Bilişim Teknolojileri ve Talim-i Esma

Bediüzzaman’ın ahirzamanda en mergup metaı olacağını söylediği “ulum ve fünûnun en parlağı olan belÂgat ve cezalet” ifadeleri bize fikirlerin kabul ettirilmesi ve hükümlerin icra ettirilmesinin en iyi ve en kapsamlı şekilde yazılımla mümkün olabileceği gerçeğini de hatırlatmaktadır.

13 Eylül 2019 Cuma 20:53
Bu haber 972 kez okundu
Bilişim Teknolojileri ve Talim-i Esma
banner22
 
Bediüzzaman’ın ahirzamanda en mergup metaı olacağını söylediği “ulum ve fünûnun en parlağı olan belÂgat ve cezalet” ifadeleri bize fikirlerin kabul ettirilmesi ve hükümlerin icra ettirilmesinin en iyi ve en kapsamlı şekilde yazılımla mümkün olabileceği gerçeğini de hatırlatmaktadır.



Cenâb-ı Hak, yeryüzünde halife olarak yarattığı insanın, hilâfetini ortaya koyabilmesi, meleklere ve diğer varlıklara üstünlük kurup onların üzerinde tasarruf sağlayabilmesi için toplumlara muallim olarak peygamberleri göndermiştir. Peygamberler, gönderildikleri toplumların manevî terakkilerini ve ubudiyet ve duâ vasıtasıyla kemalâtlarını sağlarken, gösterdikleri mu’cizelerle maddî terakkilerini sağlamak için de onlara rehberlik etmişlerdir.

Bu gerçek Risale-i Nur’da şöyle ifade edilmiştir: “İşte, Kur’ân-ı Hâkim, enbiyaları, insanın cemaatlerine terakkiyat-ı maneviye cihetinde birer pişdar ve imam gönderdiği gibi, yine insanların terakkiyat-ı maddiye suretinde dahi, o enbiyanın her birisinin eline bazı harikalar verip yine o insanlara birer ustabaşı ve üstad etmiştir; onlara mutlak olarak ittibaa emrediyor.

İşte, enbiyaların manevî kemalatını bahsetmekle insanları onlardan istifadeye teşvik ettiği gibi, mu’cizatlarından bahis dahi, onların nazirelerine yetişmeye ve taklitlerini yapmaya bir teşviki işmam ediyor. Hatta denilebilir ki, manevî kemalat gibi, maddî kemalatı ve harikaları dahi, en evvel mu’cize eli nev-i beşere hediye etmiştir.”

İlk saat, ilk gemi, ilk sondaj, ilk zırh, ilk görüntü nakli gibi birçok yenilik peygamberler eli ile insanlığa sunulmuştur. Hazret-i Âdem’e verilen talimi esma mu’cizesi bütün eşyanın, yani canlı cansız her şeyin isim, sıfat ve özelliklerinin ona öğretilmesidir. Hz Âdem bu mu’cize ile ilk yaratılıştan kıyamete kadar geçecek sürede bütün varlıkları icmali bir surette öğrenmiş ve insanlara tedrici bir surette öğrendiklerini öğretmiştir. Şüphesiz ki bu isimler içinde Esma-i İlâhiyenin ayrı bir yeri vardır.






“Elhasıl: Sair enbiya aleyhimüsselâmın mu’cizatları, birer havârık-ı san’ata işaret ediyor. Ve Hazret-i Âdem’in (as) mu’cizesi ise, esasat-ı san’at ile beraber, ulum ve fünûnun havarık ve kemalatının fihristesini bir suret-i icmalide işaret ediyor ve teşvik ediyor.” Hazret-i Âdem’e icmalen, Hz. Muhammed’e (asm) Kur’ân-ı mu’cizül beyan vasıtası ile mufassalan talim edilen esma ile ilim, fen ve teknolojinin en ileri hudutları işaret ediliyor. “Her bir kemalin, her bir ilmin, her bir terakkiyatın, her bir fennin bir hakikat-ı âliyesi var ki, o hakikat bir ism-i İlâhiye dayanıyor” (Sözler, s. 295) ifadesi bu gerçeği ifade etmektedir.

BelÂgat-ı Eda ve Cezâlet-i Beyan

Bediüzzaman Said NursîKur’ân’ın mu’cize oluşunu belâgat ve cezalet kavramları ile açıklarken, Kur’ân’ın bu özelliği ile insanlığın ilim ve fendeki gelişimine işaret ettiğini şöyle ilişkilendirir: “Amma, mu’cize-i kübra-yı Ahmediye (asm) olan Kur’ân-ı Mu’cizu’l-Beyan ise, talim-i Esma’nın hakikatine mufassalan mazhariyetini, hak ve hakikat olan ulûm ve fünûnun doğru hedeflerini ve dünyevî, uhrevî kemalatı ve saadatı vazıhan gösteriyor. Hem pek çok azim teşvikatla beşeri onlara sevk ediyor. Hem öyle bir tarzda sevk eder, teşvik eder ki, o tarzla şöyle anlattırıyor:

“Ey insan! Şu kâinattan maksad-ı âlâ, tezâhür-ü Rububiyete karşı, ubudiyet-i külliye-i insaniyedir. Ve insanın gaye-i aksası, o ubudiyete ulûm ve kemalâtla yetişmektir.

