İslâm Ülkelerinin Hali

Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberliğin, daha doğru bir ifadeyle “İttihad-ı İslâm”ın ne kadar mühim bir maksat olduğunu dünyanın hal ve gidişine bakan herkes görebilir.

16 Eylül 2019 Pazartesi 20:09
Bu haber 262 kez okundu
İslâm Ülkelerinin Hali
banner39
 
Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberliğin, daha doğru bir ifadeyle “İttihad-ı İslâm”ın ne kadar mühim bir maksat olduğunu dünyanın hal ve gidişine bakan herkes görebilir.



Tahminlere göre dünyada 1.7 milyar Müslüman, 50’den fazla da “İslâm ülkesi” olduğu halde Müslümanlar cehalet, zaruret ve ihtilâf içerisinde kıvranıyor. Müslümanların “İttihad-ı İslâm”ı temin ettiğini bir düşünelim... İslâm âlemi ve dünya çok daha farklı olmaz mıydı?


Yıllardan beri, “İttihad-ı İslâm/ İslâm Birliği” kurulabilir ya da kurulamaz şeklinde çetin bir tartışma yaşanır. Hadiseye, “kurulmalı mı kurulmamalı mı?” diye bakmak gerekmez mi? Ekseriyetin bu soruya “kurulmalı” diyeceği bellidir. O halde bu birliğin kurulabilmesi için hem fiilî hem de kavli duâları eksik etmemeliyiz. “Kurulamaz” demek eşyanın tabiatına aykırı düşer ve Müslümanların şevkini kırmaktan başka bir işe de yaramaz. Evet, kurulabilir, kurulmalıdır ve inşallah da kurulacaktır.


Ankara’da düzenlenen “İslâm Birliği Kongresi”nde kısmen bu meseleler tartışılmış. İslâm Birliği Araştırmaları Merkezi (İSBAM) tarafından “İslâm Dünyasının Geleceği ve Filistin” temasıyla düzenlenen kongreye İslâm ülkelerinden çok sayıda dâvetli katılmış.


“İslâm devletleri parçalanmışlığa artık son vermeli” diyen Lübnan eski Dışişleri ve Göçmenler Bakanı Adnan Mansur yaptığı konuşmada, İslâm dünyanın halen sömürgecilikten kaynaklanan bağımlılıkların acısını çektiğini belirterek, “Egemen ve sömürgeci güçler, izledikleri düşmanca politikalarla devletlerin kendi kararlarını almalarına engel oluyor” ifadesini kullanmış. Mansur, “İslâm devletleri parçalanmışlığa artık son vermeli. Egemen güçlerin bize musallat olmasına fırsat vermemeliyiz. İslâm dünyasının aynı hedef ve fikir doğrultusunda anlaşabilmesi lâzım” şeklinde konuşmuş. (AA, 14 Eylül 2019)

Filistinli akademisyen Prof. Dr. Sami Al Aryan da, “Ortadoğu’da ya da ötesinde nerede bir bölünmüşlük nerede bir kardeş kavgası varsa arkasında siyonist hareket olduğunu görüyoruz. Bizim Yahudilerle alıp veremediğimiz yok, bizim derdimiz işgalci siyonistlerledir. İşgalci kuvvetler buradan arındırılmalıdır” diye konuşmuş.

Haberlere yansıdığı şekline bakılırsa toplantıda daha çok hadisenin maddî boyutunun ele alındığı akla geliyor.

Elbette İslâm ülkeleri arasında birlik kurmak için maddî meseleler çok önemlidir. Ancak ondan çok daha önemli olan ‘kalp ve gönül birliği’ni tesis etmek değil mi? Ve bu birliğin ilk adımı da her yıl yapılan hacda, Mekke’de, Medine’de atılamaz mı?

Maalesef ifsat şebekelerinin tesiriyle; kalplerin ittihad etmesi gereken hac mevsimi bile birlik bağlarının zedelenmesine vesile kılınabiliyor. Cehaletin de yardımıyla hacda gördükleri menfilikleri İslâm dünyasına taşıyan bir anlayış yok mu? O halde en önce kalp ve gönül birliğini tesis edecek adımların atılması icap eder. Bunu yapmayıp en önce fabrika, silâh ve para birlikleri kurmaya gayret etmek yanlışlara yanlış katmak anlamına gelir.

Türkiye’yi idare edenler görsün ya da görmesin; Risale-i Nur Külliyatı bu birliğin, ‘İttihad-ı İslâm’ın tesisi için önemli bir vesiledir. Çünkü bu eserler en başta dünyadaki Müslümanlar arasında kalp ve gönül birliğini temin eder. Maddî birlik bir neticedir ki işin kolay kısmı odur. Önce kalp ve gönül birliği kuralım inşallah.




KAYNAK: YENİ ASYA


ADMİN 1

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner38

banner37

banner34