Cumhurbaşkanı ile Seçim Özel

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanı İle Seçim Özel” programında konuştu

08 Haziran 2018 Cuma 14:12
Bu haber 292 kez okundu
Cumhurbaşkanı ile Seçim Özel
banner1
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanal D ve CNN Türk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Mitinglerin yapıldığı meydanları nasıl gördüğü ve seçimin ilk turda tamamlanacağı yönünde bir izleniminin oluşup oluşmadığına ilişkin soru üzerine Erdoğan, şu anda meydanların ısınmaya başladığını, bugün Mersin, Tarsus ve Hatay'da bulunduğunu, oralarda farklı bir heyecan yaşadığını söyledi.

Erdoğan, bugün hava sıcaklıklarının yüksek olmasına rağmen vatandaşların sabrettiğini de belirtti. Ardından Ankara'ya geldiğini anlatan Erdoğan, "Külliye'nin içinde yeni bir sergi, çok amaçlı, salonu muhtarlarımızla açtık. 2 bin 500'e yakın muhtarımıza bu akşam iftar verdik." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar muhtarlarla periyodik görüşmeler yaptığını anımsatarak, "Onlara hitabım, onlarla Kış Bahçesi'ndeki 400 kişilik iftar sofralarımız oluyordu. Burada bugün zirve yaptı ve 47'inci toplantımız oldu. Onların mahallesinde veya köyünde ihtiyaçları, sıkıntıları neyse bunların hepsini hazırlanan forma dolduruyorlar." diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı'nın bunlara yönelik kurduğu birimde toplandığını, daha sonra ilgili bakanlıklarla görüşmeler yapılarak bu sorunların çözümü üzerine gidildiğini vurgulayan Erdoğan, "Bugün de yine aynı şekilde bu formlar dağıtıldı. Muhtarlarımız bu formları doldurmak suretiyle toplandı, ilgili birimlere gönderiliyor ve 'Muhtarlar Daire Başkanlığı' adı altında bu çalışmalar sürdürülüyor." ifadesini kullandı.

Erdoğan, meydanlarda bugünkü havaya işaret ederek artık vatandaşın seçimin havasına tam manasıyla girdiğine dikkati çekti.

Yarın da Kayseri'de bulunacağını ve çok coşkulu bir mitingin olacağına inandığını vurgulayan Erdoğan, "Kayseri mitingiyle artık bu trend iyice yükselecek." dedi. Erdoğan, ayrıca Kayseri'den Nevşehir'e geçeceğini de bildirdi.

ERDOĞAN'DAN, KARAKOÇ İLE ZARİFOĞLU DİZELERİ

Merhum şairler Abdurrahim Karakoç ile Cahit Zarifoğlu'nun ölüm yıl dönümlerinin olduğu anımsatılan Erdoğan, "Cahit Zarifoğlu aslında çocukların şairiydi. O çocuklara yönelik şiirleriyle temayüz etmiş değerli bir abimizdi, şairimizdi." diye konuştu.

Erdoğan, Zarifoğlu'nun "Bir duruşu olmalı insanın; bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı" dizelerini okuyarak, "Büyük insanlar böyledir, hayatını, aşkını, davasını birbirinden ayırmaz." değerlendirmesinde bulundu.

Abdurrahim Karakoç'un da "Beden ölür, çürür, cana bakın siz. Kim kiminle yürür,
ona bakın siz. Bırakın dönsün dönme dolaplar. Haktan, hakikatten yana bakın siz." dizelerini okuyan Erdoğan, Allah'tan her iki şaire de rahmet diledi.

Bu iki şiiri özel olarak seçtiğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Biraz öyle oldu. Zaten şu anda inşallah Abdurrahim Karakoç'un oğlu da bizim adaylar arasında. Temenni ederim ki inşallah parlamentoda onu da babasını temsilen görürüz." dedi.

"GENİŞ KAPSAMLI BİR EKİBİMİZ VAR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "16 yıldır AK Parti iktidarda, ne yapamadı ya da bu kadar uzun sürede neden yapmadı da şimdi böyle bir kapsamlı bir beyanname hazırladı?" şeklinde eleştirilerin anımsatılmasına, "Her şeyden önce şunu değerlendirmemiz lazım; Bizim beyannamemizin detayı, teferruatı anamuhalefeti veya muhalefeti niye rahatsız ediyor? Biz bir tecrübeyi gündeme getiriyoruz, biz 16 yılın bir tecrübesini konuşuyoruz." yanıtını verdi.

Son 16 yıldır çalıştıklarının altını çizen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye'de ne eksik ne fazla bunu gördük. Ben diyorum ya 'rahatsız oluyorlar', bunlar daha çırak bile değil. Bir bakkalı çırağa teslim eder misiniz? Etmezsiniz. Ama biz çıraklığı, kalfalığı, ustalığı geride bıraktık. Şimdi halkımıza diyoruz ki 'bize başustalık için icazet verin.'

Bunun için de bizim geniş kapsamlı bir ekibimiz var. Bu ekip aylardır çalışıyor. Daha yeni başlamadık bu çalışmaya. Aylardır bu seçim beyannamesinin hazırlanmasıyla ilgili çalışmalar yapıldı. Bizzat hem bakan arkadaşlarımızın hem sivilde olan arkadaşlarımızın katkıları var. Bunları birbiriyle hercümerc etmek suretiyle seçim beyannamemizi ortaya koyduk. Bitti mi? Hayır. Hala çalışıyoruz."

Erdoğan, dün gece eşi Emine Erdoğan'ın gençlere Külliye'de sahur daveti verdiğini hatırlatarak, "O sahurdan önce çalışmalarımızı yaptık, o çalışmaları bitirip ben de hanımın davetine icap ettim. Ve 400 kadar üniversiteli gençle sahurumuzu gerçekleştirdik. Durmuyoruz. O saate kadar yine devam." dedi.

"BUNLARI BİR 'PROJE' OLARAK DEĞERLENDİRİYORUM"

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin, "yeni yönetim sistemi" diye bir anlayışı veya derdinin bulunmadığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Öyle bir şey duymadım ben. Meydanlarda teröre yönelik ağzından bir şey duydunuz mu? Açın, bakın, ben duymadım. Eğer sizler duyduysanız ayrı bir şey. Ama ben meydanlarda terörü anlatıyorum. O ise terörle mücadele eden bir kahraman komutanın üzerine gidiyor. Aramızdaki fark bu. Ve biz şu ana kadar terörle mücadelede kaç tane teröristi etkisiz hale getirdik, bunu anlatıyoruz.

