Öne Çıkanlar Adana son dalika Sefirin Kızı 17. Bölüm sezn finali İsrail basbakanı TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu akdam

Bu haber kez okundu.

Rusya Türkiye'nin Yumuşak Karnının Farkında

RUSYA, ÜLKEMİZİN YUMUŞAK KARNININ FARKINDA
Yakın coğrafyamızda emperyal devletler at koşturuyor. Çevremizde tansiyon bir türlü düşmüyor. Geçtiğimiz günlerde İdlib’de sağlanan ateşkes, Rusya’nın ve rejim güçlerinin hava saldırılarıyla bir defa daha kesintiye uğradı. Suriye meselesi ve İdlib’de sayıları milyonları bulan radikal unsurların nereye gideceği meselesi Türkiye’nin yumuşak karnıdır. Rusya Devlet Başkanı da bunun farkında. Erdoğan’ı sıkıştırmak istediğinde bu yumuşak karına vurmaktan çekinmiyor. Biz uzunca bir süredir başta İdlib olmak üzere Suriye’de yaşanan sıkıntıların Suriye’nin meşru yönetimi ile konuşularak halledilmesi gerektiğini söyleyip duruyoruz. Bunu dediğimiz için de Erdoğan bize demediğini bırakmıyor. Ama Putin söyleyince, Türkiye ve Suriye yetkilileri Moskova’da masaya oturtuveriyor. Bize laf yetiştirmek yerine, söylediğimizde bunu yapsalardı hem bu kadar şehit vermeden, milyarlarca dolar harcamadan, milyonlarca Suriyeli yerinden yurdundan olup ülkemize gelmeden durumu kontrol edebilecektik, hem de Putin’in elini bu kadar güçlendirmeyecektik.

ERDOĞAN PUTİN’LE, PARTİSİNİN MİLLETVEKİLLERİNDEN FAZLA GÖRÜŞÜYOR
Libya meselesinde de benzeri gelişmeleri yaşadık. Biz “Türkiye, Libya’da savaşmamalıdır, arabulucu rolü oynamalıdır, BM öncülüğünde Libya’da her iki tarafla da Türkiye’nin diyalog kurması ülkenin yararınadır” dedik. Erdoğan bizi uluslararası hukuku bilmemekle suçladı. Genel Başkanımıza demediğini bırakmadı. Sonra Putin Türkiye’ye geldi. Erdoğan ile baş başa görüştüler. Putin artık içeride ne söylediyse, Erdoğan toplantı bitiminde Genel Başkanımıza söylediği her şeyi unutuverdi ve Libya’da arabuluculuğa soyunma kararını aldı. Erdoğan, Putin’in bir dediğini her ne hikmetse ikiletmiyor. Son üç yılda Erdoğan’ın Putin’le yüz yüze veya telefon aracılığıyla 70 defadan fazla görüştüğü söyleniyor. Eminim bu kendisinin milletvekilleriyle, partisinin milletvekilleriyle yaptığı görüşmelerden, her bir milletvekiliyle yaptığı görüşmelerden çok daha fazladır.

 VAŞİNGTON İLE MOSKOVA ARASINDA PİNPON TOPUNA DÖNDÜ
Erdoğan’ın bir sözünü ikiletmediği bir diğer adres de Beyaz Saray. “Rahibi gönder” diyor Beyaz Saray’daki adam, 48 saat geçmeden, rahip Oval Ofis’e ulaştırılıyor. Ordumuz canını dişine takmış Barış Pınarı Harekâtı yaparken, Trump tehdit içeren birtakım tweetler atıyor, ABD Başkan Yardımcısı’nı Türkiye’ye gönderiyor. “Harekât dursun” diyorlar. Harekât durduruluyor. Erdoğan’ın siyasi ikbali için şahsileştirdiği dış politika, Saray iktidarını Vaşington ile Moskova arasında pinpon topuna döndürmekle kalmadı, ülkemizin hayati çıkarlarına da çok büyük zararlar verdi.

TÜRKİYE DEĞERLİ BİR YALNIZLIĞA SIĞINAMAZ
Türkiye’nin etrafındaki coğrafya son derece zor ve dengelerin her an değiştiği kaygan bir coğrafya. Yaşadığımız coğrafya bizim kaderimizse, bizimde buna göre davranmak ve tedbir almak zorunluluğumuz var. Bu bölgede Türkiye’nin hem askeri yani sert gücü; hem de başta ekonomik ve diplomatik olmak üzere yumuşak gücü son derece sağlam olmak zorunda. Bu iki güçten biri zayıflarsa bu hassas bölgede ayakta kalmakta zorluk çekeriz. Bu nedenle Türkiye, sadece askeri değil, karşılaştığı zorlu sınamalara karşı ekonomik ve diplomatik yani yumuşak gücünü bir an önce tahkim etmek zorundadır. Son dönemde dış politikayla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı’nın tamamen devre dışı bırakılması ve kararların Saray’da alındığı bir sistemle yürünmesi yumuşak gücümüze büyük zarar vermiştir. Türkiye’nin etrafında enerji kaynaklarının bulunması ve kullanılması konusunda yeni ittifaklar oluşurken, Türkiye değerli bir yalnızlığa sığınamaz.

