Erdoğan, Şehircilik Şurası’nda Konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde, Cumhurbaşkanlığı himayesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca düzenlenen "Şehircilik Şurası Genel Kurulu"na katıldı.

09 Kasım 2017 Perşembe 09:36
Bu haber 128 kez okundu
Erdoğan, Şehircilik Şurası’nda Konuştu
banner1
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şehircilik Şurası Genel Kurulu’nda konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde, Cumhurbaşkanlığı himayesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca düzenlenen "Şehircilik Şurası Genel Kurulu"na katıldı.

8 Kasım Dünya Şehircilik Günü'nü kutlayan Erdoğan, "Şehircilikte Yeni Vizyon" temasıyla toplanan Şehircilik Şurası Genel Kurulu'nun ülke, millet ve özellikle de şehirler için hayırlı olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Ocak'ta yine aynı yerde şura çalışmalarının açılışının yapıldığını, alınacak kararların sadece bugün için değil, gelecek için de çok önemli olduğunu ifade etti.

Aradan geçen sürede yaklaşık 100 farklı kurum ve kuruluştan, alanında uzman 133 kişinin 4 ayrı komisyon halinde çalıştığını anlatan Erdoğan, komisyonlarda "Şehirlerimizde Kimlik", "Kentsel Dönüşüm", "Şehirleşme, Göç ve Uyum", "Şehirleşmenin Yeni Vizyonunda Yerel Yönetimlerin Rolü" başlıkları altında ve çok geniş bir yelpazede yoğun mesai harcandığını bildirdi.

Erdoğan, sonuçta, bugün ve yarın üzerinde nihai tartışmaların yapılacağı, birbirinden kıymetli raporların ortaya çıktığını vurgulayarak, teklifleri, tespitleri ve tenkitleriyle komisyon çalışmalarına katkı veren herkese teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek şurada alınacak kararların gerekse de sonuç bildirgesinin Bakanlık mensupları ve şehircilik alanında faaliyet gösteren tüm kurum, kuruluşlar için bir başvuru kaynağı olacağını belirtti.

İNSANOĞLU BU GÜCÜN VERDİĞİ ŞIMARIKLIKLA...

Bu çalışmaların geleceğin şehirlerinin inşasında adeta bir pusula vazifesi göreceğine inandığını belirten Erdoğan, hayatın hızla aktığı, mesafelerin, sınırların anlamının değiştiği, ilişkilerin karmaşık hale geldiği bir dönemde yaşandığını anlattı.

Bu yeni dönemin yol açtığı sıkıntılar yanında ulaşımdan iletişime, altyapıdan inşat teknolojisine kadar pek çok farklı alanda büyük imkânlar sunduğunu, dünyanın en ücra köşesindeki bir hadiseden saniyeler içerisinde haberdar olunduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Yapı teknolojilerindeki yeniliklerle beraber yüzlerce metrelik, katlık binaları kısa sürede tasarlayabiliyor ve birkaç saat içerisinde inşa edebiliyoruz. Bizden önceki nesillerin yaşanılmaz bulduğu nice bölgeler, şu an milyonlarca insanın hayatını sürdürdüğü büyük metropollere dönüşmüş durumda. Modern dönemle birlikte gelişmeye başlayan makina, çelik ve beton teknolojisi insanın eline dünyayı adeta inşa etme, değiştirme, arzu ve isteklerine göre biçimlendirme noktasında tahayyül edilemeyecek bir güç veriyor. İnsanoğlu bu gücün verdiği şımarıklıkla, belki de tarihte ilk defa, kendisini yaşadığı çevrenin yegane hâkimi olarak görmeye başlar."

BİR GÜÇ ZEHİRLENMESİNE DÖNÜŞTÜ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer varlıklara ve canlılara saygı anlayışının, paylaşma kültürünün yerini tahakküme bıraktığını ifade ederek, "Modern insanın yaşadığı bu güç adeta bir güç zehirlenmesine dönüştü, maalesef beraberinde de yabancılaşmayı getirdi. Böyle olunca da insan sadece kendine değil, ailesinden çevresine, içinde yaşadığı toplumdan dünyadaki diğer varlıklara kadar herkese ve her şeye yabancılaştı." diye konuştu.

