Öne Çıkanlar çocuklar ve elektronik cihaz kullanması Peygamberimiz ikindi Namazının Kaçırınca Ne oldu şeytandan Allah a sığınmanın hikmeti Kırkağaç Gelenbe Kaza Beytullah Ölmez nergis nergiz

Bu haber kez okundu.

Vücudun Probiyotikle Desteklenmesi


Çağımızın en önemli hastalık nedenlerinden biri olan sağlıksız ve dengesiz beslenme uygulamalarıdır. Her geçen gün artarak çoğalan, besin değeri, koruyucu ve destekleyici özellikleri bulunmayan gıdaların tahribatını önlemek için, olumlu bazı faaliyetlerde bulunulması hayat kalitesi yönünden kaçınılmaz olmuştur. Beslenmede ilk önce fark edilmesi gereken nokta, sağlığın nasıl yok edildiği, şifalı ve canlı gıdanın giderek ölü ve faydasız gıda haline getirildiği ve bu konuda atılacak ilk adımın işin gerçek yönü ve bize faydalı olacak uygulama; hasta eden ve şifasını kaybetmiş her gıdaya hayır diyebilme noktasına gelinebilmesidir. Korunma ve destek yöntemlerinin en pratiği olarak önem kazanan, probiyotik beslenme metodudur. Bu çeşit beslenme ile gıdalarımız kat kat güçlenerek, süper gıdalar haline getirilebilecektir. Dar bir çevrede kullanılan probiyotik beslenme yönteminin, geniş çevrelere yaygınlaştırılması, fert ve toplum sağlığı açısından büyük faydalar sağlayacaktır. Bazı probiyotik gıdaların hazırlanması ile vücuda sağlayacakları koruma ve desteklerin yaygınlaştırılması amacıyla, tanımaya ve tanıtmaya çalışacağız.

Probiyotik kaynaklı besinlerle desteklenmeyen, bağırsaklardaki dost bakterilerin (MİKROBİYOTA) zayıflaması ve azalması sonucunda, vücutta meydana gelebilecek organik değişikliklerin sebep olacağı semptom ve hastalıklar geniş bir alanı kuşatacaktır. Doğabilecek sonuçları kısaca özetleyecek olursak “Kabızlık, ishal, karında şişlik, gaz ve geğirme sorunları, astım, alerji, saman nezlesi, kronik YORGUNLUK SENDROMU, fibromiyalji, romatoid artrit, depresyon, bilinç bulanıklığı, bellek sorunları, konsantrasyon ve öğrenme güçlüğü, kulak çınlaması, vertigo ve sersemlik hali, sistit, üretrit ve vajinal mantar enfeksiyonları, bulanık görme ve göz kuruluğu, akne, egzama, el ve ayaklarda mantar enfeksiyonları, menopozal sendromlar, ağız kuruluğu, diş çürükleri, dişeti hastalıkları, KALP DAMAR hastalıkları, KOLESTEROL yüksekliği, ritim bozukluğu, çarpıntı ve kilo sorunları sayılabilir.” (1) Bu şikayetlerin bir kısmını yaşıyorsanız, bağırsak dengesi bozulmuş ve dost mikropların sayısında azalma olduğu görülecektir.

Probiyotik kaynaklı beslenmenin gerçekleştirilememesi sonucunda, meydana gelen bağırsak florasını meydana getiren dost mikropların azalma ve çöküşünü hızlandıran gıdaları ve yaşam tarzını etkileyen maddelerin bilinmesi, yaşanacak hayatın kalitesinde farkındalık sağlayacaktır. “ Endüstriyel tüm rafine gıdalar, sentetik tatlandırıcılar, FAST FOOD gıdalar, glikoz ve rafine şekerle yapılan tüm gıdalar ve içecekler, RAFİNE TUZ ve MSG (monosodyum glokomat) katılan gıdalar, homojenize ve pastörize süt ve meyve suları, ANTİBİYOTİKLER, doğum kontrol hapları, GDO’lu gıdalar, koruyucu katkı içeren tüm gıdalar, kimyasal içerikli aroma, lezzet arttırıcı ve renklendiriciler, kimyasal temizlik ve hijyen ürünleri, kimyasal ilaçlar, ağrı kesiciler, sentetik vitaminler, mineral ve antioksidanlar, genetiğiyle oynanmış buğday ve tahıl ürünleri ve bunlarla yapılmış hamur işleri, bütün bunlarla birlikte sağlıksız beslenme, sağlıksız gıdalar ve pek çok kimyasalın etkisi altında kalarak ve antibiyotik gibi ilaçların kullanımıyla giderek güçsüzleşen bağışıklık sistemini bozuyoruz. Besin değeri düşük fast food ürünler ne kadar lezzetli olursa olsun, bağırsaklardaki faydalı bakteriler, bu yiyeceklerden hiç hoşlanmıyorlar.” (2) Bilimsel araştırmalarla belirlenen bu gerçeklerin unutulmaması faydamıza olacaktır.

Beslenmenin zor bir dönemece girdiği bu zor zamanda, toksin ve kimyasal katkı maddeli gıdalardan ne kadar sakınabilirsek, organizmamızın yıpranmasına engel olacak ve güçlenmesine destek sağlamış olacağız. Bu amaçla organizmanın sağlığını destekleyip geliştirmek için atılabilecek ilk adım, probiyotik deposu ve şifa kaynağı gıdaların en önemlisi olan KEFİR ve kefir altı suyu elde edilmesidir. Kefir, sütün kefir mayasıyla fermantasyonu sonucunda elde edilen ve laktik asit bakteri deposu olarak vücudu koruyup güçlendiren, dost bir gıda olup, faydalı bakteriler yönünden çok zengin bir şifa kaynağıdır. Yoğurt gibi sütün mayalandırılarak zenginleştirilmesi sonucu elde edilmektedir. Mayalanma süresi içinde, dost bakteriler güçlenerek şifa özellikleri artmış bir gıda olacağı gibi, lezzet ve besin değeri de yükselmektedir. Kefir dışında probiyotik değeriyle güçlendirilmiş gıdalardan “ Tarhana, boza, yoğurt, ekşi mayalı ekmek, turşu, şalgam suyu, ayran, peynir ve zeytin mayalanmalarıyla, bu yiyeceklerde bulunan enzim, antioksidan ve vitaminler 20 ila 100 katı çoğaltıyor. Fermantasyon sırasında bakteriler sebze ve meyvelerdeki selülozu yıktığı için, sindirimi kolaylaştırıyor.” (3)

Kefirin beslenme ve sağlık alanlarındaki destekleri dolayısıyla, evlerimizde kolaylıkla ve zevkle yapılabileceğinden, evde bulundurulması gereken bu şifa kaynağı içeceğin elde edilmesi için, mutfaklarımızda küçücük bir yer açmamız ve yapılışını bundan sonra anlatacağımız değerli kefir içeceğini yaygınlaştırabilmemiz için yakınlarınıza, komşularınıza ve dostlarınıza ikram etmeniz birçok hayır ve güzelliklere vesile olacaktır.

SAĞLICAKLA KALIN.

1) İpek KUŞÇU, Gerçek Probiyotik Beslenme, s. 17 Doğan Egmont Yayıncılık 2017

2) Age. s.18

3) Age. s.21

KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34