Öne Çıkanlar mustafa gök pkk kimi kaçırdı nazmiye koçaman muzaffer tan orduevi

Bu haber kez okundu.

Kuvvetimizi İhlâsta ve Hakta Bilmeliyiz

Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakta bilmelisiniz.

Evet, kuvvet haktadır ve ihlâstadır. Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlâs ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar.

Evet, kuvvet hakta ve ihlâsta olduğuna bir delil, şu hizmetimizdir. Bu hizmetimizde bir parça ihlâs, bu dâvâyı ispat eder ve kendi kendine delil olur. Çünkü yirmi seneden fazla kendi memleketimde ve İstanbul’da ettiğimiz hizmet-i ilmiye ve diniyeye mukabil, burada, sizinle yedi sekiz senede yüz derece fazla edildi. Halbuki kendi memleketimde ve İstanbul’da, burada benimle çalışan kardeşlerimden yüz, belki bin derece fazla yardımcılarım varken, burada ben yalnız, kimsesiz, garip, yarım ümmî; insafsız memurların tarassudat ve tazyikatları altında, yedi sekiz sene sizinle ettiğim hizmet, yüz derece eski hizmetten fazla muvaffakıyeti gösteren manevî kuvvet, sizlerdeki ihlâstan geldiğine kat’iyen şüphem kalmadı.

Hem itiraf ediyorum ki, samimî ihlâsınızla, şan ve şeref perdesi altında nefsimi okşayan riyadan beni bir derece kurtardınız. İnşaallah tam ihlâsa muvaffak olursunuz, beni de tam ihlâsa sokarsınız.

Bilirsiniz ki Hazret-i Ali (ra), o mu’cizevârî kerametiyle ve Hazret-i Gavs-ı A’zam (ks) o harika keramet-i gaybiyesiyle, sizlere bu sırr-ı ihlâsa binaen iltifat ediyorlar. Ve himayetkârâne teselli verip hizmetinizi manen alkışlıyorlar. Evet, hiç şüphe etmeyiniz ki, bu teveccühleri ihlâsa binaen gelir. Eğer bilerek bu ihlâsı kırsanız, onların tokadını yersiniz. Onuncu Lem’a’daki şefkat tokatlarını tahattur ediniz.

Böyle manevî kahramanları arkanızda zahîr, başınızda üstad bulmak isterseniz, [“Onları kendi nefislerine tercih ederler.” (Haşir Sûresi: 9)] sırrıyla ihlâs-ı tammı kazanınız. Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize şerefte, makamda, teveccühte, hatta menfaat-i maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz. Hatta en lâtif ve güzel bir hakikat-i imaniyeyi muhtaç bir mü’mine bildirmek ki, en masumâne, zararsız bir menfaattir; mümkünse, nefsinize bir hodgâmlık gelmemek için istemeyen bir arkadaş ile yaptırması hoşunuza gitsin. Eğer “Ben sevap kazanayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim” arzunuz varsa, çendan onda bir günah ve zarar yoktur; fakat mabeyninizdeki sırr-ı ihlâsa zarar gelebilir.

Lem’alar, s. 277

LÛ­GAT­ÇE:

hizmet-i ilmiye ve diniye: İlim ve din hizmeti.

hodgâmlık: Sadece kendini düşünmek, bencillik.

ihlâs: Samimiyet, içtenlik, doğruluk; bir işi başka bir karşılık beklemeksizin sırf Allah rızası için yapmak.

ihlâs-ı tam: Tam ihlâs, yaptığı her işinde Allah’ın emrini ve rızasını gözetme, dünyevî veya uhrevî hiçbir karşılık beklememe.

keramet-i gaybiye: Gaybla ilgili, görünmeyen ve bilinmeyene dair keramet.

mabeyn: Ara.

mu’cizevârî: Mu’cize gibi.

riya: İki yüzlülük, bir işi Allah rızası için değil de gösteriş için yapma.

tahattur etmek: Hatırlamak, hatıra getirmek.

tarassudat: Gözetlemeler.

yarım ümmî: Üstad Bediüzzaman’ın, el yazısı iyi ve okunaklı olmadığından kendisi hakkında kullandığı bir tâbir.

zahîr: Yardımcı, destekleyen, arka çıkan (kimse).

KAYNAK: YENİ ASYA

ADMİN 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34