Bugün modern bireyin gözünde, kendi dışındaki tüm varlıkların ortaklar değil, sınırsız güç mücadelesinde kontrol altına alınması gereken rakipler olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Tarihte insanının heba ve heveslerinin bu derece kutsandığı bir başka dönem baki değildir. Şu an dünyanın kronik sorunları haline gelen hiçbir meseleyi, bu anlayışın dışında değerlendiremeyiz. Çarpık kentleşme, çevre kirliliği, sosyal buhranlar, yıkıcı rekabet hatta terör olayları ve savaşlar, modern insanın tasavvurunda meydana gelen bu köklü değişikliğin birer tezahüründen başka bir şey değildir. Şüphesiz bu zihinsel yozlaşmanın menfi etkilerini en çok hissettiğimiz alanların başında şehircilik uygulamaları geliyor. Belediye başkanlığı yapmış bir dostunuz ve kardeşiniz olarak da önümde bir tespit var. O da İstanbul'un şehirleşme tarihiyle alakalı. İtalyan mimar Baroncelli'nin 4. ve 6. yüzyılda İstanbul'a bakışını görüyorum. O zaman bakıyorsunuz ki kaçak yapılaşma veya gecekondu gibi noktasal bazı durumları burada görüyorsunuz."

Erdoğan, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunu anımsatarak, "Çok ilginçtir, göreve geldiğimde ne yazık ki İstanbul'daki gecekondu sayısı 640 bindi, İstanbul'un nüfusu da o zaman 8 milyon. Görevi bıraktığımda İstanbul'da gecekondu sayısı 110 bine düşmüş, bunların içerisinde kaçak yapılaşma ayrıca var, bütün bunlarla beraber o günden bugüne ne yazık ki gerek gecekondulaşma gerek kaçak yapılaşma devam ediyor. Şehrin, mimaride ruhunu okumanın gönülle ilişkili olduğunu okuduk. Bu işin bir zihinsel yanının olduğu, gönülle ilişkisinin nasıl kurulduğunu okuduk. Çünkü şehirleri inşa ederken, onlara kendi ruhumuzdan da üfleriz, üflememiz gerekir." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Hacı Bayram-ı Veli'nin "Nagehan ol şehre vardım, onu yapılır gördüm. Ben dahi bile yapıldım, taş ve toprak arasında." şeklindeki sözlerini aktararak, "Bu kadar bu imar önem arz ediyor. Evet, insan inşa ettiği şehirlerde kendini de ortaya koyar, kendini de gösterir. Şehirler bu açıdan kurucularının, sakinlerinin üzerinde daha önce yaşayanların adeta aynası gibidir." diye konuştu.

"Hayata nasıl bakıyorsak, dünyayı nasıl idrak ediyorsak, yaşadığımız şehirlere de öyle şekil veririz." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sebeple ecdadımız çok güzel bir ifadeyle 'Şerefül mekan bil mekin.' yani 'Bir şehri aziz kılan o şehrin sakinleridir, yaşayanlarıdır.' derlerdi. Tasavvurumuz nasılsa inşa ettiğimiz şehirlerin mimarisi de öyledir. Yahya Kemal'in tespitleriyle ifade edecek olursak, 'Ecdat bir yere yerleşeceği zaman önce mescidini yapar, onun yanına hamamını kondurur, yakınında da mezarlığını seçerdi. Solmadığı ve yekpare olduğu için tevhidin temsilcisi olarak gördüğü selvilerini diker, sonra bunların etrafına evlerini inşa ederdi ve böylece toprak imana gelirdi.' diyor.

Şimdi dikkat edin. Yeşillik arıyorsanız nerede bulursunuz? Mezarlıkların olduğu yerde bulursunuz, bunun dışında maalesef... Bu tür sıkıntıları yaşıyoruz. 'Selvi, endamlı selvi' nerede? Mezarlıklarda. İstanbul'da selviyi bulacaksan Karacaahmet Mezarlığında bulursun, onun dışında bulamazsınız. Bu hale geldik. Bizim kültürümüzde işte şehirler böyle kurulurdu. Şehirlerin sultanı olan ve bir semtini sevmenin dahi ömre bedel olduğu İstanbul da böyle bir şehirdir. Şehirlerin anası Kahire de böyle bir şehirdi. Buhara, Semerkant, Tebriz, Kudüs, Medine, Bağdat, Şam, Kurtuba... Hülasaten medeniyetimizin tüm şehirleri, insanı, fıtratı aşkın olanı merkeze alan mekânları ifade ediyordu."

