufunda Allah’ı remzeden lâle bitkisinin, mitolojide de, adı “Efendi” mânâsına gelen Güneş Tanrısı Adonis’i remzetmesi bir tesadüf değildir. Mitolojinin güneş Tanrısı Adonis ile tasavvuf geleneğinde ilahi aşkla yanarak, etrafına ziya saçarak can vermesiyle, adeta bir güneş (şems) olarak nitelenen, “Efendi” arasında çeşitli açılardan benzerlikler kurulabilir.



Lâle Çiçeğinin Yapısal Özellikleri:

İran mitolojisine göre, bir yaprağın üzerindeki çiğ tanesine yıldırım düşmüş ve alev alan yaprak o haliyle donup kalarak lâleye dönüşmüş; göbeğindeki siyahlık da, yıldırımdan kalan yanık izidir.

Lâle, zambakgillerden bir süs bitkisidir. Yaprakları 2-8 adet, uzun ve mızraksı; çiçekleri türlü renklerde ve kadeh biçimindedir. Çiçekler, sap ucunda, çoğunlukla bir, bazen ikidir. Çiçeklerin, parlak renkli, hemen hemen bir birine eşit olan altı taç yaprağı vardır. Ayrıca çok tohumlu bir bitki olup kapsül yapısında meyveleri vardır.

Lalenin en önemli özelliği, kışın kardelenden sonra açan ilk çiçek olması ve 1,5 aylık ömre sahip olmasıdır. Lâle eksi dereceden etkilenmez, donmaz ve bahar müjdecisi olarak da sembolik bir önem taşır.

Lâle, soğanlı bir bitkidir. Soğanlı bir bitki olduğu için soğanın belli bir olgunluğa ulaşmasıyla bitkide çiçeklenme görülür. Toprak altında gıda maddesi depolamak üzere değişime uğramış gövdelere sahip, gösterişli çiçekleri olan soğanlı bitkilerin toprak üstündeki kısımları, büyüme mevsimini tamamladıktan sonra sararıp solar. Soğanları ise uzun yıllar yaşamaya devam eder. Taç yaprakları yere doğru olan lale türünün Latince adı fritillaria imperialis’tir ve halk arasında Ters Lale, Ağlayan Gelin, Kerbela, Kral Lalesi, Kral Tacı, Yayla Çanı, Yere Bakan Lale olarak da bilinir.



Tasavvuf geleneğinde, İnsan-ı Kamil yani Efendi, Arap harfleri arasında Elif harfi ile remzedilir. Botanik âleminde de, tek dallı bir çiçek olması, gövde kısmının dimdik olması, soğanının dallanmayıp tek bir sap ve bir çiçek vermesinden ötürü lâle çiçeği ile Elif harfi arasında bir ilişki kurulabilir. Arap harfleriyle lâlenin yazılımı ile Allah kelimesinin yazılımı ile aynı harflerle yapılır: 1 Elif, 2 lâm, 1 he. Elif harfinin ebced değeri 1; lâm harfinin 30; he harfinin ise 5’tir. Buna göre, Lâle ile Allah kelimelerinin ebced hesabıyla sayı değeri 66 eder. Bu sebepten, İslam tasavvufunda, lâlenin, Allah’ı ve onun birliğini ve güzelliğini simgelediği düşünülmüştür. Lâle, Arap harfleri ile yazıldığında tersten okunursa ortaya Hilâl yani Ay kelimesi çıkar.


Lâle, “sevgilinin, aşığını yaralayan gül renkli çehresidir”; lâle Elif’tir, lâle Efendi’dir; lâle Hakk cemalidir.

12. Yüzyıldan itibaren Anadolu'da yapılan mimari eserlerde ve çinilerde lâle motifi değişik renklerde ve sık sık kullanılmıştır. Lâle motifleri ile dikkat çeken bir mimari eser de, II. Selim’in emriyle Mimar Sinan tarafından Edirne’de yaptırılan ve yapımı 1568-1575 yılları arasında tamamlanan Selimiye Camii’dir.



Mimar Sinan, şaheseri Selimiye Camiisi için şunları söylemektedir:

“Kalfalığımı İstanbul’daki Şehzade Camisi’nde yaptım. Ustalığımı da Süleymaniye Camisi’nde tamamladım. Fakat bütün gücümü bu Sultan Selim Han Camisi’ne sarfedip uzmanlığımı gösterdim ve anlattım.”


Selimiye Cami'nin müezzinler mahfilinde Ters Lale insanı anlatır ki ; Kökleri ve soğanı arşda; çiçeği ve meyveleri ise arzda olan lâle, İnsan-ı Kâmildir.



“Secdeye varmış İnsan’dır.”


    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner37

banner25

banner34