Hem öyle bir surette ifade ediyor ki, o ifade ile şöyle işaret eder: “Elbette nev-i beşer ahir vakitte ulûm ve fünûna dökülecektir, bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise ilmin eline geçecektir.

Hem o Kur’ân-ı Mu’cizu’l-Beyan, cezalet ve belâgat-i Kur’âniyeyi mükerreren ileri sürdüğünden, remzen anlattırıyor ki: “Ulum ve fünûnun en parlağı olan belâgat ve cezalet, bütün envaıyla ahir zamanda en merğub bir suret alacaktır. Hatta insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için en keskin silâhını cezalet-i beyandan ve en mukavemetsûz kuvvetini belâgat-i edadan alacaktır.” (Sözler, s. 296) Günümüzün teknolojik gelişmeleri Kur’ân’ın asırlar öncesinden gösterdiği mu’cizeleri ve Bediüzzaman’ın bu konudaki yorumlarını doğrulamaktadır.

Kodlama/Algoritma/Yazılım

Ahirzaman olarak ifade edilen ve günümüzü de içine alan zaman dilimi içinde ilimlerin ve fenlerin diğer bir deyişle bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ön plana çıkacağını, ideolojilerin ve devletlerin hâkimiyet mücadelesinin bu gelişmeler üzerinden olacağını Bediüzzaman farklı şekillerde ifade etmektedir. Bu noktada Bediüzzaman belâgat ve cezâlet kavramına çok derin anlamlar yüklemektedir. Bunlardan birincisi olan belâgat “mutabık-ı mukteza-yı hale mutabakat etmek” yani halin gerektirdiği şekilde davranmaktır. Daha genel bir anlamı ile söz ve mananın uyumlu olması, en iyi sonucu almak için en uygun araçları kullanmaktır.

Diğer kavram olan cezâlet ise ifade güzelliği, daha farklı bir anlatımla, meramın anlatılmasında en etkili aracın ve materyalin kullanılmasıdır. Belâgat ve cezaletin edebiyatta ve hitabette bilinen anlamlarının dışında işaret ettiği çok önemli bir kavram da bilişimdir. Yazılım ve donanım olarak iki ana araç üzerinde ilerleyen bilişim sektörü; quantum bilgisayarları ile en hızlı bilgisayarlardan binlerce kat daha hızlı çalışma planlarken, yazılım konusunda da müthiş bir yarış içindedir.

Bilişimin özellikle yazılım kısmı, ülkelerin üstünlük kurma ve faaliyette önde olmak için yoğun çaba harcadıkları bir alandır. Ülkeler, bilişim konusunda hâkimiyet sağlayabilmek için eğitim sistemlerini yeniden gözden geçirerek algoritma ve kodlama eğitimlerinin başlangıç yaşlarını üçlere kadar indirmişlerdir. Bu konuda Uzakdoğu ülkeleri, Hindistan ve Amerika başı çekmektedir. Bugün artık yazılımsız donanım yapmak çok fazla bir şey ifade etmemektedir. Sofistike ve ileri teknoloji ile üretilen donanımlar yazılım veya yazılımın güncel versiyonu ile işletilemiyorsa hurda yığınından başka bir şey değildir. Bu cümleden olarak uçak uçamaz, füzesini kullanamaz, tank topunu ateşleyemez. Algoritma bir sonuca ulaşmak veya bir problemi çözmek için kullanılan yol haritası, kodlama da bilişsel sistemlere iş yaptırmak için verilen komutlar olarak anlaşılabilir. Her iki kavram da yazılımı destekleyen, nesneleri akıllı hale getiren uygulamalardır.

Bediüzzaman’ın ahirzamanda en mergup metaı olacağını söylediği “ulum ve fünûnun en parlağı olan belâgat ve cezalet” ifadeleri bize fikirlerin kabul ettirilmesi ve hükümlerin icra ettirilmesinin en iyi ve en kapsamlı şekilde yazılımla mümkün olabileceği gerçeğini de hatırlatmaktadır. Akıllı telefonlar bunun en çarpıcı örneğidir. Bir kamyon 20 ton çelik satarsanız, 2 kg ağırlığında 20 akıllı telefon alamazsınız. Bugün dünyanın en değerli şirketlerine baktığımızda eskiden olduğu gibi ne çelik şirketlerini görürüz ne de petrol şirketlerini. Son 15 yılda bu sıralama bilişim sektörü lehine ciddî anlamda değişmiştir. Gelecek onlu yıllarda bu gerçeğin çok daha çarpıcı ve ülkeleri çok etkileyen bir boyuta dönüşeceğini söyleyebiliriz. Yapay zekâ, arttırılmış gerçeklik çalışmaları ile gelecekte hükmün yazılımda mesafe almış ve bu konuya yatırım yapmış güçlerde olacağı görülecektir.

Ümit ederiz ki; kendisine bu gerçekleri hatırlatan ve teşvik eden mukaddes kitaplarına tabi olarak Müslüman toplumlar bu gerçeğin bir an önce farkına varırlar ve diğer bilimsel ve sanayi devrimlerinde olduğu gibi, çok gecikmiş olmazlar.




KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner35

banner38

banner37

banner34