O ise terörist başının desteğiyle meydanlara gelen, o 7 Haziran seçimlerinde malum seçimlerin hemen arkasından 'dökülün meydana' diye, bizim Diyarbakır'daki Kürt kardeşlerimizi sokağa döken bir Demirtaş'ı Edirne Cezaevi'nde gidip ziyaret ediyor. Şimdi bunları doğrusu ben bir 'proje' olarak değerlendiriyorum. Bunlar bir proje örgütü ve bu proje örgütle dayanışmayı anlamak mümkün değil. Zaten Genel Başkanı'nın Ankara'dan İstanbul'a malum sözde demokrasi ve adalet yürüyüşünde de kimler vardı yanlarında, aynı şekilde bu terör örgütlerinin desteğiyle parlamentoya girmiş olanlar vardı. Onlarla beraber bunlar İstanbul'a yürüyüş yaptılar, bunların bir kısmı şu anda yurt dışında kaçak, bir kısmı şu anda cezaevlerinde. Bunlarla uğraşıyoruz, bunlar da gidip Edirne'de böyle bir zatı ziyaret ediyorlar."

Erdoğan, "Siz, bu ülkede cumhurbaşkanlığına adaysınız, cumhurbaşkanlığına aday olan bir insanın bu tür insanlarla bir ilintisi, ilişkisi olabilir mi?" sorusunu yönelterek, "Burada özellikle mesafeyi iyi koymak lazım. Bu milletin terörle bir mücadelesi var, bu mücadelede de herkes konumunu iyi belirlemesi gerekir diye düşünüyorum, böyle inanıyorum." ifadesini kullandı.

Özellikle İnce'nin kendi partisinin içerisinde kaybettiğini belirten Erdoğan, "Şimdi TRT ile bir mücadele içine girdi. 'Yok çıkmayacakmış...' Yaparsın, yapmazsın ayrı bir şey. Keşke TRT'deki bu yayınlar hiç olmasa. Biz açıkça bunu söyleriz ama o TRT'ye değil Türkiye'ye talipmiş." açıklamasında bulundu.

Kanal İstanbul Projesi'ne dair muhalefetin açıklamaları ve Kanal İstanbul'un neden gerekli olduğuna ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, kısa süre öncesinde Boğaz'da bir yalıya geminin çarptığını anımsattı.

Yalıya tanker çarptığı takdirde büyük bir felaket yaşanacağına dikkati çeken Erdoğan, "Bu her an olabilir. Bu tür gemiler yalılara çarptı. Bu zevk için yapılan bir şey değil. Kanal İstanbul, stratejik bir projedir. Bunu yaptığımız anda İstanbul'umuza ayrı bir güzelliği katarken stratejik bir damgayı da vuracağız." diye konuştu.

Erdoğan, Kanal İstanbul'un bütünüyle gerçekleştiği anda İstanbul'a çok farklı bir güzellik katacağını, kentsel dönüşümle birçok insanı Kanal İstanbul çevresine taşıyacaklarını, doğal yeni alanları değerlendireceklerini, yeni yapılanmalara gideceklerini ifade etti.

"DERSLERİNE DAHA İYİ ÇALIŞMASI LAZIM"

Bölgeye kat sayısı itibarıyla zemin+5 şeklinde binalar yaparak ayrı bir güzellik getirmenin gayreti içinde olacaklarını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kanal İstanbul'u anlamayanlar ne İstanbul'u ne Türkiye'yi anlayabilirler. Demek ki bunların böyle bir ufku, hayali, derdi yok. Benim böyle bir derdim var ve şimdi başlamadı bu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemden başladı. Dedim ya çıraklık, kalfalık. İşte o çıraklığınız, kalfalığınız olursa siz bunu yakalarsınız ama öyle bir durumunuz olmazsa bunu yakalayamazsınız. Bir zamanlar, birinci ve ikinci köprü olayında komünistler 'istemezük' diyordu. Şimdi bunlar da aynısını söylüyor. Bu biraz daha farklı gidiyor. 'Birinciyi Demirel yaptı, ikinciyi Özal, üçüncüsünü Erdoğan yaptı, dördüncüyü de ben yapacağım' diyor. Bunlar Özal'ın karşısına Necdet Calp'ı çıkardı. Özal karşısında Calp kalkıp da bu ülkeye bir şey kazandırabilir mi? Şimdi de durum aynı. İnce ince bir şeyler yapmaya çalışıyor. Şu süreci şöyle süratle geçeriz. Ondan sonra da bu konuları daha iyi anlayacak. Derslerine daha iyi çalışması lazım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yönetim sistemini son hafta bir programla açıklayacağını belirtti.

OFANSİF ANLAYIŞ

Erdoğan, yeni dönemde bakan sayısının kaç olacağına ilişkin soru üzerine, "Bunları şimdi açıklamayalım, sermayeyi bitirmeyelim. Kurullarımız ve ajanslar olacak. Her şeyden önce bakan sayılarının ciddi manada azalması lazım. Şu andaki olayda bileklerimiz bağlı, bazen gidemiyorsunuz. Bu yeni dönemde inşallah daha çok futbolda olduğu gibi ofansif bir anlayışla, ortak aklı devreye sokarak, yanımızda ciddi bir ekip ve o ekiple beraber de süreyi hızla işleten bir yapıyla Türkiye'yi uçurmanın gayreti içinde olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

İNCE'NİN "HUZUR" VAADİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin çılgın projesi mutluluk, huzur ve toplumsal barış. İnsanlar mutsuz ve toplum kavgalı mı?" sorusu üzerine, İnce'nin söylediklerinin bir proje değil temenni olduğunu, mutluluğu ve huzuru neyle getirecekse bunu ortaya koyması gerektiğini vurguladı.

Mutluluk ve huzur için somut bir şeyler gerektiğine değinen Erdoğan, şunları söyledi:

"Biz 'Türkiye'yi dört ana sütunun üzerinde yükselteceğiz' dedik. Bunlar nedir? Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bunun devamında ulaşım, enerji, tarım, dış politika var ama bu şimdi kalkıp projeyle konuşmuyor, hep kaçak güreşiyor. Biz bir şey söylüyorsak, 'Onu ben söylemiştim' diyor. Millet bahçeleri diyoruz, 'Ben onu söylemiştim' diyor. Bunlar, bizim büyükşehir belediye başkanlığımız sürecinden gelen projeler. Şu anda biz İstanbul'daki Atatürk Havalimanı'nı gündeme getirirken bir şey ortaya koyduk. Bu bambaşka olacak. Central Park'ın dört katı falan bu. Şimdi yeni statlar yapıyoruz, eski statları da Millet Bahçesi'ne dönüştürüyoruz."

"PROJELER İHTİYAÇLARA GÖRE ŞEKİL ALIR"

Erdoğan, "Yeşile dönüş biraz da öz eleştiri mi?" sorusu üzerine, Atatürk Havalimanı'nın olduğu yerin İstanbul'un çok içinde kaldığını dile getirdi.

Havalimanındaki terminal binasını fuar ve müze olarak kullanabileceklerini, bunun üzerinde çalışıldığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Projeler ihtiyaçlara göre şekil alır. Bizim proje mimarları bu çalışmayı buna göre yürütüyorlar. Benim buradaki derdim şu: Geçen sahilde baktım, herkes iftar için hazırlık yapıyor. Arabadan indim ve hemen bir ailenin yanına yaklaştım. Herkes gelmeye başladı. Demek ki bir ihtiyaç var. Benim vatandaşım iftar saatinde sahile inip orada bulduğu ağacın altına giriyorsa bizim bunun çok daha büyüğünü yapmamız lazım. Atatürk Havalimanı inşallah bu işi görecek."