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, bu tasavvuru, "Cetlerimiz inşa etmiyorlar, ibadet ediyorlardı." diyerek tanımladığını anlatan Erdoğan, "Şehir kurmak için işte böyle bir vecd, böyle bir gönül bağı gerekir. İnsanın varoluş gayesini unutarak dünya üzerinde mutlak bir hakimiyet kurmayı hedefleyen mevcut paradigma önce böyle bir inceliğe saldırdı. Şimdi önümde cami, mescit onun önünde de dikkat edin kuşların evi var. Acaba şu anda artık bu kuşlara ev yapmayı düşünen var mı? Böyle bir anlayış kaldı mı? Bu hassasiyet çok önemli ve o kuşlar nereye barınacağını, nerede yiyeceğini, nerede içeceğini gayet iyi biliyordu. Bugünkü şehirlerimiz maalesef insan fıtratını değil, bireysel hırsları merkeze alan bir bakış açısıyla inşa ediliyor. İnsan fıtratıyla mütenasip olmayan her yer zamanla insanın zindanı haline dönüşüyor. Bu sebeple günümüz şehirleri insana huzur vermiyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Az önce güzel kızımız ifade etti, 'Beton, beton, beton'. Orada ruh yok, orada huzur yok. Bu huzuru yeniden bulmak için biz yöneticiler başta olmak üzere, tüm belediyelere çok ciddi işler düşüyor." dedi.

Salonda mimar ve mühendislerle beraber onların mimarı olan hocaların da bulunduğunu aktaran Erdoğan, "İnşallah atılacak adımlarda, hazırlanacak projelerde ve bu projelerin içine sığdırılacağı planlarda bunlar ihmal edilmezse inanıyorum ki şehirlerimiz çok daha farklı, çok daha güzel olacaktır. İnsan bizzat kendi elinin ürünü olan şehirlerde dünyasını karartan bir ruh haliyle oradan oraya savrulup duruyor. Onca ihtişama, onca şatafata rağmen dünyadaki metropollerin insanı ürkütmesinin, mutsuz etmesinin, adeta bir değirmen gibi öğütmesinin sebebi budur." ifadelerini kullandı.

MANHATTAN'DA RUH YOK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı sohbetlerde "Amerika'nın Manhattan'ı var." denildiğini anımsatarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Tamam da Manhattan'ın nesi var? Ruh yok, ruh. O Manhattan'da ruh yok. Girdiğiniz zaman, yazın o aydınlık günlerinde bile oraya girdiğinizde bir karanlık dünyaya girersiniz, aydınlık yok. Halbuki güneşten nasibini almak önemli değil mi? Ama orada onu bulamazsınız, tamamen karanlık bir dünyayı orada görürsünüz. Onun için de paralı olanı zaten Manhattan'da yaşamaz, onlar çok daha New York'un kenarlarında yaşamayı tercih ederler."

Sorunların kaynağını doğru tespit etmenin çözümün ilk adımı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şu an bizlerin şehircilik noktasında yüz yüze kaldığı meseleler ülkemizle birlikte dünyanın pek çok yerinde çeşitli derecelerde yaşanıyor. Her şeye rağmen Allah'a hamd olsun, bizim birçok açıdan iyi bir konumda olduğumuzu söyleyebiliriz. Her şeyden önce üzerinde oturduğumuz binlerce yıllık tarihi birikim tüm hoyratlığımıza, tüm ihmalkârlığımıza rağmen hala canlıdır, hala mümbittir." dedi.

Şehircilik konusunda asırlara sari bir müktesebat ve geleneğin bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şairlere ilham olmuş, masallara mekan olmuş şehirlerimiz, her biri adeta bir açık hava müzesini andıran kadim şehirlerimiz son bir asırdır yaşanan aşırı göç ve işgale rağmen ayakta kalmayı sürdürüyor." değerlendirmesini yaptı.

