Öne Çıkanlar ahmed şahin Adana 2evleniyoruz fuarı ne zaman Metin Serezli Kim Savaş ay Kaç Doğumlu Esma Akbulut

Bu haber kez okundu.

CHP Sözcüsü Öztrak: FETÖ Okyanus Ötesinde Fikirleri İktidarda

-“BAKARA MAKARACI” CUMA NAMAZINDAN FOTOĞRAF SALLIYOR
-FABRİKA PATLAMASINA GÖZ YUMANLAR, NÜKLEER REAKTÖR İNŞA ETTİRİYORLAR
-BU VİCDANSIZ DÜZENİN TEKERİNE ÇOMAĞI SOKACAĞIZ
-CHP İKTİDARINDA İLK İŞİMİZ “AİLE DESTEKLERİ SİGORTASI” OLACAK

Tek adam vesayet rejiminde elinizi nereye atsanız, tel tel dökülüyor. Adalet sistemimiz dökülüyor, ekonomimiz dökülüyor, eğitim sistemimiz dökülüyor, dış politikamız dökülüyor, saray bürokrasisi dökülüyor, ahlaki ve etik değerler dökülüyor ve elbette, demokrasimiz dökülüyor.
MİLLET İŞ BULAMAZKEN, SARAY EFRADI 7 SÜLALE DÜNYALIK YAPIYOR
2014’ten bu yana, her alanda ülke patinaj yapıyor. Toz toprak altında kalan milletimiz, sesini bir türlü saraya duyuramıyor. Milletimiz perişan, ama saray sosyetesinin derdi bambaşka. Hala milletin altında kaldığı toz toprağın içinden, yandaşlarına rant devşirmeye çalışıyorlar. Millet işsizmiş, millet fukaralaşmış, millet perişan olmuş umurlarında dahi değil. Talan, yağma bir müddet daha devam etsin de, ne olursa olsun. Milletin çifte diplomalı evlatları iş bulamıyor, umudunu kesip eve kapanıyor, TÜİK bu çocukları işsizden bile saymıyor, saray efradı, gözü karartmış, yedi sülalesinin dünyalığını yapıyor. Üçer beşer maaşlar, ballı yönetim kurulu üyelikleri, sefirlikler, makamlar, mevkiler, adrese teslim ihaleler, sarayın “sosyete pazarına” düşmüş. Kapanın elinde kalıyor. Tüyü bitmedik yetimin hakkıymış, bu devletin şanıymış, şerefiymiş, umurlarında bile değil! Memleket, “yağma Hasan’ın böreği” olmuş.
“BAKARA MAKARACI” CUMA NAMAZINDAN FOTOĞRAF SALLIYOR

Şimdi şu fotoğrafa, 83 milyon yurttaşımızın çok dikkatli bakmasını rica ediyorum. Kim bu fotoğraftaki? Ayakkabı kutularında rüşvet aldığı iddialarından aklanmayan, “Her cuma bir ayet sallıyorum, Bakara makara” diyerek, milletin kutsallarıyla alay eden kişi. Şimdi ne yapıyor? Prag’da cuma namazından millete fotoğraf sallıyor. Hangi sıfatla? Türkiye Cumhuriyeti’nin Prag Büyükelçisi sıfatıyla… Gerçek Müslüman, ibadetin reklamının yapılmayacağını bilir. Ama kendisi yine milletin kutsallarının ardına saklanmış, sıkılmadan milleti bir kez daha uyutmaya çalışıyor. Büyükelçi, devletinin şan ve şerefini temsil eder. Din istismarına gitmez.
ŞAN, ŞEREF, LİYAKAT UMURLARINDA DEĞİL
Yaklaşık bin yıl önce, Büyük Selçuklu Veziri Nizam-ül Mülk ünlü eseri Siyasetname’de, bir elçide bulunması gereken asgari özellikleri şöyle sıralamış: “Nesep ve şerefinden ötürü ona kötülük eylemeyip, hürmet edeceklerinden, Elçinin Seyyid ya da şerif olanı makbuldür. Şaklaban, kumarbaz, geveze, adı sanı belirsiz kişiler elçiliğe layık değildir.” Ama devletin “şanıymış”, “şerefiymiş”, “işi ehline vermekmiş”… Saray sosyetesinin bunlar umurunda bile değil.
KATAR BÜYÜKELÇİLİĞİ YABANCIYA GİTMEDİ
Bu arada Katar Büyükelçiliği de yabancıya gitmedi. AK Partili Esenler Belediye Başkanının kardeşi Katar’a Büyükelçi oldu. Saray’ın kibirlisinin Katar’la “duygusal” münasebetlere verdiği önem malum. Beyefendi karantinadan çıkar çıkmaz soluğu Katar’da aldı… Tabii Katar’a Büyükelçi atanacaksa da öncelikle liyakat değil sadakat olmalı. Bir de tabii, elçi diplomasiden gelmemeli körfez ülkelerindeki yatırımlardan anlayan biri olmalı.
FABRİKANIN DUMANI TÜTERKEN