Erdoğan, 29 Ekim'de açılışı yapılacak havaalanının dünyanın ilk üç havalimanından biri olacağını ve bağlantı yollarıyla şehre çok uzak olmadığını anlattı.

"DÜNYANIN TÜRKİYE'YE BAKIŞINI DEĞİŞTİRECEĞİZ"

Üçüncü havalimanının isminin ne olacağına ilişkin soru üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Oranın 5 tane patronu var. Onlarla konuşup ondan sonra bunun adımını hayırlısı ile atarız. Gerçekten kendisine yakışan bir isim oraya bulalım. Şimdi orada biz bir televizyon programı yapacağız. O programla havaalanının geldiği son noktayı paylaşalım istiyoruz. Yüzde 90 bitmiş vaziyette. Bununla biz Türkiye'nin dünyaya bakışını, dünyanın da Türkiye'ye bakışını değiştireceğiz. İlk anlarda buranın yolcu potansiyeli yılda 90 milyon olacak. 2023'te yeni etaplarıyla yolcu potansiyeli 150 milyona çıkacak. Bu 150 ile 200 milyon arasında değişebilir.

Niye bize hasım, rakip gözüyle bakıyorlar? Türkiye büyüyor, uçuyor ama cumhurbaşkanı adaylığına soyunan kişi böyle bir havalimanını hazmedemiyor. Böyle bir Kanal İstanbul'u hazmedemiyor. Kanal İstanbul'un her iki tarafında biz yeni butik şehirler kuracağız. Bu şehirlerle İstanbul'un güzelliğine bir güzellik katacağız. Şu anda Panama'yı kimse bilmez ama kanalıyla tanınıyor. Aynı şekilde Süveyş. Kanal İstanbul da bizim stratejik önemimizi artıracak. Boğaz, o tehditlerden kurtulmuş olacak. Sadece orada turistleri gezdiren gemiler olacak. Büyük gemilerin hepsini Kanal İstanbul'dan geçirmek suretiyle bu tehditten kurtulalım."

Kılıçdaroğlu'nun Atatürk Havalimanı'na ilişkin kendilerinin bir park projesi olduğunu söylediği ve telefonlarının dinlendiğini iddia ettiğinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Türkiye'de telefonu en çok dinlenen kişi benim. Bu Feto takımı burada olduğu zamandan tutun, bütün hepsi dinliyor. Sayın Kılıçdaroğlu'nun böyle bir projesi varsa bu projeyi bugüne kadar niye açıklamadı? Sayın Kılıçdaroğlu ne anlar projeden." diye konuştu.

Daha önce Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürlüğü yaptığını anımsatan Erdoğan, "SSK'nın genel müdürlüğünü yaptığı zaman Allah aşkına hastanelerimizin hali neydi? Sen bu kadar projeye yönelik kabiliyeti olan bir insansan niçin genel müdür olduğun zaman bir tane, iki tane şöyle doğru dürüst bir hastane ortaya koymadın? Niye? Bunlar proje insanı değil. Bunlar projeden anlamaz, proje bizim işimiz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, şehir hastanelerinin, belediye başkanlığı döneminden beri idealleri arasında olduğunu söyledi.

Bu hastanelerin işlevlerine değinen Erdoğan, "Niçin benim insanım ta buradan Cleveland'a gidecek? Onlar buraya gelsin, Avrupalı buraya gelsin. Bizim tek derdimiz var, hakikaten kalifikasyonu yüksek, kariyer sahibi doktorlarımızın sayısını artırmak. Biz onları artırdığımız zaman inşallah bu hastanelerin müşterisi çok daha fazlasıyla artacak." değerlendirmesini yaptı.

Halihazırda bile vatandaşların bu hastanelere geldiği zaman mutlu olduklarını anlatan Erdoğan, "Gidiyorum, gözleri doluyor. 'Ey Tayyip'im sen bu hastaneleri yaptın ben şimdi köyden ne davarımı sattım, ne bileziğimi sattım, geldim, buraya para vermeden yattım' mesele bu. Bizim derdimiz 'Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.' Sağlık diyorsak, işte mutluluk diyorsak bu." açıklamasında bulundu.

Kendilerinden önceki dönemde hastanelerde cihaz sıkıntısı yaşandığını söyleyen Erdoğan, şimdi bu sıkıntıların aşıldığını bildirdi.

Göreve geldiklerinde birkaç çürük ambulansın çalıştığını, şimdi ise hepsinin pırıl pırıl olduğunu anlatan Erdoğan, uçak, helikopter ve paletli ambulansların da hizmette olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunları Bay İnce neyine anlatacaksın? Bunları nasıl görmemezlikten gelirsin? Biz bu süreçte 5 bin ambulansı sağlık örgütümüzün içerisine dahil ettik. Yapıyoruz ve yapacağız. Mutluluk bu, huzur bu. Yani halk kendisini yönetene güvenecek." sözlerine yer verdi.

"SÜREKLİ YURTLAR YAPIYORUZ"

Ücret politikalarına ilişkin değerlendirmeler yapıldığını anımsatan Erdoğan, göreve geldiklerinde 45 lira olan öğrenci bursunun şu anda 450 lira olduğunu aktardı.

Erdoğan, "Şu anda biz yurt yapımında da 'durmak yok yola devam' diyoruz, sürekli yurtlar yapıyoruz çünkü öğrencilerimizin gerçekten kaldıkları yerdeki maliyetlerini bizim düşürmemiz lazım." dedi.

Yurtlarda yer bulamayan öğrencilerin mecburen özel sektöre ait apartman veya evlerde kaldıklarına işaret eden Erdoğan, yoğun bir şekilde Kredi ve Yurtlar Kurumu olarak bu çalışmaları yürüttüklerini belirtti.

Lisans üstü ve doktora öğrencilerine lisans öğrencilerine göre daha yüksek para verdiklerini dile getiren Erdoğan, yurtlarda da 600 binin üzerinde öğrenciyi barındırdıklarını ifade etti.

"NE KADAR TAZMİNAT KAZANDIĞIMIZIN HESABINI TUTAMAZ OLDUM"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na Man Adası ile ilgili iddialarına ilişkin açılan tazminat davasında mahkemenin mahkumiyet kararı verdiğinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu tür iftiraları çok çirkin bir iftiraydı, bu da adalet duvarına çarptı. Şahsımı ve aile bireylerimi Man Adası'na para kaçırmakla itham eden Kılıçdaroğlu iftirasının cezasını ilk derece mahkemede buldu. Mahkeme, Kılıçdaroğlu'nu bu iftiraları sebebiyle toplamda 197 milyar tazminata mahkum etti. Siyaset yapmak ile haysiyet cellatlığını birbirine karıştıran bu zatın, ne kadar tazminat kazandığımızın hesabını ben artık tutamaz oldum. Bugüne kadar çok tazminatlar bu noktada aldım.