Özellikle son 15 yılda 81 ildeki birikmiş sorunların çözümü noktasında tarihi nitelikte adımlar attıklarını bildiren Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

"1950'lerden itibaren başlayan, özellikle 1970 ve 1980'lerde zirveye çıkan düzensiz göç, çarpık kentleşme, gecekondulaşma, hazine arazilerinin işgali gibi sorunları önemli oranda ortadan kaldırdık. Ülke genelinde artan araç sayısına rağmen trafik sorununu büyük ölçüde azalttık. Tüm kurumlarımızla birlikte asırlık ihmalleri gidermenin, kronikleşen meselelere çözüm bulmanın mücadelesini vermeyi sürdürüyoruz. Ancak böylesine köklü sorunların kısa sürede çözümü kolay olmuyor."

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesini devraldıklarında şehrin gündeminde patlayan çöplükler, akmayan sular, kokudan yaklaşılamayan Haliç ve getirilemeyen nice hizmetlerin olduğunu belirtti.

Türkiye'nin pek çok yerinde olduğu gibi İstanbul ve Ankara'nın da şairin ifadesiyle "üzerine usul usul karbonmonoksit yağan", kışın nefes dahi alınmayan durumda olduğunu ifade eden Erdoğan, metronun, tünellerin, alt ve üst geçitlerin, çevre yollarının kuru bir hayal olduğu şehirlerden isyan seslerinin yükseldiğini aktardı.

Şehirleşme hızındaki büyük artışa rağmen, geçen 15 yılda tüm bu sıkıntıları büyük ölçüde hal yoluna koyduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehirlerin dönüşümünde, TOKİ'nin öncüğülüğünde ortaya çıkan konutu, okulu, ibadethanesi, ticaret merkezi, çevre düzeni ve tüm altyapısıyla kendi kendine yeterli yerleşim birimlerinin çok önemli katkısının olduğunu dile getirdi.

BENİM DE ŞİKAYETÇİ OLDUĞUM YERLER VAR

Ülke genelinde milyarlarca fidan ve ağaç dikildiğini anlatan Erdoğan, "Bugüne kadar TOKİ vasıtasıyla 805 bin konutu tamamlayarak hak sahiplerine teslim ettik. Bu rakamın 355 binini dar ve orta gelir grubuna yönelik ürettiğimiz ve çok uygun şartlarda kendilerine verdiğimiz konutlar oluşturuyor. Buna rağmen zaman zaman TOKİ'yi eleştirenlere rastlıyoruz. Neymiş TOKİ projeleriyle mahalle kültürü yok oluyormuş, yeşil alanlar katlediliyormuş, binalar çok yüksekmiş. Benim de şikayetçi olduğum yerler var. İnanın bunları söyleyenlerin de tabii milletten haberi yok." diye konuştu.

MAHALLE KÜLTÜRÜ

TOKİ'nin, ortadan kaldırdığı gecekondulaşmanın olduğu bölgelerde kentsel değişim ve dönüşümü gerçekleştirdiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendileri 30-40 katlık rezidansta oturup kapı komşularının adını dahi bilmeyenlerin mahalle kültüründen bahsetmeleri kadar boş bir iş olabilir mi? Ömürlerinde bir kez olsun kışın ısınmak için soba yakmamış, her yağmurda çatısı akmamış olanların gecekondu hayatının erdeminden bahsetmeleri riyakarlıktan başka bir şey değildir. Hayatlarında bir tek ağaç dikmediği, bir tek ağaç sulamadığı halde dünyanın en çevreci insanı geçinenleri artık dikkate almıyorum ve almayacağız. Türkiye'de dünün ihtiyacı kısa sürede büyük miktarda konut üretip milletin talebine cevap vermekti. İşte TOKİ bunu yaptı. Özellikle mahalle projesi teklifini yapanlara hak veriyorum. Teklif doğrudur ve TOKİ'nin de Emlak Gayrimenkul'ün de bu istikamette çalışmalar geliştirdiğini biliyorum. Bugünkü ihtiyacımız neyse hiç şüphesiz TOKİ ona yönelecektir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 80 milyon kendi vatandaşı, sayıları 4 milyonu bulan çeşitli statülerdeki misafirleri, 6 milyon civarındaki yurt dışı insan gücüyle nasıl büyük bir ülke olduğunu göremeyenlerin ufuksuzluğundan bıktıklarını, usandıklarını ifade etti.