Bu fotoğrafa da tüm yurttaşlarımızın çok dikkatle bakmasını rica ediyorum. Arkada lüks araçlar. Önde yandaş iş adamları, Sakarya’da havaya uçan havai fişek fabrikasının sahibine destek yemeği veriyorlar. Hem de işçileriyle birlikte havaya uçan fabrikanın dumanları üzerinde tüterken. Bu patlamada 6 yurttaşımız yaşamını yitirdi, 1 yurttaşımız halen kayıp, 126 vatandaşımız ise yaralandı. Bu, aynı fabrikada son 11 yılda yaşanan 5. patlama. Bundan önceki patlamalarda 4 işçi hayatını kaybetmiş, 40 işçi de yaralanmış. Yani bu fabrikanın iş cinayetlerinde sabıkası hayli kabarık...
KİM KORUYUP KOLLADI
Şimdi soruyoruz: Bu kadar iş cinayeti ve patlamaya rağmen, bu fabrika bugünlere kadar sahibini değil ama ismini değiştire değiştire nasıl geldi? Kimler burayı koruyup, kolladı? Neden sarayın kibirli başı, ölen vatandaşlarımızın yakınlarına açıp başsağlığı dilemeden, patlayan fabrikanın sahibini bir değil, birkaç kez aradı? Böyle bir kazada iş yeri sahibi hukuken sorumludur. Müfettişlerin bölgedeki çalışmaları bitmeden, bir Cumhurbaşkanı’nın işyeri sahibini birkaç defa araması normal değildir. Bilgi almak istiyorsa bakanları orada… Kadim dostu olduğu anlaşılan yandaş iş adamına telefonda ne demiştir acaba? “Bunun üstünü nasıl örteriz birader” diye sormuş mudur? 11 yılda her patlamadan sonra isim değiştiren firmanın sahibine “sen bir kere daha ismini değiştir bu işi halledelim” demiş midir? İnsanın aklına bunlar geliyor. İçişleri Bakanı’nın telaş içinde “üç ay önce burayı denetlemiştik” demesi... Sonra yandaş iş adamları cemiyetinin apar topar bir araya gelip dayanışma yemeğiyle güç gösterisi yapması… Bu neyin korkusu, neyin üstünü örtme çabasıdır? Bu yandaş şirket kurulduğundan bu yana, devlet törenlerine ne kadar fişek satmıştır? Devletin sırtından ne kadar para kazanmıştır?
FABRİKA PATLAMASINA GÖZ YUMANLAR, NÜKLEER REAKTÖR İNŞA ETTİRİYORLAR
Erdoğan yönetimlerinin 18 yıldır izlediği bu vicdansız büyüme stratejisi, çalışanlarımızın canına mal olurken, yandaşların cebi de şiştikçe şişiyor. Patlamada eşini kaybeden yurttaşımız, Salih Çelik tam da bu gerçeği haykırıyor. Ne diyor Salih Çelik: “Büyük patronlar ölmedi. Bize bir Allah’ın kulu telefon açmadı. Başınız sağ olsun demiyorlar. Onlar kendi malının peşinde. Benim eşim ölmüş. Kendi acımızla kavruluyoruz.” Sakarya’daki bu fabrikanın 11 yılda beş kez patlamasına göz yumanlar, bugün, bu ülkede nükleer reaktör inşa ettiriyorlar birde işletecekler.
BU VİCDANSIZ DÜZENİN TEKERİNE ÇOMAĞI SOKACAĞIZ