Bu partinin cumhurbaşkanı adayı da geçenlerde tüm milletvekillerini biliyorsunuz hırsız olmakla itham etti. Bir boyacı diyor ki 'Parlamentodaki bütün milletvekilleri hırsız.' Şimdi kendisi de buna katılıyor, biliyor musunuz? Şimdi 'Parlamentodaki bütün milletvekilleri hırsız' dediği zaman bu senin genel başkanını da kapsıyor, seni de kapsıyor. Demek ki sen de hırsızsın, o da hırsız, eğer kabul ediyorsun. Parlamento gibi bir kutlu mekanın mensuplarını böyle bir iftira ile veya böyle bir ithamla boyacı sandığı başındaki kişinin söylemesiyle kabullenmek olabilir mi? Şu anda bir defa bizim arkadaşlarımız hepsi dava açıyorlar. Bu davayı açmak suretiyle, tabii Muharrem İnce burada nereye varır ben bilemem ama hırsızlık ithamı karşısında iftira etmek, yalan söylemek, gerçekleri çarpıtmak bunların tabii iliğine kadar işlemiş vaziyette. Her seferinde yargıda boylarının ölçüsünü almalarına rağmen akıl almaz bir yüzsüzlükle, aymazlıkla, pişkinlikle yine buna devam ediyorlar."

Davaların açıldığını ancak yargının ne karar vereceğini bilemediğini dile getiren Erdoğan, "Hırsızlık ithamının ben ciddi bir cezayı müeyyidesi olduğunu biliyorum. Onun için buradan da gerekli cezayı alacaklarına da inanıyorum." yorumunu yaptı.

"YENİ SİSTEM TÜRKİYE'YE NE KAZANDIRACAK?"

Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "Yeni sistem Türkiye'ye ne kazandıracak?" sorusu da yöneltildi.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirilerine değinen Erdoğan, "Yeni sisteme girişimizin en önemli sebebi Cumhur İttifakı'yla ayrımı bir kenara koyalım, bir bütünlük, bir bütünleştirme bunu başaralım ve devlet yönetimine seri anlamda bir üretim getirelim çünkü eğer parlamentonun çalışması ağır olursa, yasa üretmede parlamento ağır giderse siz de yürütme olarak ne yapamıyorsunuz? Maalesef seri üretimde daha hızlı bir çalışmayı ortaya koyamıyorsunuz." ifadelerini kullandı.

"Cumhurbaşkanı yasa yapacak." diye saptırmalar olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bir defa cumhurbaşkanının yasa yapma yetkisi yok. Cumhurbaşkanı sadece kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini almış oldu. Bununla beraber yasa noktasında atacağımız adımlar konusunda parlamento bize müsaade etmedikçe bizim herhangi bir şey yapmamız da mümkün değil. Onun için belli bir sürede belli bazı çalışmaları yapma konusu ki o da bizim için tabii özellikle yemini yaptıktan sonra orada bir 10-15 günlük süreç bizim için önem arz eden bir süreç. O da nedir? Devletin üst düzeyde Cumhurbaşkanlığı katında yapılandırılması sürecidir, onu yapılandıracağız. Bu yapılandırma süreci içerisinde de bizler bir defa 16 Nisan kararlarıyla milletimiz eski sisteme son verdi. Şimdi yeni sistem bu 24 Haziran seçimiyle beraber sinyali alacak."

"KİMİN HANGİ GÖREVE GELECEĞİ KONUSUNDA EKİBİMİZLE ÇALIŞIYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistemde kimin hangi göreve geleceği konusunda ekibiyle çalışacaklarını ve ardından bu kişileri tanıtacaklarını aktardı.

Erdoğan, yeni sistemde milletvekillerinden bakan olarak görevlendirme yapılmasının partinin Meclisteki sandalye sayısında azalmaya yol açacağına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Burada parlamentodan milletvekili alabilirsiniz, alırsınız ama bir defa o arkadaşımızın yeri boşalmış olur. Yani bir milletvekilliğini kaybedersiniz. İkiyse ikiyi, üçse üçü kaybedersiniz. Onun için daha çok ağırlıklı olarak dışarıdan bu kabineye elemanlar almak bizi bu noktada daha da rahatlatacaktır. Parlamentonun sayısı biraz da bunu belirleyecek çünkü burada eğer güçlü bir Meclis kurabilirsek şu anda bizim meydanlardaki önemli sloganımız 'güçlü Meclis, güçlü hükümet'. Bunu bir defa bizim başarmamız lazım. Şimdi güçlü Meclis olması halinde o zaman bizim güçlü hükümet kurmamız da daha rahat olacaktır. Bu da tabii Cumhur İttifakı'nın bir yerde bize sağlayacağı bir imkandır."

Cumhur İttifakı'nın ne kadar milletvekili çıkaracağının kendileri için büyük önem arz ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Onun için de tabii şu anda meydanlarda Cumhur İttifakı'na oy talebimiz var ama Cumhur İttifakı'na oy talebinde bulunurken ister istemez mensubu olduğumuz partimizin bu noktada oyunun da yüksek olması şart." açıklamasını yaptı.

"Biz Cumhur İttifakı'nın herhangi bir kırılma yaşamasını, leke almasını asla arzu etmeyiz." diyen Erdoğan, "Böyle bir endişeniz mi var?" sorusuna, "Hayır, birileri tabii bunu kurcalamak isteyebilir, karıştırmak isteyebilir, onlara da fırsat vermemek lazım. Şurada zaten 16 gün gibi bir süreç var. Bu 16 günü birlik, beraberlik, dayanışma içerisinde sürdürmemiz lazım." yanıtını verdi.

"Hiç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nereden çıktı ya da -birtakım isimler dile getiriyor- AK Parti'ye bir tuzak mı diye düşündünüz mü?" sorusu üzerine Erdoğan, bunların hepsini en başta A'dan Z'ye düşünerek bu adımı attıklarını söyledi.

Dünyayı yeniden keşfetmediklerini belirten Erdoğan, "Tayyip Erdoğan da dedim ya çırak değil." ifadesini kullandı.

Erdoğan, 11,5 yıl başbakanlık, daha sonra 3,5 yıl da cumhurbaşkanlığı yaptığını hatırlatarak, dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin neredeyse tamamını gezip dolaşan bir lider olduğunu vurguladı.

"Dolayısıyla nerede ne var, kim var, orada sistem nedir, nasıl çalışıyor? Bunları tabii biliyoruz ve gittiğimiz yerlerde de bunların hepsiyle görüşüyoruz." diyen Erdoğan, yerel modeller ve merkezi yönetimlerde sistemin ne olduğunu gördüğünü ve bildiğini anlattı.

Başkanlık sistemiyle ilgili daha önce katıldığı bir televizyon programında "gerekli olduğu" şeklinde bir açıklaması olduğunu anımsatan Erdoğan, bunun kendisiyle başlayan bir süreç olmadığına dikkati çekti.

Merhum Turgut Özal ve Süleyman Demirel'in de bu sistemi savunduğunu dile getiren Erdoğan, "Hatta hatta Türkeş de savundu, Erbakan da savundu fakat birileri daha sonra oradan, o çarktan gelenler bile sonra bunu reddetmeye başladılar. Halbuki oradan gelen bir anlayış bu." ifadelerine yer verdi.

