Öne Çıkanlar ÇÜ Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serkan Selli Prof. Dr. İrfan Şencan organ nakli Niğde Liseli Kavgası 2013Niğde Liseli Kavga Haberleri 2013 adana yüreğir nöbetçi eczane 11.08.2012 Muharrem Varlı

Bu haber kez okundu.

Bütçe Kanunu Teklifi Üzerine

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, TBMM Genel Kurulunda, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin görüşmelerinde yaptığı konuşma şöyle:
Teşekkür ederim Sayın Başkan, değerli milletvekilleri.

Değerli arkadaşlarım, aslında, oturup Parlamento olarak bir hesaplaşmamız gerekiyor. Neyi doğru, neyi yanlış yapıyoruz? Parlamento nedir, işlevi nedir, yetkisi nedir ve biz bu yetkileri başkasına devredelim mi, devretmeyelim mi? Demokrasi nedir, hukuk nedir, hukukun üstünlüğü nedir, adalet nedir? Bazen kısır tartışmalar içinde doğruları yeteri kadar yansıtamıyoruz birbirimize. Oysa hepimiz insanız ve hepimizde bir vicdan var, hiç kimse bir çocuğun açlıktan ölmesini istemez, hiç kimse yoksulluğu istemez, hiç kimse fakirliği istemez; herkes ister ki her evde mutluluk olsun. Aslında bu, Parlamentoyu oluşturan bütün milletvekillerinin ortak hedefi olmak zorundadır, böyledir de. Ama bazen irademizi, özgür irademizi kullanamaz noktaya geliyoruz. Kullanamadığımız için de baskılar ve etkiler altında kalarak maalesef, Parlamentonun olması gereken yetkilerini başka yerlere deklare ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, demokrasinin çıkışı aslında çok basit bir soruyla başlıyor: Egemenlik yetkisini kim kullanacak? Kral mı kullanacak, padişah mı kullanacak, bir aile mi kullanacak, herhangi bir kişi mi kullanacak yoksa egemenlik yetkisi millete mi aittir? Demokrasi, uzun kavgalardan ve ağır bedeller ödendikten sonra "Egemenlik, kayıtsız şartız milletindir." diye ortaya çıkmış. Biz de öyle yapmışız zaten, Parlamentoya yazmışız buraya "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir." 1921 Anayasası'nda, diğer anayasalarda, darbe anayasalarında ve son Anayasa'da da "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir." der. Peki, millet adına bu egemenliği kim, nasıl kullanacak? Bir kişi mi kullanacak millet adına yoksa birbirini dengeleyen güçler mi kullanacak bunu? Bunu da bütün çağdaş demokrasilerde -rejim ne olursa olsun hepsinde- bilinen bir karar vardır, bir kural vardır. Yetki, millet adına birbirini denetleyen üç organa verilmiştir; yasama, yargı, yürütme. Yasamanın görevi kanun yapmaktır. Yürütme organının görevi bizim yaptığımız kanunların amacına uygun olarak uygulamaya konulup konulmadığını denetlemektir. Peki yargı organı? Yargı organı da yürütmeyi ve bizi denetler. Dolayısıyla bir güçler dengesi oluşur, dolayısıyla yetki bir kişi de temerküz etmez. Yetkinin bir kişide temerküz etmesi otoriterleşmeyi getirir, ta Montesquieu'den bu yana söylenen sözdür. Hangi anayasa hukuku kitabını açarsanız açın bu gerçeği orada görürsünüz. Bizde de bu yetki, egemenlik hakkının kullanılmasıyla ilgili 6'ncı madde Anayasa'da gayet açık "Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz." diyor. Doğru mu? Doğru. Olması mı gerekiyor? Evet, olması gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, önce ufak bir konudan başlayayım. Denetim yetkisini, Parlamentonun yetkilerinden birini yürütme organına veriyoruz ve yürütme organının bizim çıkardığımız yasalara uygun olarak görev yapıp yapmadığını denetlemek durumundayız ve denetleyeceğiz. Nasıl denetliyoruz? Anayasa'dan yine bir madde okuyayım değerli arkadaşlarım. Anayasa'nın 98'inci maddesi yazılı soru, bunların en basit olanı odur. Milletvekilleri, yürütme organından bilgi almak için veya yürütme organının kendisine doğru bilgiyi aktarması için yazılı soru önergesi verir. Sözlüler kalktı, artık bu kürsüye bakanlar gelmediği için sözlü soru yok, bir yetkimizi daha verdik. Yazılı soru önergesi veriyoruz. Anayasa'ya göre yazılı soru önergelerine yürütme organı en geç on beş gün içinde cevap vermek zorundadır. Ben demiyorum, Anayasa diyor yani millet diyor, milletin iradesi diyor. Milletvekili sana bir soruyu soruyorsa on beş gün içinde cevap vereceksin.

