Aldatanlar kimlerdendir?

Herkesin bildiği üzere güvenilir olmak, Müslümanların en başta gelen özellikleridir.

16 Mayıs 2018 Çarşamba 20:55
Bu haber 947 kez okundu
Aldatanlar kimlerdendir?
banner1
 Herkesin bildiği üzere güvenilir olmak, Müslümanların en başta gelen özellikleridir.
Çünkü Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) ömrü boyunca ‘en güvenilen kişi’ olmuş ve bunu düşmanları dahi tasdik etmiştir. Yine tarih şahittir ki, onun “Muhammed’ül Emin” olarak anılması, peygamber olmasından da öncedir. Onun ‘Emin’ olmasının derecesi şuradan anlaşılır: Düşmanları dahi değerli eşyalarını ona emanet etmiştir.

Müslümanların ‘güven’ imtihanını kaybetme tehlikesi herkesi derinden düşündürmelidir. Güvenilmeyen kişiler insanları ‘aldatma’ya başlar. Yine hatırlanacağı üzere Peygamberimiz (asm) “Bizi aldatan bizden değildir” (Müslim, Îmân 164) demiştir. Kayıtlara göre Peygamber Efendimiz bir gün pazarda alış veriş yaparken bir buğday yığını görür. Elini bu yığının içerisine soktuğunda ıslak olduğunu anlar. Buğday sahibine bu durumu sorunca, “Yağmur yağdı, buğdayım ıslandı” cevabını alır. Peygamberimiz de (asm) ıslak buğdayın alta, kuru buğdayın üste konulmuş olmasının ‘aldatma’ olduğunu hatırlatıp “Bizi aldatan bizden değildir” der. Farklı kayıtlar olsa da esas değişmiyor: Mü’min güvenilir olur, öyle olmalıdır. Aldatmak Müslümana yakışmaz.

Doğruluk, dürüstlük ve güven meselesi bu kadar önemli olduğu halde İslâm âleminde ve âlemimizde ‘güven’in bu kadar tahrip olmasını nasıl izah edeceğiz? ‘Güven’ en başta siyasette ve ticarette kayboldu. Siyaset neyse de ticaretteki güven kaybını kim savunabilir? Bu noktada Türkiye’yi idare edenlere de büyük vazife düşer. Milletin göz göre göre yanıltılmasına, aldatılmasına, kandırılmasına, güveninin istismar edilmesine nasıl sessiz kalınır?

Geçen gün indirim kampanyası açan bir markete yolumuz düştü. Bir sepette yer alan ‘bir kilo tereyağı’nın fiyatı dikkat çekiciydi: 20 TL! Bir kilo sütün 3 TL civarında olduğu bir ‘pazar’da bu nasıl olur? Paketin üzerinde küçük harflerle yazılı ‘içindekiler’ bölümünü okumaya başladık: Süt yağı yüzde 45, bitkisel yağ, (palm yağı yüzde 35), yağsız pastörize süt, su, emilgatör (yağ asitlerinin mono ve digiliseridleri), tuz (en fazla yüzde 0.5), asitlik düzenleyicisi (sitrik asit), koruyucu (potasyum sorbat) renk- lendirici (betakaroten.)

Şimdi, içinde yüzde 45 nisbetinde ‘süt yağı’ olan bir ürünü ‘tereyağı’ olarak satmak dürüstlükle izah edilebilir mi? Tereyağı, “Sütten ya da yoğurttan elde edilen taze yağ” olarak tarif edildiğine göre yarısı dahi sütten imal edilmemiş bir ‘ürün’e tereyağı diyebilir miyiz? Hem bu ayrıntıyı kaç kişi bilir, kaç kişi okur? Bu durum, belki “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı” ya da “Sağlık Bakanlığı”nın ilân ettiği kriterlere uygundur, ama hakka, hukuka, insafa, güven duygusuna uygun mudur? Yarısı ‘sütten imal edilmemiş’ bir ‘yağ’ı tereyağı olarak satmak dürütlüğe uyar mı?

Sadece bu misal bile ticarette güvenin sıfırın altına doğru düştüğünü görmeye ve göstermeye yetmez mi? İdarecilerin böyle bir tablo karşısında ‘işler yolunda’ tavrı takınması, güven temini için çare arayışına girmemesi ayrıca dikkat çekicidir.

Siyasetteki güven aşınması da ayrı bir konudur. Millete verilen sözlerin ekseriyetle tutulmaması güven sarsılmasının siyasetle sınırlı kalmamasını netice veriyor.

Güvensizlik meselesini masaya yatırmak ve yeniden ‘güvenilir insan’lar yetiştirmek Türkiye’nin yapması gereken en önemli işler arasındadır. Ticarette güveni temin edecek adımları atarak işe başlamak belki de en isabetli yoldur. Allah’ım bizi ‘aldatan’ olmaktan uzak tut. Amin

Admin 2
www.yeniasya.com.tr/faruk-cakir/aldatanlar-kimlerdendir_460644


    Yorumlar

Hava Durumu
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner37

banner25

banner34