Dünyada da bu sistemi şu anda uygulayanların netice elde ettiğini söyleyen Erdoğan, "Ama şunu görmemiz lazım: Bu sistem bir koalisyon sistemi değildir. Aslında koalisyondan ayıklanma sistemidir bu. Şimdi 50+1 bir bakıma böyle görünüşte zor da olsa daha sonra işi ne yapacak, bu netleştirecek. Halk burada artık kendini belli bir yere doğru bir defa kararını verip sevk edecek." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin geçmişten bugüne koalisyon hükümetlerinde hiçbir netice alamadığını, tam aksine hep geri gittiğini kaydetti.

Kendi dönemlerinde ise hiç koalisyon hükümeti olmadığı için sürekli irtifa kazandıklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz bundan sonra aynı eskiye dönmeyelim, o koalisyon dönemlerinin darbesini yemeyelim istiyoruz. Bu adımı şu anda kararlı bir şekilde atalım istiyoruz. İnanıyorum ki bu seçimde inşallah başkanlığı almamız, parlamento da Cumhur İttifakı olarak güçlü bir yere ulaşmamız halinde bizim Türkiye'yi nasıl uçuracağımızı sadece milletimiz değil, dünya görecek. Bunu her alanda görecek."

"İTTİFAKTA BÖYLE BİR YANLIŞ OLMAZ"

"Bahçeli'nin de katılacağı bir ortak miting yapmayı düşünüyor musunuz? İttifak nasıl gidiyor?" sorularının yöneltilmesi, ardından "MHP tabanından oy alamayacakları'' yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Her şeyden önce biz Cumhur İttifakı olarak gönlüm birlikte miting... Hiç olmazsa İstanbul, Ankara gibi önemli bazı illerimizde miting yapsak çok daha isabetli olabilir ama burada bir zorlamayı gündeme getirmek gereksiz. Biz sadece teklif yaptık ama şimdi kendileri de herhalde bunu sadece kendileri olarak yapmayı planlıyorlar. Bizim de burada daha fazla ısrar etmeye gerek yok. Kendilerinin yapacağı mitinge saygı duyarız. Aynı şekilde biz de tabii kendi yapacağımız, bu hafta Ankara mitingimiz var, önümüzdeki hafta İstanbul mitingimiz var."

Erdoğan, bunları yaparken ilçe mitinglerinin de olacağını, Ankara ve İstanbul'un ilçelerinde de mitingler yapacaklarını aktardı.

Bu yarışı çok sıkı tutmalarının nedenini özellikle en ufak bir suistimale veya sıkıntıya fırsat vermemek olarak açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"(MHP'den oy alıyor mu, almıyor mu?) Bizim bunu bir defa konuşmamızı bile ben doğru bulmuyorum. Niye? Hedefimiz bizim MHP tabanından oy almak veya oraya yönelmek; böyle bir şey değil. Zaten biz neler yapacağımızı anlattığımız zaman halkımız, vatandaşımız ne yapacaktır; iradesini o istikamette yönlendirecektir. Ama biz şu anda Cumhur İttifakı'nın içerisinde ben kalkıp, 'Ortağımdan nasıl oy alabilirim' diye bunun hesabına girersem, bu yanlış olur. Biz onun hesabına gireceğimize, diğer siyasi partilerin tabanından nasıl oy alırız, onun hesabını yapalım. Yapmamız gereken odur. Arkadaşlarıma da ben bunu telkin ediyorum. Bırakın siz 'MHP'nin tabanından nasıl oy alırız?' Geçin o işi. Diğer siyasi partilerin tabanından nasıl oy alırız, bunun üzerinde oynayın çünkü öbür tarafta biz bir ittifak kurmuşuz. İttifakta böyle bir yanlış olmaz."

"DEVLETİ ŞİRKET GİBİ YÖNETMEK"

Erdoğan programda, "Kabinenizi oluştururken MHP'ye de sıcak gelebilecek kökenli isimler olabilir mi, buna dikkat edecek misiniz?" sorusunu da yanıtladı.

Böyle bir durumun da yine bir nevi koalisyon mantığı anlamına geldiğini kaydeden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şimdi bu yetkiyi yeni düzen kime veriyor? Cumhurbaşkanına. Şimdi Cumhurbaşkanı olarak biz de tabii en ideal kabineyi, kurulları, ajansları nasıl kuracağımı, bunun çalışmasını tüm mesai arkadaşlarımla beraber şu anda yürüttüğümüz çalışma arkadaşlarımla oturacağız, konuşacağız ona göre inşallah en ideal olanına, bu işi en başarılı şekilde yürütecek olan, Türkiye'ye yakışan bir kabineyi inşallah oluşturmuş olacağız."

"Teknokratlar kabinesi gibi mi?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Ben bir defa bir teknokratlar kabinesi asla düşünmem. Niye? Çünkü biz bürokratik oligarşiden çok çektik. Benim bir ifadem vardır her zaman; devleti şirket gibi yönetmek. Eğer bunu başarırsak, biz netice alırız. Şu anda birçok dünya ülkesine baktığımız zaman piyasadan gelen insanlar belli yerlere yerleşiyor. Bizim için de burada özellikle böyle bürokratik oligarşi içerisinde yoğrulmuş, orada tamamen erimiş, bitmiş değil. Siyasi vizyon sahibi olacak. Ama hakikaten adeta bir şirket yönetir gibi işi yönetebilecek kabiliyete sahip, üretken, vizyon sahibi bir kabine. Sonuç odaklı olacak."

"ŞU ANDA İŞTE BU İTTİFAKLA ZATEN BARAJ MARAJ KALMADI"

Millet İttifakı'nın hedefinin "güçlü parlamenter sistem" olduğu hatırlatılarak, Kılıçdaroğlu'nun bunu "darbe hukukundan arındırılmış, parlamentonun güçlü olduğu, yüzde 10 seçim barajı olmayan bir yapı" olarak tanımladığının belirtilmesi üzerine Erdoğan, şöyle dedi:

"Bir defa şu anda işte bu ittifakla zaten baraj maraj kalmadı. Öyle mi? Bunu niye konuşuyor ki? Bunu anlamak mümkün değil. Şimdi artık 16 Nisan ile farklı bir süreç başladı. Bu farklı süreçte ne var? İşte ittifaklar var. Şimdi bu ittifaklar içerisinde diyelim ki bizim ittifakımız, Cumhur İttifakı içerisinde baraj sorunu diye bir şey var mı? Kalmadı. Yani burada MHP için de böyle bir sorun söz konusu değil, bizim için de böyle bir sorun söz konusu değil. Peki Millet İttifakı diye ortaya çıkanlarda böyle bir sorun var mı? Onlarda da böyle bir sorun yok. Niye? Hiç belki çok çok düşük oy alma durumunda olan parti diğerine sığınarak, o da çıkma şansına sahip olacak. Ama sayısı az olur, çok olur ayrı bir konu. Ama burada sadece HDP böyle bir ittifakın içinde yer almadığı için, o kendi gayretiyle, kendi şansını tanımak suretiyle burada barajı aşar veya aşmaz. O onun sorunu. Dolayısıyla da şu anda zaten bu oluşturduğumuz yeni yapı bu sorunu ortadan kaldırıyor. Temenni ederiz ki bundan sonra da yine bu süreci biz aynı şekilde işletir ve artık gündemden bunu tamamıyla düşürmüş oluruz."