BERLİN ZİRVESİ’Nİ OLUMLU KARŞILIYORUZ
Bu nedenle gecikmiş olsa da Libya ile münhasır ekonomik bölge anlaşması imzalanmasını destekledik. Şimdi bunu bir adım öteye taşımak zorundayız. Doğu Akdeniz’in zenginlik ve refahından tüm bölge ülkelerinin adil bir şekilde yararlanmasına Türkiye öncülük etmelidir. Bunun yoluysa bugün bölge ülkeleriyle ilişkilerimizin normalleşmesinden geçmektedir. Sorunları bir masa etrafında oturup konuşabilmeliyiz. Bu nedenle Libya meselesini çözmek için, hafta sonu gerçekleştirilen, Berlin Zirvesini olumlu karşıladığımızı buradan ifade etmek istiyoruz.

ZİRVEDEN ÇIKAN SONUÇ, BİZİM ÖNERİLERİMİZLE UYUMLU
Daha önce Mısır Devlet Başkanı Sisi ile fotoğraf vermemek için köşe bucak kaçan Erdoğan’ın dün Berlin Zirvesi sonrası Sisi ile aynı fotoğraf karesinde yer almasını not ettik. Dış politika böyledir işte büyük lokma yiyeceksiniz ama büyük laf etmeyeceksiniz. Bu fotoğraf karesi geç kalmış ancak ikili ilişkilerin normalleşmesi adına da doğru bir adımdır. Berlin Konferansı’ndan çıkan sonucun da bizim yaptığımız önerilerle uyumlu olduğunu görmek bize memnuniyet vermiştir. Biz Libya’da, daha işin başından beri, Birleşmiş Milletler öncülüğünde bir çözüm aranması gerektiğini savunduk. Berlin’den çıkan sonuç bildirgesinde de bunun altı çizildi. Cumhuriyet Halk Partisi, ülkeyi yönetmek için gereken ehliyet ve liyakate sahip olduğunu yaşadığımız her olayda yaptığı önerilerle göstermektedir. Bundan sonrada bunu ispat etmeye devam edecektir. Türkiye, bölgesel meselelerde beraber çalışabileceği başkentlerin sayısını arttırmalıdır. Sadece Moskova ve Washington’la çalışarak bu işi götürebilmek mümkün değildir. Saray İktidarına son uyarımız dış politikada yapılan hataların milletin cebini yaktığını bu nedenle de artık hataya tahammülümüz olmadığıdır.

BORU TÜRKİYE’YE DÖŞENİYOR, İNDİRİMİ BULGARİSTAN ALIYOR
Kara kış geldi, kapıya dayandı. Bakın yine bir dış politikayla bağlantılı bir durum. Yaz aylarında doğalgaz ve elektriğe taksit taksit yapılan zamların etkisini şimdi vatandaşlarımız misliyle hissediyorlar. Türkiye’nin her yerinden şikayet alıyoruz bu konuyla ilgili. Millet için soğuk kış günlerinde ısınmak dahi lüks oldu. Oysa daha birkaç hafta önce Putin’le TürkAkım projesinin açılışı yapıldı. Şimdi Rusya açılışı yapılan TürkAkım hattından Bulgaristan’a indirimli doğalgaz satmaya başladı. Peki, biz Rusya’dan bu hattan indirimli doğalgaz alabiliyor muyuz? Hayır. Daha önce Ukrayna, Romanya, Bulgaristan üzerinden gelen Batı hattından hangi fiyatla gaz alıyorsak, şimdi de aynı fiyatla gaz alıyoruz. Aradaki transit ülke sayısı azaldığı için Bulgaristan’a indirimli gaz veriyorlar. Ama boruların geçtiği ülke olan Türkiye indirim alamıyor. Türkiye’ye boru döşeniyor, indirimi Bulgaristan alıyor. Erdoğan ise, “TürkAkım’ın ismini Putin koydu” diye avunuyor.

ERDOĞAN’IN HATALARININ FATURASI
Peki, şimdi soruyoruz.  Erdoğan dış politikadaki hataları nedeniyle Putin’e bu kadar bağımlı hale gelmeseydi, Rusya’dan doğal gaz indirimi alma konusunda Türkiye’nin pazarlık gücü daha mı fazla olurdu, yoksa daha mı az olurdu? Cevabı belli. Suriye krizini iyi yöneten Rusya; Türkiye’yi başta enerji olmak üzere pek çok alanda kendine daha bağımlı hale getirdi. Üzülerek söylüyorum, Erdoğan’ın Suriye’deki hatalarının bedelini Türkiye’deki vergi mükellefleri sadece Suriyeliler için ödediği ve ödeyeceği paralarla değil, pahalı enerji faturalarıyla da uzun yıllar ödeyeceğe benziyor.

