Öne Çıkanlar mustafa mallı Soğan Kokusu Nasıl Giderilir Taylan Tanay Murat Sakar esad

Bu haber kez okundu.

Hayatımızın Gayesi Ne? Terapiler 27-28

Hayatımızın Gayesi Ne?

Ne için yaşıyorsunuz? Başarılı bir okul, bol kazançlı bir iş, güzel bir eş, hayırlı çocuklar, konforlu bir ev, son model bir araba, sağlık, mutluluk, huzur... Saydıkça bitmez. Yaşamını daha kaliteli hale getirmek için bunlar çok önemli amaçlar ve mutlaka bu hedeflere hepimiz çok değer veriyoruz. Peki ya iman, ahiret, cennet! Hedeflerinin arasında bunlar da var mı? 

Fiziksel ihtiyaçlarımızı giderirken ruhumuzu ve kalbimizi aç bırakan bu anlayışla mutlu olmayı hedeflerken mutsuz hale geliyoruz. Çünkü doyumsuz insan, ebedi bir yaşama isteğine sahiptir. Allah'ın öldükten sonra insanı diriltecek olması, yani ahireti yaratacak olması, insanın bu isteğine ne güzel bir cevaptır. 

Biz dünyevi hedeflerimize önem verirken, ahiret hedeflerimize ne kadar önem veriyoruz? 

Dünya işlerimize günde 10 saatimizi ayırırken, ahiretimizi kazanmak ve cennette saraylar elde etmek için de günde 1-2 saatimizi ayırıyor muyuz?

Tüm kainat Allah'ın eseridir. Sen Allah'ın eserisin. Sen bu kainatta yaratılmışların en şereflisisin. Allah'ın seni yaratmasında bir kasıt ve hikmet vardır. Sen şükrederek bu yaratılışını tasdik edip, buna göre davranmak durumundasın. Bize verilen zeka, akıl, duygular ve hisler, diğer canlılara verilenlerden çok yüksek değerdedir. Bu sebeple sadece dünyevi zevkler ve maddi bir hedef için çalışmak, değerli aklımızı, duygu ve hislerimizi yanlış yolda kullanmamıza, duygusal tatminsizliğe ve ruhsal mutsuzluğa yol açmaktadır.

Para ödüllü bir TV yarışmasında "var mısın, yok musun?" diye soruyorlardı. Yarışmacı kazanmaya devam etmek istiyorsa "Varım!" demesi gerekiyordu. Biz de ahietimizde büyük ödülleri alabilmemiz için "Varım" dememiz gerekmez mi? 

Allahı görmek için var mısın?

Peygamberimizle görüşmek için var mısın?

Cennette sevdiklerinle birlikte olmaya var mısın?

Eğer cevabın evet ise, ahirette ödüllerimizi almak için, Allah'a layık bir kul olmak için, peygamberimize layık bir ümmet olmak için, Üstadımıza layık bir talebe olmak için "Varım!" diyerek, dinimizin getirdiği kurallara uymalıyız. 

Rad Suresi 28. Ayetinde ne güzel bir müjde vardır "Ellezıne amenu ve tatmeinü kulubühüm bi zikrillah e la bi zikrillahi tatmeinül kulub"  "Onlar, iman etmiş ve kalpleri Allah zikriyle yatışmış olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalpler Allah'ın zikri ile yatışır."

Allah'a iman etmek, ona teslim olmak, tevekkül etmek, hem dünya, hem de ahiret mutluluğuna sebep olmaktadır. 

İnsanın yaratılış amacı doğrultusunda sorumluluk ve yükümlülükleri vardır. İbadet! 

Kuran-ı Kerim'de insanların ve cinlerin esas yaratılış amacının Allah'a kulluk yapmak olduğu yazmaktadır. insanın Allah'a kulluk yapması, Allah'ın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak demektir. İnsanın gerçek gayesi, insana verilen kalp, sır, ruh, akıl, hatta hisler ile kendine layık bir şekilde ibadet etmektir. 