FETÖ İLE MÜCADELE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ ile mücadelenin nasıl ilerlediğine yönelik soru üzerine bu konudaki değerlendirmelerini aktardı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"FETÖ terör örgütüyle ilgili mücadelede bizim 15 Temmuz gecesinin sıcaklığı neyse şu anda da biz aynı sıcaklık içerisinde bu mücadelemizi sürdürüyoruz. Bir defa KHK'lerle bu süreç aynen devam ediyor ve biz asla buradan taviz vermeyeceğiz. Çünkü bunlar milleti böldüler, milleti parçaladılar. Bu milleti bölen, parçalayan FETÖ terör örgütüne asla cezaevinde olanlar zaten belli. Ağırlaştırılmış alanlar, müebbet alanlar, uzun yıllara sari ceza alanlar; bunların hepsi içeride. Tabii bu arada kaçanlar var, onları da kovalıyoruz. Bazılarını kaçtıkları yerde yakalayıp, oradan alıp geliyoruz. Bu mücadele bu şekilde devam ediyor. Şimdi tabii burada Adalet Bakanlığının bir çalışması var, o da yıl sonuna kadar bu davaların büyük bir kısmını bitirmek. Öyle bir gayretin inşallah içerisindeyiz fakat tabii Amerika kalkıp da şunu yapmıyor? Nedir o? Yani FETÖ terör örgütünün başını bize teslim etmiyor. Bu da tabii 15 Temmuz ile ilgili düşüncelerimizi bizim ciddi manada etkiliyor."

CHP'nin seçim beyannamesine de değinen Erdoğan, bunda FETÖ ile ilgili herhangi bir şey bulunmadığını belirtti.

Terör konusunun da beyannamede "es geçildiğini" ifade eden Erdoğan, "Niye? Beraber geziyor onlarla da onun için. Şimdi tabii bir şeyin üzerinde özellikle duracağım. İnşallah yani seçim sonrası olağanüstü hali biz şöyle masaya bir yatırıp, yani olağanüstü hal ile ilgili gözden geçirip onu kaldırma gibi bir durum söz konusu olabilir. Onun çalışmasını da yapmış olacağız." diye konuştu.

Olağanüstü hal uygulamasının kaldırılma sürecine yönelik soru üzerine Erdoğan, "İnşallah kabineyi kurduktan sonra kabineyle birlikte hemen Adalet Bakanlığına vesaire talimatı verip çalışmayı sürdüreceğiz. Tabii öyle fazla bu işler sürüncemede kalmaz. Hemen adımı atıp yola devam edeceğiz." yanıtını verdi.

Erdoğan, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin, katıldığı bir TV kanalında "ABD'liler beni aradı. Türkiye Gülen'in iadesini usulüne uygun istememiş." ifadeleri ve arayan ABD'li kişinin kim olduğunu henüz açıklamaması anımsatılması üzerine, şunları kaydetti:

"Yanıt alamazsınız. Bunlarda yalan diz boyu. Ve Amerikalı bir yetkili değil, CHP'nin kendi yetkilisi. Eğer Amerikalı bir yetkiliyse gelin Milli İstihbarata, Adalet Bakanlığına bunu söyleyin. Şu ana kadar ne Adalet Bakanlığına ne MİT'e söylediler çünkü bunlar yalancı.

Şimdi en son hani o '85 koli' meselesi var ya bunlar orada da aynı şeyi yapmadılar mı? Ben Sayın Bakan'a 'Tamam çağır, gelsinler' dedim. Ne oldu, gönderdiler adamlarını, ne buldular, dört tane adam işte çalışmış filan. Buldukları bir şey var mı? Biz bunlar üzerinde aylarca çalıştık ve ne dediler, yalancı diyorum ya bilerek söylüyorum, hepsi 'gazete kupürü' diyor. Burada iddianameler var, iddianamelerin yanında gazetelerin bu iddianamelerden çıkardığı kupürler de var."

"YURT DIŞINDAKİ OKULLARINI ERDAL İNÖNÜ'NÜN ZİYARET ETTİĞİNİ İYİ BİLİRİM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazetelerin yargıya çoğu zaman bilgilendirme noktasında haber kaynağı teşkil ettiğini anlatarak, "Kendileri yeri geldiği zaman parlamentoda gazetelerin sayfalarını açar gösterirler ama burada da işine gelince kalkıyor bakıyorsun buradan hemen kayış atıyor. Yok böyle bir şey." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "İşte bakın Man Adası. Ben size yargının verdiği kararla konuşuyorum. Ve şu anda ilk derece mahkeme kararını verdi. Şimdi onlar tabii istinafa gidecek, istinaftan sonra ne çıkar onu bilemiyorum. Ama bunlar her zaman bu tür cezaları da almaya hazır olsunlar." diye konuştu.

CHP'nin "FETÖ'nün AK Parti hükümeti döneminde büyüdüğü" eleştirilerinin sorulması üzerine Erdoğan, "FETÖ'nün bizim zamanımızda büyüdüğü iddiasını ben reddetmem, doğrudur. Bizim zamanımızda biz bunların bu tür bir ihanet içerisinde olmalarını gerçekten başta şahsım olmak üzere hiç düşünmedik. Ama meğerse bunlar büyük bir ihanet şebekesiymiş. Aldatıldık." değerlendirmesini yaptı.

FETÖ'nün sadece AK Parti dönemi değil, uzun bir geçmişi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Geçmişi var, ta Erdal İnönü'ye git. Bülent Ecevit, Erdal İnönü bunların en yakın dostuydu. Bunların yurt dışındaki okullarını Erdal İnönü'nün ziyaret ettiğini iyi bilirim, Ecevit'in aynı şekilde bilirim. Onların davetlerine katıldıklarını, icabet ettiklerini iyi bilirim. Burada kimse kimseyi aldatmasın. Gelsinler, işin doğrusunu ayrıca konuşalım kendileriyle. Ama samimi değiller.

Bak ben ne diyorum, biz yanıldık. Bunlara biz çok inandık. Ama bizim bir defa 2004'te Milli Güvenlik Kurulu'ndaki hedef sadece FETÖ değil, bu noktadaki tüm terör örgütlerine yönelik bir süreçti. Bunun üzerine biz ısrarla da gittik. FETÖ terör örgütünün dışında bir çok STK'da masaya yatırıldı. Onların üzerine yine gidildi. 2010'dan sonra da ayıklama süreci başladı."