YOK 'KAÇAK' DEDİLER, YOK ŞU, YOK BU...

Bu kişilerin, kendilerine taş üstüne taş koydurmamayı hayat felsefesi olarak belirleyen bir çete olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Yol, baraj, köprü, metro yaparsınız karşınızda hep bu çeteyi bulursunuz. İstanbul'da AKM'nin projesini takdim edersiniz, ertesi gün Mimar Mühendisler Odası hemen bununla ilgili de müracaatta bulunur. Ne yaptınız siz bugüne kadar? Onu söyleyin. Nereye müracaat ederseniz edin, biliniz ki inşallah 2019, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nin, o dev opera binasının bittiği yıl olacaktır. İstediğiniz kadar çırpının, istediğiniz kadar yatın, ne yaparsanız yapın. Böyle yapa yapa 10 yılımızı yediniz. Artık daha size tahammül yok. Bedeli neyse biz bunu yapacağız. Sırça köşklerinden bize ahkam kesenlerin asıl derdi, büyükşehirlerin, özellikle de kurtarılmış bölge olarak gördükleri belli muhitlerin sadece kendilerine ait olmaktan çıkmasıdır. Lafa gelince halkçılığı kimseye bırakmayanlar, milletle aynı yollarda yürümeyi, aynı mekanlarda oturmayı, aynı meydanları paylaşmayı içlerine sindiremiyorlar. Bakınız şu gördüğünüz binadan başka bir opera binası yoktur. Bu da yarı opera binasıdır. Acaba niye yapılmadı, niye yapmadınız? İşte biz burayı yaptık. Külliyeyi yaptık, ona saldırdılar. Yok 'kaçak' dediler, yok şu, yok bu dediler. Danıştayına varıncaya kadar hepsi kararlarını verdi. 'Oraya gitmeyeceğiz' dediler, ondan sonra geldiler. Niye geldiniz? Hoşgeldiniz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan yerlerin şahsı için inşa edilmediğini, "milletin evi" olduğunu söyledi.

"Bugün varız, yarın yokuz ama bizim bu kubbede hoş bir sada bırakmamız lazım. 'Bu ülkede bir zamanlar filancalar geldi, gitti, gerçekten güzel eserler bıraktılar' dedirtmemiz önemli." ifadesini kullanan Erdoğan, farklı ülkelerden gelen devlet başkanlarını göğüslerini gere gere karşıladıklarını vurguladı.

BİZİM MİLLETİMİZE SÖZÜMÜZ VAR

Başbakanlık yaptığı süreçte, Başbakanlık ile Yargıtay arasında, caddede karşılama töreni yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, "Türk milleti bunu kendine yakıştırabilir miydi? Bunları yaptık. Şimdi ondan kurtulduk hamdolsun. Cumhurbaşkanı karşılamalarını burada yapıyor, Başbakan Çankaya'da yapıyor. Dünyayı tanımayanlar, bilmeyenler, nerede ne var bunu görmeyenler, anlamayanlar ne yazık ki olaylara hep dar pencereden baktılar. Artık o devran geride kaldı. Hiç kusura bakmasınlar. Biz onlara değil milletimize hizmetle mükellefiz. Bizim milletimize sözümüz var. Ülkemizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkaracağız. Bu yolda bize verecek katkısı olan herkese yüreğimiz de kollarımız da açıktır. Biz, takoz olmaya çalışanları ise 15 yıldır yaptığımız gibi kendi sığ dünyalarında bırakır yolumuza devam ederiz." diye konuştu.

MİLLETE EN İYİ ŞEKİLDE HİZMET ETMENİN MÜCADELESİ İÇİNDE OLACAĞIZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yusuf Has Hacip'in Kutadgu Bilig'te "Kötüye katılma selametle yürü, daima doğru ve dürüst ol. Küheylan gibi meydanda cevelan et." dediğini anımsatarak, kendilerinden başka herkese husumeti maharet sayan zihniyetteki insanlara harcayacak tek bir saniyelerinin dahi olmadığını belirtti.