Ben buradan aziz milletimi uyarıyorum, durumun ciddiyetinin farkında mısınız? Bu ülkede binlerce madenci göçük altında kaldı, “işin fıtratı” dediler, yetmedi üstüne bir de madenci yakınlarını tekmelediler, binlerce işçi rezidans ve plaza inşaatlarında yaşamını yitirdi. “Olabilir” dediler. Tersaneler de tedbir almadılar, üstüne üstlük işçileri kukla gibi filikalara koyup canlı deneyler yaptılar. Ölenlerin ardından da “takdiri ilahi” dediler. Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem? Ama bu devran böyle sürmez. Attığınız her adımda, söylediğiniz her sözde, yaptığınız her işte millet sizi görüyor, notunuzu veriyor, sandık geldiğinde de yerinizi gösterecek. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı, bu vicdansız düzenin tekerine milletimizle birlikte çomağı sokacak. Çalışana sahip çıkan, haktan, hukuktan, adaletten yana, hiçbir çocuğun yatağına aç girmediği, hakça bir düzeni elbette milletimizle birlikte kuracağız.
SARAYIN TALİMATLI VEKİLLERİ VE KOALİSYON ORTAKLARI
Sarayın karanlık dehlizlerinde yazılan barolarla ilgili yasa teklifinin, Adalet Komisyonundaki görüşmeleri dün gece yarısı tamamlandı. Şimdi soruyoruz bu teklifte milletimizin yararına, milletimiz için ne var? Milletimizin huzurla, vicdan özgürlüğüyle çalışması ve hükümette adaletin kesin şekilde egemen olması ihtiyaçlarına cevap mı veriyor bu düzenleme? Hayır. Bu yasa teklifi milletimizi yormadan, hızla, isabetle, güvenle adaleti dağıtacak bir düzenleme mi getiriyor? O da hayır. Adalet düzeyimizi, uygar toplumların adalet düzeyinin üzerine mi çıkarıyor? O da hayır. Türkiye’nin dört bir köşesinden gelen baro başkanlarımız, görüşleri alınmadan günlerce TBMM’nin kapısında bekletildi. Milletvekillerimiz Adalet Komisyonu’nda “çoklu baro” projesine karşı büyük bir mücadele verdi. Saraydan talimatlı vekiller ve onların koalisyon ortakları, aklın ve sağduyunun emrettiği uyarı ve itirazlarımızı dahi dikkate almadılar. Görüşmeler beş gün boyunca, hafta içi, hafta sonu, gece, gündüz demeden sürdü. Peki bu yasa teklifinde ne var?
FETÖ OKYANUS ÖTESİNDE, FİKİRLERİ İKTİDARDA
Bu teklifte saray hükümetinin yandaş avukatlarına yeni iş alanları açma çabası var. “Yargıda FETÖ borsasını yöneten” saray avukatlarının işini daha da kolaylaştırmak var. Sayın Genel Başkanımız bu durumu kaç kez dile getirdi. Saraydan gık yok. Hâkim ve savcıları oradan oraya tayin ettirebilen avukatlar var. Hâkim ve savcılara talimat veren avukatlar var. Şimdi de barolar olacak. Geçmişte bu kadroları çok uyardık. Hâkimleri, savcıları götürdüler bir cemaate teslim ettiler. Şimdi de anlaşılan avukatları teslim edecekler. Avukatların cüppelerine düğme diktirip, ilik açtıracaklar. Adaleti tamamen Saray’ın vesayeti altına alacaklar. Daha da önemlisi bu yasa teklifinde; müellifi FETÖ olan “paralel/çoklu baro projesi” var. FETÖ’nün kendisi okyanus ötesinde ama fikirleri iktidarda.

admin 4

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34