"MAHMUR'DA TERÖRİST YETİŞTİRİLİYOR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü PKK/PYD ile süreci anımsatılarak, "Türkiye Kandil'e operasyon gerçekleştirecek mi?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

"Olayın tabii iki boyutu var. Kandil var, Sincar var. Bizim şu anda eğer Irak'tan Türkiye'ye herhangi bir tehdit olursa ki zaman zaman oluyor. Tabii burada Bağdat yönetimiyle de bu konuyu süratle görüşürüz. Bağdat yönetimi 'ben bu işi çözerim' dediği takdirde ne ala. Ama Bağdat yönetimi 'çözemem' dediği takdirde kimseden icazet almayız, Sincar'ı da Kandil'i de vururuz. Hatta hatta, bunu ilk defa dillendiriyorum Mahmur. Mahmur çok önemli. Birleşmiş Milletler şöyle demiş, böyle demiş. Birleşmiş Milletler'in Mahmur meselesini de halletmesi lazım çünkü Mahmur'da terörist yetiştiriliyor. Orası bir kuluçka yuvasıdır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birleşmiş Milletler'le bu konuda bir temas var mı?" sorusu üzerine, bu temasların geçmişte yapıldığını, bu konuları eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile çok konuştuğunu anlatarak, "Şimdi de Guterres ile konuşuruz. Birisi gelsin bu işi çözsün. Çözdünüz çözdünüz, çözmediğiniz takdirde gereğini yaparız. Burası çünkü kuluçka yuvası." açıklamasında bulundu.

Bağdat yönetimi ile hep birlikte konuşulup adım atılmasının önemine işaret eden Erdoğan, "Kandil nereden besleniyor zannediyorsunuz, Mahmur'dan besleniyor. Bunları yutmayalım. Sincar, küçük bir Kandil'dir aslında." dedi.

Erdoğan, bu konuda Amerika'nın bir desteği olup olmadığının sorulmasına karşılık, "Bir gece ansızın gelebiliriz." sözlerini anımsatarak, bu konuda mesafeli gitmenin isabetli olacağını vurguladı.

"POMPEO BU İŞTE ÇOK DAHA İDDİALI GÖRÜNÜYOR"

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı İnce'nin "Kandil'de terörist falan kalmadı." dediğinin anımsatılması üzerine Erdoğan, "Demek ki iç içeler. Çok iyi biliyor. Böyle diyorsa demek ki oradan istihbarat gayet iyi çalışıyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun ABD'li mevkidaşı Mike Pompeo ile Münbiç için ortak yol haritasını onaylaması sonrasında sürecin ne aşamada olduğu ve bu noktada ABD'ye yeniden güvenilip güvenilmeyeceğine ilişkin soruya karşılık, bu konuda bir zamanlamanın bulunduğuna dikkati çekti.

"Bu 'timing' (zamanlama) içerisinde Pompeo bu işte çok daha iddialı görünüyor." diyen Erdoğan, eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kendisine verdiği sözlerini tutmadığını, Münbiç'e terör örgütü PYD/YPG'nin sokulduğunu hatırlattı.

Erdoğan, bu bölgenin yüzde 90-95 Arap bölgesi olduğuna ama Arapların oradan çıkarılıp terör örgütlerinin sokulduğuna ve bu süreçte sorulduğunda "Bunlar terör örgütü değil." denildiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama şimdi Pompeo ile bu iş daha farklı bir yere geldi. O kabul gösteriyor ve bunlar Fırat'ın doğusuna çıkarılacak diyorlar. Şimdi sözünde inşallah durursa ki Mevlüt Bey'in (Çavuşoğlu) de bana söylediği şey çok samimi bir görüntü verdiği, 'duracak' diyor. İnşallah durursa o zaman Münbiç sorununu çok daha hızla halletme imkanı doğmuş olur."

FIRAT'IN DOĞUSU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütünün Fırat'ın doğusuna geçişinden sonra ne olacağının sorulması üzerine, şu açıklamaları yaptı:

"Fırat'ın doğusunda bu topraklar öyle yerleşim bölgeleri şeklinde değil. Çok daha rahat bölgeler. Burada en sıkıntılı bölge aslında Deyrizor'dur. Deyrizor tamamen verimli bölge olarak, yer altı zenginlikleri olarak çok farklı bir bölge. Tabii orada Amerika'nın da hassasiyetleri var. O hassasiyetler sebebiyle belki oraları daha da emniyet altında tutmak için öyle bir adım atabilir. Ama Suriye'nin merkezi yönetimi de Deyrizor konusunda hassas. Niye, orası onlar için petrol yatağı."

Bu noktada terör örgütü DEAŞ'ın da orada hesapları bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "DEAŞ bu hesapları yürütürken, bakıyorsunuz merkezi yönetimle pazarlık halinde. Oraya petrol satmak, oradan petrol almak gibi alışverişleri de oluyor. Bundan dolayı da tabii Suriye'nin kendi içinde bu meseleyi koalisyon güçleriyle farklı yürütüyor." dedi.

Diğer taraftan Türkiye'nin de bu konuyu Rusya ile beraber yürütme süreci bulunduğunu aktaran Erdoğan, teröristler temizlenene kadar bu mücadeleyi yürüteceklerini kaydetti.

Erdoğan, Türkiye'nin hassasiyetinin şu an daha çok Suriye'nin kuzeyinde bulunduğunu belirterek, Suriye'nin kuzeyinde, Afrin'de şu an itibarıyla 4 bin 500 teröristi etkisiz hale getirdiklerini bildirdi.

"Benim bu rakamı açıklamamdan da bazıları rahatsız oluyor. Niye rahatsız oluyorsun, bu terörist." diyen Erdoğan, bu teröristlerin etkisiz hale getirilmesi gerektiğini, aksi takdirde Türkiye'deki vatandaşların şehit edildiğini belirtti.

Benzer şekilde Cerablus'tan da DEAŞ'ın çıkarıldığını söyleyen Erdoğan, "Şimdi Sincar bizim için tehdit oluşturuyorsa... Kandil ki bizim için tehdit oluşturuyor. Orada da biz gereğini yapacağız. Biz bunu Sayın İbadi'ye de söylemiştik ama olmadı. Temenni ederiz ki bakalım şimdi hükümet nasıl kurulacak bunu görelim..." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte İran'ın rolünün ne olduğunun sorulması üzerine, bu konuda İran'la görüşmelerin çok yapıldığını ve hala da devam ettiğini aktararak, "Ayrıca tabii o bölgeyi İran'la görüşmemiz söz konusu. Tabii özel temsilcilerimiz vasıtasıyla yaptığımız görüşmeler var. Direkt olarak Sayın Ruhani'yle yaptığım, yaptığımız görüşmeler var. Bir de tabii bölge için de biliyorsunuz, Rusya-İran-Türkiye olarak üçlü yaptığımız çalışma var. İlk iki ayağını Soçi ve Ankara olarak yapmıştık. Üçüncü ayağını da büyük ihtimalle Tahran olarak yapacağız." açıklamasında bulundu.

Erdoğan, bu konuda tarihin henüz belirlenmediği bilgisini aktardı.