BEYFENDİ SANKİ HOLLANDA BAŞBAKANI
Toplumun her kesimi büyük sıkıntı içinde. Esnafımız çekini, senedini ödeyemiyor, iş adamı iflas ile konkordato kıskacı arasında sıkıştı kaldı, işsiz, borçlu yurttaşlarımız yaşamlarına kıyma noktasındalar. Saray sosyetesi dışında milletin her kesimi dertli.
Geçtiğimiz hafta 81 ilden Ziraat Odalarımızın değerli başkanları TBMM’de Parti gruplarına ziyarette bulundu, çiftçilerimizin sorunlarını TBMM’ye milletvekillerine taşımaya çalıştılar. Çiftçilerimizin elektrik, gübre, mazot, su, kredi borçları artık taşınamaz hale gelmiş durumda. Bıçak çiftçinin kemiğine dayanmış, artık kemiği de kesmeye başlamış. Ama iktidar milletin her kesimine olduğu gibi çiftçimize de sırtını dönmüş durumda. Sarayın kibirlisi hafta sonu çıkmış “ülkemizde üretilmesi mümkün olan hiçbir şeyin dışarıdan getirilmesine razı olamayız” demiş. Yani bunu duyanda zannedecek ki Beyefendi Hollanda başbakanı. İyi, güzel de… Rusya’dan buğdayı ithal eden senin iktidarın. Helal eti Sırbistan’dan alan senin iktidarın. Arjantin’den alınan sığırı, Gürcistan’dan ithal edilen samanla besleyip hayvancılık yapıyoruz diyen de senin iktidarın. Avuç içi kadar Hollanda 2019’da 94 milyar Avroluk tarımsal ürün ihracatıyla dünya ikincisi oldu. Erdoğan iktidarı tarım devriminin yapıldığı Anadolu topraklarında, tarımı da çiftçiyi de bitirdi.

HER BİR ÇİFTÇİ AİLESİNE 79 BİN TL BORÇLULAR
Karşımızda kendi çıkardığı kanuna uymayan bir iktidar var. Tarım kanununun emrettiği destekleri vermiyorlar. Çiftçinin 2007’den yani kanunun çıktığı yıldan buyana alması gereken destek 318 milyar lira. Verilen 143 milyar. Ödenmeyen 175 milyar. Yani her bir çiftçi ailesine bölersek her bir ailenin devletten 79 bin lira alacağı var. İktidarsan muktedir olacaksın, verdiğin sözü tutacaksın.

2018’DE DE ŞAHLANIŞ DEDİLER, ŞAHLANAN DOLAR KURU OLDU
Geçtiğimiz hafta yine Erdoğan, ucube tek adam rejiminin ilk bir yılını değerlendirdi ve 2020 beklentilerini de açıkladı. 2019’un “yeniden yükseliş” yılı, 2020’nin ise “yeni bir şahlanış döneminin başlangıcı” olduğunu ifade etti. Benzer şeyleri 2018’de de söylemişti ama şahlanan dolar kuru olmuştu, faizler olmuştu. Yani ne diyelim Erdoğan ne yiyip ne içiyorsa vatandaşlarımız da keşke onlardan yiyip, içebilse… Milletin yaşadıklarından bihaber, hakikatleri bu kadar görmezden gelen, yalanı doğruymuş gibi anlatan böylesine bir popülizm gerçekten başka ülkelerde görülmedi. Rakamlar ortada. Bu rakamlar bizim de değil Sarayın kendi rakamları.

UÇAĞIN BURNU KALKMADAN LASTİKLER PİSTE İNDİ
Şimdi 2019 yılını hatırlayın yüzde 2,3’lük bir büyüme hedefiyle başladık. Sonra, gerçekleşme tahmini binde 5’e indirildi. Yani başta söylediklerinin beşte biri ama çok büyük bir başarı varmış gibi bayram ediyorlar. Açık söyleyeyim, Saray uçağın burnunu kaldırmadan lastikler yeniden piste indirmiş ama oturuyorlar yükselişten bahsediyorlar. Bir başka rakam. Bu da bizim değil. Damadın kankasının başında olduğu TÜİK’in hem de makyajlanmış rakamları. Ne demişti damat geçen yılın başında, “2019’da 2,5 milyon yeni istihdam yani millete iş imkanı sağlayacağız” demişti. Kayınpederi de bu hedefe sahip çıkmıştı. Sonuç? Bırakın 2,5 milyona ilave istihdam sağlamayı, iş imkanı sağlamayı, 2019’un Ekim ayı itibariyle TÜİK’in yaptığı bunca ağır makyaja rağmen iş sahibi 527 bin yurttaşımız son bir yılda işini kaybetmiş.

admin 4

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner38

banner37

banner34