Öne Çıkanlar zinde kalmak için kür Tarihte Bugün Neler Oldu Adana Ticaret Odası Başkanı Atilla Menevşenin Babası Vefat Etti 2012 MEMUR ZAMMI Antalya kaza

Bu haber kez okundu.

Ölüm Hakkında Kim Ne Demiş?

-KİM NE DEMİŞ-

KÜBRA ÖRNEK

[email protected]

***

“İyi ki Ahiret var”

“Şu gördüklerimiz bile bu dünyanın fani olduğunu bize hissettiremeseydi ne yapardık acaba? Ya duymaz olsaydı kalbimiz? Ya bize verilen şanın, şöhretin, malın, mülkün sahibi sansaydık kendimizi? Buralar zamanında zenginlerin yaşadığı bölgelermiş biliyor musunuz? Şimdi ise tam bir hayalet şehir. İyi ki ahiret var diyorsun burada. İyi ki.. Kim alırdı mazlumun öcünü? Kim zalime cezasını verirdi ahiret olmasa? İyi ki varsın Allah’ım. Kaymaktan, caymaktan sana sığınırız. Hamd sanadır.”

(Gamze Özçelik - Oyuncu)

“Ölseydin, ne diyeceklerdi senin için?”

“Bir hastalık geçirdim ben ve ölümden döndüm. Ve şöyle düşündüm yatakta yatarken, ‘Ne yaptın oğlum şimdiye kadar? Ölseydin, ne oldu meselâ, ne diyeceklerdi senin için?’ Sonra bir durdum böyle. Çok ısrar oldu başka lokasyonlara gitmemle ilgili… Hastalığımın daha da iyi geçmesiyle ilgili… Ben de dedim ki, ‘Yok ya ben köye gideceğim, orada bir başlangıç yapacağım, yeni bir başlangıç.’ Ve dedim ki, ‘Bundan sonra hayatımı başkaları için yaşayacağım. Birinin hayatını değiştirirsem iyi anlamda, bana yetecek.’ Hep bunun peşindeyim. Böyle bir başlangıç kararı aldım. Dünyanın en zor şeyi insanın kendisine karşı cesur olması aslında. Bazen insan kendini tanımaz, kaçar bazen, unutur kendini, uzaklaşır kendinden. O aralar verilen kararlar iyi kararlar değildir. Kendine cesaretle yaklaştıktan sonra, hatanı, sevabını, her şeyini tartıp ondan sonra güzel bir karar verebilirsin ve bu güzel bir başlangıç olur işte…”

(Nejat İşler- Oyuncu)

Yaşlanıyor muyuz?

“Dün havaalanında ayaklarını sürüyerek yürüyen bastonlu iki teyze geçti önümden... Arkalarından baktım. Ayaklarını zor kaldırıyorlardı. Binecekleri kapıyı iki kez unuttular, tekrar sordular.

Bir an o kalın tabanlı babaanne ayakkabılarının içinde kendimi düşündüm, sonra onların benim yaşımdaki hallerini. Bu iki kadın odadan odaya koşan iki çocuktular nihayetinde, evde koşturup duran iki genç kızdılar, başını yastığa koyunca hayallere dalan iki küçük kalp, tarlada, evde, işte çalışan iki güçlü bilektiler.

Çocuğunun birini kucaklamış, öbür eliyle yemek yapan birer anneydiler muhtemelen biz gibi...

Anladılar mı acaba ne ara bel büküldü, göz görmez, kulak işitmez, o yürümeyi bilmeyen ayaklar yürümez oldu... Sonra kendimi düşündüm, o nine ayakkabı dediğimiz ayakkabıların içine girecek kadar yaşayacağımızı bile bilmiyoruz. Öyleyse de, zaman geçecek ve bir gün bir genç kadın aynen benim yaptığım gibi arkamdan ne kadar da yaşlı diyerek bakacak. Telefondaki fotoğrafları temizledim sonra uçakta. Şu fotoğrafa bakınca durdum.

En fazla üç yıl öncesidir ve şimdi saçlarımdaki beyazlar burdakinin binlercesidir.

Yaşlanıyoruz, demek değil niyetim, onu zaten biliyoruz. Biliyoruz da, bunu, zamanın geçtiğini, bir gün bu gençliğin kalmayacağını, bugünlere bir daha asla geri dönemeyeceğimizi, yaşamın her an geri verilecekmiş kadar emanet ve asla bırakılmayacak kadar kıymetli olduğunu, yaşamak için yarının, sonranın, önümüzdeki haftanın değil bu anın, şimdinin, hemenin bizi beklediğini çabuk unutuyoruz. Unutmayın. Çünkü zaten ilerde unutacaksınız, her şeyi.”

(Şermin Yaşar - Yazar)

kaynak: yeni asya

 admin 1

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34