Hayatımızın gayesi ibadet etmek için yaratıldığımızdan, ibadet ettiğimizde, ahiretimizdeki zenginliği oluşturmanın huzuru ile görevimizi yapmanın mutluluğunu, ruhumuzun derinliklerinde hissederiz. 

Said Nursi Hazretleri 11. sözde hayatın gayesini 9 emiri yerine getirmek olduğunu söylemektedir.

"Ey gafil nefsim! Senin hayatının gayesini ve hayatının mahiyetini, hem hayatının suretini, hem hayatının sırr-ı hakikatini, hem hayatının kemâl-i saadetini bir derece anlamak istersen, bak. Senin hayatının gayelerinin icmâli dokuz emirdir.
Birincisi şudur ki: Senin vücudunda konulan duygular terazileriyle, rahmet-i İlâhiyenin hazinelerinde iddihar edilen nimetleri tartmaktır ve küllî şükretmektir.
İkincisi: Senin fıtratında vaz edilen cihazatın anahtarlarıyla esmâ-i kudsiye-i İlâhiyenin gizli definelerini açmaktır, Zât-ı Akdesi o esmâ ile tanımaktır.
Üçüncüsü: Şu teşhirgâh-ı dünyada, mahlûkat nazarında, esmâ-i İlâhiyenin sana taktıkları garip sanatlarını ve lâtif cilvelerini bilerek hayatınla teşhir ve izhar etmektir.
Dördüncüsü: Lisan-ı hâl ve kalinle Hâlıkının dergâh-ı rububiyetine ubûdiyetini ilân etmektir.
Beşincisi: Nasıl bir asker, padişahından aldığı türlü türlü nişanları resmî vakitlerde takıp padişahın nazarında görünmekle onun iltifâtât-ı âsârını gösterdiği gibi, sen dahi esmâ-i İlâhiyenin cilvelerinin sana verdikleri letâif-i insaniye murassaâtıyla bilerek süslenip o Şâhid-i Ezelînin nazar-ı şuhud ve işhâdına görünmektir.Altıncısı: Zevilhayat olanların, tezahürât-ı hayatiye denilen, Hâlıklarına tahiyyâtları; ve rumûzât-ı hayatiye denilen, Sânilerine tesbihatları; ve semerat ve gayât-ı hayatiye denilen, Vâhibü’l-Hayata arz-ı ubûdiyetlerini bilerek müşahede etmek, tefekkürle görüp şehadetle göstermektir.
Yedincisi: Senin hayatına verilen cüz’î ilim ve kudret ve irade gibi sıfat ve hallerinden küçük nümunelerini vahid-i kıyasî ittihaz ile, Hâlık-ı Zülcelâlin sıfât-ı mutlakasını ve şuûn-u mukaddesesini o ölçülerle bilmektir. Meselâ, sen cüz’î iktidarın ve cüz’î ilmin ve cüz’î iradenle bu haneyi muntazam yaptığından, şu kasr-ı âlemin senin hanenden büyüklüğü derecesinde şu âlemin ustasını o nisbette Kadîr, Alîm, Hakîm, Müdebbir bilmek lâzımdır.
Sekizincisi: Şu âlemdeki mevcudatın her biri kendine mahsus bir dille Hâlıkının vahdâniyetine ve Sâniinin rububiyetine dair mânevî sözlerini fehmetmektir.
Dokuzuncusu: Acz ve zaafın, fakr ve ihtiyacın ölçüsüyle kudret-i İlâhiye ve gınâ-yı Rabbâniyenin derecât-ı tecelliyâtını anlamaktır. Nasıl ki açlığın dereceleri nisbetinde ve ihtiyacın envâı miktarınca taamın lezzeti ve derecatı ve çeşitleri anlaşılır. Onun gibi, sen de nihayetsiz aczin ve fakrınla, nihayetsiz kudret ve gınâ-yı İlâhiyenin derecatını fehmetmelisin.

İslam’ın beş şartını yapıp, Kuran'ın güzel ahlakını üzerimize giyinir, tefekkür, ahlak ve ibadetle dokuz emri yerine getirirsek, hayatımızın gerçek gayesine ulaşmış oluruz.

Admin 2

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34