Değerli arkadaşlarım, 26'ncı Dönemde süresi içinde cevap verilen önerge oranı yüzde 10,99 yani, yüzde 90'ınına süresi içinde cevap verilmemiş. 27'nci Dönemde ise süresi içinde cevap verilen soru önergesinin oranı yüzde 8,19. Yani yürütme organı diyor ki: "Ey Parlamento, ey milletvekilleri; kusura bakmayın, ben sizi takmam, sizin sorularınıza cevap bile vermem." Şimdi, ben sizin vicdanınıza sesleniyorum: Bu Anayasa'yı sizler kabul etmediniz mi? Bu Anayasa'yı bizler kabul etmedik mi? Bu Anayasa'ya göre on beş gün içinde yürütme organının cevap vermesi gerekmiyor mu? Niye cevap verilmiyor? Niçin verilmiyor? O zaman milletvekili olarak sizin ne kıymetiniz var? Yürütme organı tarafından bir sorunuza bile cevap verilmiyorsa, bana söyler misiniz Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarı ne oluyor? Buna ben de itiraz etmeliyim, her partiden milletvekilleri de itiraz etmeli. "Böyle bir rezalet olmamalı." diyebilmeli. Doğrudur, ben şunu kabul ederim, on beş gün içinde cevap verilemeyebilir -bazı sorular olur ki on beş gün içinde cevap verilemeyebilir- ama o zaman ilgili organ, yani ilgili bakanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisine bir yazı yazıyor, diyor ki: "Süresi içinde cevap veremiyoruz çünkü bu bilgileri toparlamamız lazım, bize biraz süre verin." Süre verilir, ondan sonra gelir, bunlar gelmiyor arkadaşlar.

Başka bir önemli konu: Değerli arkadaşlarım "bütçe" dediğimiz olay ciddi bir olaydır. Yani Parlamento, bütçe hakkını kullanarak yürütme organına diyor ki: "Sen şu kadar vergi toplayacaksın, şu kadar da harcama yapacaksın, senin sınırlarını bütçe kanunuyla çiziyorum." Niçin? Anayasa o yetkiyi Parlamentoya vermiş. Vergi koyma yetkisi Parlamentonundur çünkü vergi Anayasa'ya göre kanunla konulur, kanunla kaldırılır. Madem öyle, para alacaklar, borçlanma da yapabilirler. Borçlanmanın sınırını da Parlamento belirliyor, ne kadar borçlanma yapacaksın. "Öyle ilanihaye, kafanın estiği gibi, bir yürütme organı borçlanamaz." diyor, onu da çiziyor. Paranın nerelere harcandığını gelip burada bize anlatıyorlar: "Şuralara, şuralara, şuralara şu kadar para harcayacağız." Bizler de elimizi vicdanımıza koyup diyoruz ki "Evet, parayı oraya harcıyorsa bu Anayasa'ya 'evet' diyeyim; diyorsunuz veya diyoruz. Eğer buna uymuyorlarsa o zaman Parlamento, buraya geldiği zaman tekrar denetim hakkını kullanır. Neyle? Bütçeyle değil, kesin hesap kanunuyla. Çünkü bütçeyle yetkiyi verdik, paranın nerelere, ne kadar harcandığını kesin hesap kanunu gösteriyor bize ama şanssızlığımız şu: Bu Parlamento, bundan önceki parlamentolar da bütçeyi tartışırlar, kesin hesap kanununu tartışmazlar. Oysa asıl tartışılması gereken kesin hesap kanunudur. "Benim verdiğim yetkiyi yürütme organı ne kadar kullandı acaba; yerinde mi kullandı, doğru mu kullandı, yanlış mı kullandı?" Kesin hesap kanununu bir tarafa atıyoruz, bir yıl sonra, nelerin yapılacağını oturup uzun uzun tartışıyoruz.

Başka bir önemli konu var: Parlamentoya bugüne kadar, son düzenlemelere kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelip bütçeyi sunan kişi seçilmiş bir kişidir, arkasında millî irade vardır. Millî irade ancak der ki: "Bu kürsüye çıkarsın, sen konuşursun." Neden? Seçilmişlere, millî iradenin en önemli unsuruna cevap verecek. Buraya gelip bütçeyi sunan kişi bir devlet memuru, seçilmiş değil, arkasında bir irade yok. Sizin vicdanınız bunu kabul ediyor mu değerli arkadaşlarım? Bir devlet memurunun bu kürsüye gelip size 2020 bütçesini anlatmasını, 2018 Kesin Hesap Kanunu Teklifi'ni anlatmasını, sizden oy istemesini siz vicdanınıza sığdırıyor musunuz? E, hani biz demokrasi diyorduk? Hani millî irade diyorduk? Hani milletin iradesi diyorduk? Normalde, buraya Sayın Cumhurbaşkanının gelmesi lazım; kendi bütçesi, gelip bütçeyi sunması lazım. Bütçeyi bir devlet memuru sunuyor ama Sayın Erdoğan dışarıda, başka bir toplantıda konuşmalar yapıyor. Ne demektir? "Benim Parlamentoda kurşun askerlerim var. Ben ne dersem onlar ellerini kaldırırlar, ellerini indirirler dolayısıyla benim Meclise gitmeye yetkim bile var ama ben gitmek bile istemiyorum. Niye gideceğim, orada duracağım saatlerce." Bunu söylüyor. Kime? Bu Parlamentoya söylüyor. Sizler vicdan sahibiyseniz buna "Dur!" demeniz lazım. Bu bütçe kimin bütçesi? 82 milyonun bütçesi. 82 milyona hizmet götüreceksiniz, 82 milyondan vergi toplayacaksınız ama bu bütçeyi buraya gelip bir devlet memuru sunacak; olmaz. Bu kürsüye, tarihinde, devlet memurları gelip bütçe sunmamışlardır.

admin 4

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34