BEDELLİ ASKERLİK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bedelli askerlik seçim sonrası tekrar gündeme gelebilir mi?" sorusuna, şu sözlerle yanıt verdi:

"Bedelli askerlik konusunda Sayın Başbakan bir açıklama yaptı. Tabii bu bizim daha çok askerle çalışmamız gereken bir konu. Nasip olursa, 24 Haziran'dan sonra hemen 'Bizim ilk işimiz budur' diye girmek olmaz. Niye? Biz bu işe bakarken hassas bakmamız lazım. Çok ciddi bir birikim var, kabul ama bir tarafta da Afrin var, Cerablus var. Bir tarafta şimdi Sincar'ı, Kandil'i konuşuyoruz. Bütün bunlar da ortada. Bunların konuşulduğu bir dönemde eğer hemen bedelliyi öne çıkarma noktasına gelirsek bu yanlış olur ve halkım bize bu noktada 'Ne yapıyorsunuz' der. Onun için seçimi atlatalım, seçimden sonra bu işin hem askeri boyutunu bir değerlendiririz, ondan sonra kendi kabinemizde, ekibimizle ortak aklı oluştururuz. Ona göre de inşallah onun adımını hayırlısıyla atarız."

Programda bir soru üzerine Erdoğan, 2005 yılında Diyarbakır'da yaptığı konuşmayı hatırlattı.

O gün çok önemli bir şey söylediğini belirten Erdoğan, "Eğer, bu bir sorunsa benim sorunumdur ama şunu unutmayın; Türkiye'de sadece Kürt'ün sorunu yok, Türk'ün de sorunu var, Boşnak'ın da Laz'ın da hepsinin sorunu var." ifadesini kullandı. Erdoğan, şimdi bu sorunların değil, terör sorununun olduğunu vurguladı.

Bu terör sorununun baş aktörünün PKK olduğuna işaret eden Erdoğan, "Şimdi biz, terör sorunuyla mücadele ediyoruz. Bu terör sorununu sıfırlayana, ortadan kaldırana kadar, son teröriste kadar bu mücadelemizi devam ettireceğiz." diye konuştu.

Diyarbakır mitinginde karşısındaki 40 bin kişiye "Artık Kürt sorunu yoktur." dediğini anımsatan Erdoğan, bu konuşmasını herkesin alkışladığını ifade etti.

"Ret politikalarını kim kaldırdı? Biz kaldırdık. İnkar politikalarını kim kaldırdı? Biz kaldırdık. Baskıcı politikaları kim kaldırdı? Biz kaldırdık." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendi öz dilinde eğitim öğretimi alma imkanını kim getirdi? Biz getirdik. Kürt kardeşlerimizi çok aldattılar. Kendi devletine onları düşman hale getirdiler. Şimdi ben diyorum ki ey benim Kürt kardeşim, seni kendi devletine düşman hale getirenlere karşı tavrını koy, bu oyuna gelme. Diyarbakır'da 6-7 Ekim'de 53 tane Kürt evladımızı öldürenler, senin siyasi temsilini alabilecek kişiler olamaz. Diyarbakır Belediyesi'nin önünde ağlatılan o Kürt anneler, unutma ki senin annen. Onların kızlarını Kandil'e kaçıranlar kimler? PKK terör örgütü. Bunlar mı sizin temsilciniz olacak? İşte 24 Haziran bunlara gerekli dersi, cevabı verme günüdür. Türkiye'nin cumhurbaşkanı olarak size 'kardeşlerim' olarak hitap ediyorum. Niye? Çünkü benim Rabbim bizi kardeş olarak yarattı. 'Müminler kardeştir' buyuruyor Rabbim. Madem ki müminler kardeştir, o zaman kardeşliğimizin gereğini yerine getirelim. Yunus'un diliyle de birbirimizi sevelim. Yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevelim."

"KENETLENİRSEK, BU MİLLETİ KİMSE BÖLEMEZ"

Ayrımcılığa gidilmemesi gerektiğini anlatan Erdoğan, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Boşnak, Roman ayrılığının olamayacağına dikkati çekti.

"Eğer biz, birbirimizi sever kenetlenirsek, bu milleti kimse bölemez." diyen Erdoğan, "Rabia" işaretini hatırlatarak, "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Buna kimse 'hayır' der mi? Şu anda bunu yapıyoruz." dedi ve ırkçılığı kesinlikle reddettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kandil operasyonuna ilişkin ayrıntılar" hakkında bir soruya karşılık, "Artık biz, eski Türkiye değiliz. Üslerin üzerine düşen görevler var ama bunun yanında İHA'larla, SİHA'larla yaptıklarımız var. Bir de koordinatların belirlenmesinin ardından F-16'larla yapılacak olanlar var. Şimdi bir terörle mücadele süreci içerisinde kalkıp da bizler düşmana herhalde malzeme verme yolunu tercih edemeyiz. Bir gece ansızın gelebiliriz. Bizim stratejimiz bu olacak. Bir gece ansızın vurabiliriz." yanıtını verdi.

"İSTERİZ Kİ ULUSLARARASI BAZDA ZORLASINLAR"

"Ali Koç'un Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığına seçilmesine" ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, Ali Koç'un açık ara bir başarı elde ettiğini hatırlattı.

Koç'u tebrik ettiğini belirten Erdoğan, "Yeni dönemde onun da artık bu beklenen başarıyı ortaya koyması lazım. Çünkü sadece Fenerbahçe'nin ulusal bazda müsabakaları olmayacak, onun da uluslararası bazda müsabakaları olacak. Zannediyorum hocayla devam etme gibi bir şey var. Ali Bey'in teknik ekiple, bütün futbolcularla atılacak adımlarla isteriz ki güçlü bir Fenerbahçe ortaya çıksın." değerlendirmesini yaptı.

Galatasaray'ın da Fatih Terim'in kendine has üslubu ve ispatlamış olduğu bir konumuyla iyi bir noktaya geldiğini, Beşiktaş'ta Şenol Güneş'in tartışılmaz bir durumunun olduğunu belirten Erdoğan, Trabzonspor ve Başakşehir futbol takımlarının ulusal ve uluslararası bazda ortaya koyacağı başarının da kendilerini sevindireceğini söyledi.

Spor kulüplerine başarılar dileyen Erdoğan, "Galatasaray, Başakşehir, Fenerbahçe ve Beşiktaş uluslararası bazda artık şöyle bir zorlarlarsa işin başını bunlarla biz de tabii iftihar ederiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Spor yapıyor musunuz?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"Bu ara yok, nerede yapayım ama normal zamanda haftada üç gün böyle bir şeyim var, bu üç gün içerisinde ben bir aletli jimnastik çalışmasını yapıyorum. Bunun dışında şimdi havalar tabii artık güzel, havalar güzel olduğu için de hem basketbol hem futbol ekibimiz var. Onlarla beraber evin orada onları yapabiliyoruz. Tabii burada bütün mesele ter atmak. Teri atmak suretiyle işte o stresi onunla beraber zaten atabiliyorsunuz. Ekibimiz de iyi bir ekip ama ben tabii Cumhurbaşkanı olduğum için bana fazla dokunmuyorlar."



admin 4

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner37

banner27

banner34