Öne Çıkanlar deprem bölgesi Yalova üniversitesi 14 polis yaralandı fay hattı kırık oluşturmadı fay hattı

Bu haber kez okundu.

Dünyevî İstikbal Bir Katre Serap Hükmünde

ONUNCU REŞHA

İşte bak: Ne kadar merakaver, ne kadar câzibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaikı gösterir ve mesâili ispat eder. Bilirsin ki, en ziyade insanı tahrik eden meraktır. Hatta eğer sana denilse, “Yarı ömrünü, yarı malını versen, Kamer’den ve Müşteri’den biri gelir, Kamer’de ve Müşteri’de ne var, ne yok, ahvâlini sana haber verecek. 

Hem doğru olarak senin istikbalini ve başına ne geleceğini doğru olarak haber verecek”; merakın varsa, vereceksin.

Hâlbuki şu zat öyle bir Sultanın ahbarını söylüyor ki, memleketinde Kamer, bir sinek gibi, bir pervane etrafında döner. O Arz olan o pervane ise, bir lâmba etrafında pervaz eder ve o Güneş olan lâmba ise, o Sultanın binler menzillerinden bir misafirhanesinde binler misbahlar içinde bir lâmbasıdır.

Hem öyle acâib bir âlemden hakikî olarak bahsediyor ve öyle bir inkılâbdan haber veriyor ki, binler küre-i arz bomba olsa, patlasalar, o kadar acib olmaz. Bak, onun lisanında, “İze’ş-şemsü küvvirat [Güneş dürülüp toplandığında. (Tekvir Sûresi: 1.)], İze’s -semâü’n-fetarat [Gök yarıldığı zaman. (İnfitar Sûresi: 1.)], El-Kàriatü [Çarpacak olan felâket. (Karia Sûresi: 1.)]” gibi sûreleri işit.

Hem öyle bir istikbalden doğru olarak haber veriyor ki, şu dünye- vî istikbal ona nisbeten bir katre serap hükmündedir. Hem öyle bir saadetten pek ciddî olarak haber veriyor ki, bütün saadet-i dünyeviye, ona nisbeten bir berk-i zailin bir şems-i sermede nisbeti gibidir.

ON BİRİNCİ REŞHA

Böyle acib ve muammaâlûd şu kâinatın perde-i zâhiriyesi altında, elbette ve elbette böyle acâib bizi bekliyor. Böyle acâibi haber verecek, böyle harika ve fevkalâde mu’ciznüma bir zat lâzımdır.

Hem bu zatın gidişatından görünüyor ki, o, görmüş ve görüyor ve gördüğünü söylüyor.

Hem “Bizi nimetleriyle perverde eden şu semavat ve arzın İlâhı, bizden ne istiyor, marziyatı nedir?” pek sağlam olarak bize ders veriyor.

Hem bunlar gibi daha pek çok merakaver, lüzumlu hakaikı ders veren bu zata karşı her şeyi bırakıp ona koşmak, onu dinlemek lâzım gelirken, ekser insanlara ne olmuş ki, sağır olup kör olmuşlar, belki divane olmuşlar ki bu hakkı görmüyorlar, bu hakikati işitmiyorlar, anlamıyorlar?

Sözler, s. 267

LÛ­GAT­ÇE:

ahbar: Haberler.

Arz: Dünya; yer, yeryüzü.

berk-i zail: Bir anda parlayıp sönen şimşek.

hakaik: Hakikatler.

katre: Damla.

küre-i arz: Dünya, yer küre.

marziyat: Razı olunacak şeyler.

mesâil: Meseleler.

misbah: Lâmba.

muammaâlûd: Anlaşılmaz, halledilmez şekilde güç; halli müşkül iş veya şey.

Müşteri: Jüpiter.

perverde etmek: Besleyip büyütmek, yetiştirmek.

serap: Su olmayıp, su gibi görünen sis.

şems-i sermed: Batmayan güneş.

KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34