Millete en iyi şekilde hizmet etmenin mücadelesi içinde olacaklarının altını çizen Erdoğan, Sultan Fatih'in ifadesiyle "Hüner bir şehri bünyad etmektir, reaya kalbin abad etmektir" inancıyla milletin gönlünü kazanmak için çalıştıklarını dile getirdi.

Bir siyasetçinin görevinin proje ve kalıcı eserler üretmek olduğunu vurgulayan Erdoğan, bir devletin vazifesinin de vatandaşlarının bir kaç adım önünde giderek, onların ihtiyaçlarına uzun vadeli çözümler geliştirmek olduğunu söyledi.

Türkiye'de, devlet yönetiminin uzun yıllar boyunca toplumun ve hayatın gerisinde kaldığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"1950 yılında şehirlerde yaşayan nüfus yüzde 25 iken bu oran 1980 yılında yüzde 44'e, 2000 yılında yüzde 65'e ve geçen yıl da yüzde 88'e ulaştı. Dünyada şehirlerde yaşayan nüfus ortalaması yüzde 54'tür. Aynı şekilde 1950 yılında nüfusu 500 binden fazla olan şehir sayımız sadece 2 iken bugün bu sayı 40'ı aştı. Şehirlerimizin önümüzdeki dönemde daha da kalabalık hale geleceğini tahmin etmek için allame olmaya gerek yok. Eski yönetim mantığı içinde bu değişimi kontrol etme ve yönlendirme şansımız yoktur. Mevcut politikalarımız ve araçlarımızla buraya kadar geldik. Önümüzdeki dönem için yeni politikalara ve araçlara ihtiyacımız olduğunu gayet iyi biliyoruz."

NİCELİK ODAKLI DEĞİL, NİTELİK ODAKLI ANLAYIŞI HAKİM KILACAĞIZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her alanda olduğu gibi şehircilikte de nicelik odaklı değil, nitelik odaklı bir anlayışın hakim kılınması gerektiğini dile getirerek, insanı merkeze almadan, fıtratı odak noktası yapmadan şehircilikte arzu edilen yere varılamayacağını ifade etti.

Modern mimarinin imkanlarıyla kadim ve kalıcı olanı sentezlemek için çalışacaklarını belirten Erdoğan, "Bir tarafı inkar yeni inşa olmaz. Hepsini miks edeceğiz, bu şekilde geleceğimizi inşa edeceğiz. Son iki asrımıza damgasını vuran o taklitçi zihniyeti artık bir kenara bırakmalıyız. Bugün yüzleştiğimiz meselelerin çözümü için önce zihniyet dönüşümünü gerçekleştirme ihtiyacımız var." dedi.

Yeni Şehircilik Vizyonu esaslarının son derece kıymetli olduğuna inandığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Merkezine insanı koyan, yeryüzünün dengesine müdahale etmeyen, şehirlerimizi korumanın yanında çocuklarımız için çok daha yaşanabilir, dünyaya örnek olacak şehirler inşa etmeyi amaçlayan bu anlayış Türkiye'nin Yeni Şehircilik Vizyonunun taşıyıcı sütunlarıdır. İnşallah bizler de tüm imkanlarımızla şura kararlarının tatbiki için gayret edeceğiz. Özverili bir çalışma sürecinin ürünü olan bu şuranın geleceğin şehirlerini planlama ve hayata geçirme noktasında bir dönüm noktası olmasını diliyorum. Emeği geçenleri başta Bakanımız olmak üzere tebrik ediyorum. Alınan kararların ülkemiz ve istikbalimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum."

Programa Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan da katıldı.

Konuşmalar öncesinde "Kabuk" adlı bir gösteri sunan 9 yaşındaki Nazlı Kaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, gösteri sırasında kullandığı Kuş Sarayı'nı takdim etti.

Daha sonra "Türkiye'nin Mühendis Kızları" projesi kapsamında LİMAK Holding'in burs verdiği 25 mühendis Erdoğan ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Bakan Özhaseki tarafından Matrakçı Nasuh'un "Kerkük Kalesi" minyatürü hediye edildi.



www.akparti.org.tr/site/haberler/cumhurbaskani-erdogan-sehircilik-surasi-genel-kurulunda-konustu/94247#1

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner26

banner34